Bir sağanak yağış…
Hepsi bu kadar.
Ne deprem oldu ne kasırga ne olağanüstü bir afet.
Birkaç saatlik yağmur, Diyarbakır’ı adeta felç etti.
Caddeler göle döndü, araçlar yollarda mahsur kaldı, trafik kilitlendi, vatandaş evine ulaşamadı.
Sosyal medyada paylaşılan görüntüler ise bir büyükşehirden çok altyapısı çökmüş bir kasabayı andırıyordu.
Sormak gerekiyor:
-Bu şehir gerçekten bir büyükşehir mi?
Her seçim döneminde dev projeler anlatılıyor.
Vizyon toplantıları yapılıyor.
Dev ekranlarda “modern şehir”, “güçlü ulaşım”, “geleceğin Diyarbakır’ı” sloganları havada uçuşuyor.
İş gerçek hayata gelince birkaç saatlik yağmur bütün makyajı akıtıyor.
Vatandaş artık şu soruyu yüksek sesle soruyor:
-Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi nerede?
Ortada ciddi bir yönetim zafiyeti var.
Yıllardır büyüyen şehirde nüfus artıyor ama altyapı aynı kalıyor.
Yeni yollar yapılıyor ama yağmur suyu tahliye sistemi yapılmıyor.
Beton yükseliyor, asfalt genişliyor ama toprağın nefes alacağı tek bir alan bırakılmıyor.
Sonuç?
Bir yağmur yağıyor, şehir Venedik’e dönüyor.
Üstelik mesele sadece altyapı da değil.
Üst yapı da çökmüş durumda.
Bozuk yollar, yetersiz kavşaklar, plansız trafik akışı ve kontrolsüz yapılaşma artık günlük hayatı işkenceye çevirmiş durumda.
Yağmur, sadece bu çöküşün üzerindeki örtüyü kaldırıyor.
En acı olan ise vatandaşın artık şaşırmaması.
Şehirli, her yağmurda aynı manzarayı görüyor:
Tıkanan mazgallar,
Su altında kalan araçlar,
Çalışmayan kriz yönetimi,
Ortada görünmeyen yöneticiler.
Belediyecilik; konser afişi paylaşmakla, sosyal medya videosu çekmekle, protokol törenleri düzenlemekle olmaz.
Belediyecilik, vatandaşın sabah işe giderken yolda kalmamasıdır.
Belediyecilik, bir annenin çocuğunu sel suyunun içinden geçirmek zorunda kalmamasıdır.
Bugün Diyarbakır’ın ihtiyacı olan şey reklam değil, gerçek altyapı yatırımıdır. Şehrin acilen:
Yağmur suyu drenaj sistemlerini yenilemesi,
Riskli bölgelerde dev tahliye hatları kurması,
Dere yataklarını açması,
İmar planlarını yeniden gözden geçirmesi,
Trafik ve afet koordinasyon merkezini etkin hale getirmesi gerekiyor.
Bu görüntüler kader değil, ihmalin sonucudur.
Ve unutulmamalıdır:
Bir şehrin gerçek kalitesi güneşli havada değil, ilk ciddi yağmurda ortaya çıkar.
Diyarbakır ise bu sınavdan bir kez daha sınıfta kalmıştır.