Not: İran’ın Minab şehrinde Şecer-i Tayyibe Kız İlkokulu’nda cennete göçen 168 fidanımızın hatırasına sunuyorum!
Dünyaya ve insanlığa barış, özgürlük ve demokrasi getireceğiz; insan haklarına uyacağız diyerek insanların yüzüne baka baka yalan söyledikleri halde yüzleri kızarmayan yüzsüzlerin sergiledikleri rezaletlerin haddi hesabı yok! Günümüz demokrasi ve insan hakları düşmanlarının insanlığa sığmayan davranışları ayyuka çıkmış; tahammül edilemeyecek duruma gelmiştir. Bu ikiyüzlülerin yaptıkları karşısında duygulanmamak elde değil. Bu duygular deryasında yüzerken mısralara döktüğüm aşağıdaki şiirimi sunuyorum:
Anne kucağından koştuk öğrenme yuvasına!
Garip sesler duyduk ders dinlerken sıralarımızda!
“Nedir bu,“boom!” sesleri öğretmenimiz?” dedik!”
“Bir tek davuldan çıkan “güm” sesini biliriz!
“Neyin nesidir bu soğuk sesler de?”
“Nedir bu uğultular, güzelim Minab Şehri’nde”
“Gök mü gürlüyor 0kara dumanlı gökyüzünde?”
“Bizden sakladığınız bir şey mi var?”
“Ne geziyor gökte bu demir oyuncaklar?”
“Ne saygısızmış havada ses çıkaranlar!”
“Gürültüden anlayamıyoruz dersimizi!”
“Korkudan yiyemiyoruz annelerimizin kurabiyelerini,”
“Soyamıyoruz ninelerimizin haşlanmış yumurtalarını!”
“Okşayamadı bak öğretmenimiz, sarı ipeksi saçlarımızı!”
***
“Düşümüzdeyken, çöktü üstümüze tavan!”
“Bomba ve ölüm” nedir bilemedik o an!”
“Ayrıldı tenimizden geçici bir süre can!”
“Açınca gözümüzü, işte yemyeşil alan!”
“Göründü gölgeliklerle süslü yeşil vatan!”
“Doyasıya su içeceğimiz pınar başındayız!”
“Altlarından ırmaklar akan köşklerdeyiz!”
Tez zamanda yüzsüzler belalarını bulurlar inşallah! Müslümanların da akıllarını kullanmaları ve üzerlerine düşen görevlerini yapıp “Düşmanın silahıyla silahlanın!” emrine uyarak bu kara vicdanlılardan kurtulmanın yolunu bulmaları umuduyla kalın sağlıcakla!