Aradan tam sekiz yıl geçti…
ABD destekli 15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden sekiz yıl geçti. Bu topraklarda nice ihanete şahitlik etmiş bir milletin evlatları, 2016 yılının o karanlık Cuma gecesinde yine ihanete maruz kaldı.
Bu kez hesap tutmadı. Küresel emperyalist güçlerin yön verdiği, yerli işbirlikçilerin sahaya sürdüğü o alçak kalkışma; minarelerden yükselen salâlar, cihad ve şehadet aşkıyla meydanlara çıkan halkın yüreğiyle akamete uğratıldı.
Cumhuriyet döneminde neredeyse her on yılda bir sahnelenen askeri darbeler, ülkenin kaderine ipotek koymuş, milletin iradesini yok saymıştır. 15 Temmuz ise bu zincirin son halkasıydı.
Bu kez millet susmadı.
Sessiz kalmadı. Kendisine biçilen esaret gömleğini yırtıp attı. Tankların karşısına ellerinde sadece bayrakları ve kalplerinde imanlarıyla dikildi.
Bu millet, geçmiş darbelerin tahribatını yaşayarak öğrendi.
Yüzlerce yıl omuzladığı bu coğrafyanın ağırlığını, bir gecede emperyalizme teslim etmeyeceğini o gece haykırdı.
En çok da ABD başta olmak üzere bu planın arkasında olan küresel akla ve onun yerli taşeronlarına… Cuntacı zihniyetin karanlık senaryosu, milletin izzetli, onurlu ve iman dolu duruşuna çarparak tuzla buz oldu.
⸻
Diyarbakır Meydanı Boş Kalmadı, Boş Kalmaz
Nasıl ki Türkiye’nin dört bir yanında meydanlar dolup taştıysa, Diyarbakır da o gecenin şahit şehirlerinden biri oldu.
15 Temmuz ve Demokrasi Meydanı, sadece bir alan değil; bir hatıra, bir hafıza, bir direnişin sembolü haline geldi.
Aylarca, gece gündüz demeden oraya koşan insanlar; “bu vatan sahipsiz değildir” diye haykırdı.
Ezanla salâ arasında dirilişi yaşadı bu şehir.
Bugün ise birileri kalkmış bu meydanı hafızalardan silmek istiyor.
Sözüm ona anma törenlerini, milletin iradesiyle doğrudan özdeşleşmiş o meydandan koparıp Anıt Park gibi sembolü olmayan, ruhu olmayan yerlere taşımaya çalışıyorlar.
Soruyoruz: Hangi akıl, halkın seçtiği, anısını yaşattığı bir mekânı hiçe sayar?
Bu halk Anıt Park’a sığmaz!..
Bu halkı dar alanlara hapsetmek; onun 15 Temmuz direnişini küçümsemek, hafızasını silmeye çalışmaktır.
O gece meydanlar kadar camiler de doluydu.
15 Temmuz ve Demokrasi Meydanı’nın yanı başındaki cami, sadece ibadet yeri değil, aynı zamanda o gecenin ruhunun şahididir.
İnsanlar hem ibadet etti hem direndi hem de sabah ezanına kadar nöbet tuttu.
Orası sadece bir taş yığını değil; halkın gözyaşıyla, duasıyla, şehit kanıyla yoğrulmuş bir diriliş meydanıdır.
⸻
Bu Meydanı Hiç Kimse Unutturamaz
O gece, Diyarbakır halkı bu meydanı tesadüfen seçmedi.
Yer genişti, ulaşım kolaydı ve her şeyden önemlisi: o meydan, milletin hafızasında yer etti.
Her adımında o geceyi hatırlatıyor.
Bir tankın geçtiği yer, bir çocuğun babasına sarıldığı köşe, bir annenin dua ettiği taş basamak…
Bu meydan, Diyarbakır’ın hafızasıdır. Ve hafızasını silmeye çalışanlar, o halkın ferasetini hafife alıyor demektir.
15 Temmuz ve Demokrasi Meydanı boş kalmayacak! Tıpkı o gece olduğu gibi, bugün millet yine aynı meydanda olacak.
Bu topraklarda özgürlükten, onurdan ve inançtan yana olan herkesin yeri orasıdır.
Bir kez daha hatırlatmak gerekirse: 15 Temmuz sadece bir darbe girişimi değil, aynı zamanda bir milletin yeniden şahlanışıdır.
Bu şahlanışın mekânını değiştirmek isteyenler, milletin iradesine karşı bir kez daha darbe yapmaya çalışıyor demektir.
Ne yaparlarsa yapsınlar, bu millet bir daha o bayrağı yere düşürmeyecek, o meydanı boş bırakmayacak.
Bu millet o gece hem meydanı, hem tarihi, hem de geleceği seçti.