Bugün sizlere kendi cümlelerimizle değil, Diyarbakır halkından gelen bir mesajla seslenmek istiyoruz.
Çünkü çoğu zaman biz, sorunları dile getiririz, bu kez halk konuşsun.
Noktasına, virgülüne dokunmadan değil belki, ama ruhunu hiç bozmadan…
Şu sıralar toplum adeta rampa aşağı, freni boşalmış bir araç gibi kontrolsüzce gidiyor.
Herkes bir boş vermişlik içinde.
İnsanlık çözüldü. İnanmak azaldı.
Din, birleştirici ve toparlayıcı özelliğini, yapılan uygulamalarla hayatta insan nazarında kaybetmiş görünüyor.
Yapılan kimi uygulamalar, itikaden zayıf olanları inançtan soğutuyor, durumda.
İnsanlar birbirine inanmıyor, güvenmiyor.
Siyaset desen, yalanın, dolanın, ahlâksızlığın merkezi hâline geldi.
Toplumda yozlaşma neredeyse her alanda zirve yapmış durumda; ticarette, idarede, hukukta, ilişkilerde, hatta eğitimde…
Her şeyin içine haram karıştı, hülle girdi.
Devletin güvenilir olması gereken kurumları bile güven kaybına uğramış durumda.
En büyük zararı ise çocuklarımız görüyor. Gelecekleri yavaş yavaş ellerinden kayıyor.
Hafta sonu YKS sonuçları açıklandı.
Çocuklarını pamuklara sararak büyüten ailelerin gözü kulağı bu sonuçlardaydı.
Ortada eğitim yokken başarı nasıl olsun?
Bir milyonu aşkın öğrenci LGS’ye girdi, ama hâlâ 719 öğrencinin birinci olması üzerinden kavga veriliyor.
Hangi kriterle, neye göre?
719 çocuğun yarısına sorular verilmiş olsa bile bu başarı sayılır mı?
Gerçekten neyi konuşuyoruz?
Eğitim sistemi çökmüşken bu “başarılar” neyin göstergesi?
Belki de biz, bu memleketin en kokuşmuş dönemlerinden birinde yaşıyoruz.
İnsanlar temel ihtiyaçlarını bile karşılayamazken, bir kesim hâlâ paraya para demiyor.
Suç işleyen korkmuyor, sahipsiz olan korkuyor, bu ülkede.
Güçlü olanın sesi çıkıyor, mazlum olanın sesi duyulmuyor.
Yıllar önce, on gözlünün önünü ilk istila ettiklerinde de söyledik.
Osman Baydemir, Dicle Nehri’nden köylülere su satarken de söyledik. Kayyum atandığında da söyledik.
Kimse sahip çıkmadı. Herkes kendi menfaatinin peşindeydi.
Köylüsü de, şehirlisi de, siyasetçisi de…
Bu yazı bir isyan değil, bir çağrıdır. "Duyulsun" diye, duyulmazsa büyüsün diye…