Bugün, tarih sahnesinde bir dönüm noktasına daha şahitlik ediyoruz. 47 yıldır bu coğrafyada; Kürtlere, Türklere ve en çok da Müslümanlara acı, gözyaşı ve tahribattan başka bir şey getirmeyen PKK terör örgütü, silah bırakıyor.
Bu gelişme, sadece bir terör örgütünün sona erişi değil, aynı zamanda millet iradesinin, güçlü liderliğin ve istikrarlı siyasetin bir zaferidir.
Sorulması gereken soru şudur:
-Bu örgütü kim kurdu, kim büyüttü ve kim bitirdi?
Bu sorunun cevabı, tarihin tozlu raflarında değil; milletin hafızasında, annelerin gözyaşında, şehitlerin kanında ve halkın vicdanında gizlidir.
PKK, 12 Eylül 1980 darbesinin karanlık zihinlerinin bir ürünüdür.
Tıpkı Kenan Evren’in kurduğu baskı rejimi gibi, bu örgüt de dış destekli projelerin içimize yerleştirdiği bir zehirdi.
Yıllar boyunca birçok hükümet değişti, birçok vaat verildi, birçok söz söylendi… Ama bu fitneyi kökünden kazıyan bir irade gerekiyordu:
O irade, AK Parti siyaseti ve onun lideri Recep Tayyip Erdoğan’dır.
PKK’yı ne Kürtler ne Türkler ne de dışarıdan gelen talepler bitirdi.
PKK’yı bitiren, bu millete sevdalı bir liderin milletle kurduğu güçlü bağ ve kesintisiz mücadeledir.
Terörle mücadelede devletin tüm gücünü sahaya süren, güvenlik politikalarını kararlılıkla yöneten, bir yandan da sosyal ve siyasi reformlarla bölge halkının gönlünü kazanan anlayış, bu sonucu doğurdu.
Bugün, Avrupa’nın göbeğinde, insanlık tarihine kara bir leke olarak kazınan Srebrenitsa Katliamı’nın 30. yıldönümünde bu silah bırakma kararı alınmışsa, manidardır.
Bu coğrafyada bir daha emperyalist güçlerin at koşturamayacağına, taşeron örgütlerle halkların arasına fitne sokamayacaklarına dair güçlü bir mesajdır bu.
PKK’nın bu son hamlesinde kahramanlık payesi arıyor.
Bu örgütün kuruluşunda parmağı olanlar, şimdi onu bitirmeye çalışanları gölgelemeye çalışıyor.
PKK’nın doğduğu karanlık dönemi unutturmaya, 1980 darbecilerinin izlerini silmeye çalışıyorlar.
Unutmamalıyız: Bu örgütün beslendiği kaynak bellidir. Bitiren de bellidir.
Artık yeni bir dönem başlıyor. 47 yıldır süren acıların izlerini silmek, PKK’nın açtığı yaraları sarmak, yıkılan şehirleri, parçalanan aileleri, kaybedilen umutları yeniden inşa etme zamanı.
Bu görev sadece hükümetin değil; millet olarak hepimizin sorumluluğudur.
Bu coğrafyada bir daha kan akmasın diye; kardeşlik, adalet ve birlik adına atılan her adım, kalıcı barışa giden yolun taşlarını döşeyecektir.
Ve son sözümüz şudur: Tarih, ihanet edenleri değil; milletine sadakatle hizmet edenleri yazacaktır.