İslâm dini beş esas üzerine bina edilmiştir. Bunlardan biri de hac ibadetidir. Akıl baliğ olduktan sonra, ölüm anına kadar ömründe bir defa; kadın ve erkek için, eğer nisap miktarı mala sahip ise hac farzdır. Erkeklerde ergenlik yaşı yaklaşık 12-15, kadınlarda ise 9-12 yaş arası kabul edilmiştir. İklim şartlarına göre bu yaşlarda farklılık görülebilir. Günümüzde ise gençliğin ifsat edilmesi sebebiyle ergenlik yaşı daha da aşağı düşmüştür.
Haccın farziyeti Kur’ân ayetleri ve hadislerle sabittir. Onu inkâr etmek veya hafife almak büyük bir vebaldir. Allah Resûlü Hz. Muhammed (S.A.V.) ömründe bir hac ve dört umre yapmıştır.
HAC İSLÂM’A UYGUN YAŞANMALIDIR
Hac; hem mali hem de bedeni bir ibadettir. Bu yıl ülkemizden yaklaşık 86 bin kişi hac ibadeti için kutsal beldelere gitmiştir. Bunların bir kısmı Diyanet, bir kısmı ise özel şirketler aracılığıyla hac yolculuğuna çıkmıştır. Binlerce hacı adayı ise gelecek yılların kurasını beklemektedir.
Aylar öncesinden hacı adaylarından taksitle para alınması, bu paraların faizli bankalarda değerlendirilmesi ve haccın kuraya tabi tutulması ne kadar İslâm’a uygundur, düşünmek gerekir.
Bir taraftan soykırımcı İsrail’in mallarını boykot etmeye çalışırken, diğer taraftan Mekke ve Medine’de bulunan hacılarımızın ceplerinin dolarlarla dolu olması büyük bir çelişki değil midir? Kime hizmet edildiği sorgulanmalıdır. Hac dönüşünde İsrail menşeli ürünlerin, özellikle Kudüs hurmalarının getirildiğine de şahit olunmaktadır.
Hac ve diğer ibadetler Müslümana şuur kazandırmıyorsa, yapılan ibadetler Allah katında nasıl kabul olacaktır?
Efendimiz (S.A.V.) şöyle buyurmuştur:
“Hac Arafat’tır.”
Arafat’ta vakfe yapmak haccın rüknüdür. Arafat’taki duruş, Müzdelife’deki bekleyiş ve şeytan taşlamaya yürüyüş bize birçok hakikati hatırlatır.
İhramlarımız adeta kefenimiz değil midir?
Müzdelife’de milyonlarca insanın beyazlar içinde bekleyişi mahşer meydanının provası değil midir?
Temsili şeytanı taşlarken aslında şu sözü vermiyor muyuz:
“Allah’ım! Döndüğümde ölünceye kadar şeytanın bütün tuzaklarından uzak duracağıma, haramlardan kaçınıp helallere sarılacağıma, kötülüklere karşı mücadele edeceğime söz veriyorum.”
İşte böylesi bir hac, inşallah “Hacc-ı Mebrur” olur.
Mevlam cümlemize şuurlu hac yapmayı nasip eylesin.
HAC BİR İSLÂM KONGRESİDİR
İslâm ülkelerinden gelen milyonlarca hacının yaşadığı toplumlarda birçok problem bulunmaktadır. Hac; bu sorunların konuşulduğu, çözüm yollarının düşünüldüğü büyük bir ümmet buluşmasıdır.
Faize, zinaya, hırsızlığa, zulme, ırkçılığa, mezhepçiliğe, ifsat şebekelerine ve haramlara karşı mücadele edilmeden; sadece şekilsel ibadetlerle yetinmek eksik bir anlayıştır.
Bütün peygamberler, sahabeler, âlimler ve veliler hac ibadetini yerine getirmişlerdir. Ancak biz onları anarken “Hacı Ahmet”, “Hacı Fatma” diye değil; güzel ahlâkları ve hizmetleriyle hatırlarız. Buna rağmen bazı insanlar hac dönüşünde kendilerine “Hacı” denilmesini beklemekte, söylenmeyince de kırılmaktadır. Bu durum, ibadetin bazen bir etiket hâline getirildiğini göstermektedir.
Allah bizleri salih kullarından eylesin. Haccın maneviyatından, şuurundan ve İslâm kongresi olma hikmetinden nasipdar olmayı cümlemize lütfeylesin.
Vesselâm.