Su, lüks değil; en temel yaşam hakkıdır. Ancak bugün Diyarbakır'da yaşayan vatandaşlar, adeta suyu altın fiyatına kullanmak zorunda bırakılıyor. DİSKİ tarafından uygulanan su tarifeleri, birçok ailenin bütçesini sarsacak seviyeye ulaşmış durumda. Öyle ki, su faturaları artık birçok evde elektrik ve doğalgaz faturalarını geride bırakmış, hatta ikiye katlamıştır.
Bir şehirde vatandaş musluğu açarken faturayı düşünüyorsa, orada ciddi bir yönetim sorunu var demektir. İnsanlar artık bahçesini sulamaktan, çocuklarını gönül rahatlığıyla yıkamaktan, hatta temel ihtiyaçlarını karşılamaktan çekinir hale gelmiştir. Çünkü ay sonunda gelecek su faturası, aile bütçesinde yeni bir yük anlamına geliyor.
Diyarbakır gibi yaz aylarında kavurucu sıcakların yaşandığı bir şehirde su tasarrufu elbette önemlidir. Ancak tasarrufun yolu vatandaşı ağır faturalarla cezalandırmak değildir. Belediyecilik; vatandaşa yük olmak değil, vatandaşın yükünü hafifletmektir. Sosyal belediyecilik anlayışı, temel ihtiyaçları erişilebilir fiyatlarla halka sunmayı gerektirir.
Bugün Diyarbakır halkının en büyük beklentisi, su tarifelerinin yeniden gözden geçirilmesi ve vatandaşın nefes almasını sağlayacak adımların atılmasıdır. Çünkü su, ticari bir kazanç kapısı değil, insan hayatının vazgeçilmez bir parçasıdır. Yetkililer, vatandaşın sesine kulak vermeli ve "Su hayattır." sözünün yalnızca slogan olarak kalmasına izin vermemelidir. Aksi halde her ay posta kutusuna bırakılan su faturaları, sadece bir ödeme belgesi değil; halkın geçim sıkıntısının sessiz birer göstergesi olmaya devam edecektir.