Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eş Başkanı Serra Bucak’ın Güneydoğu Ekspres’e verdiği özel röportajı okurken, başlıkta yer alan o iddialı cümle dikkatimi çekti: “Beni en çok zorlayan şey halka mahcup olmak.”
Sayın Bucak’ın vicdani bir sorumluluğu dile getirmesi, siyaseten şeffaf bir duruş sergileme arzusu kuşkusuz kıymetlidir. Ancak kenti yöneten makamlar, yalnızca niyet beyanlarıyla değil; halkın yakıcı sorunlarına üretilen somut çözümlerle sınanır. Tam da bu noktada, Diyarbakır sokaklarında, kiralık ev arayan yurttaşın ve fahiş konut fiyatları altında ezilen dar gelirli ailenin aklında tek bir soru var: Halka mahcup olmaktan çekinen bir yönetim, kentin en büyük ve kronik krizlerinden biri olan konut ve barınma krizinde neden tek bir adım atmıyor?
Röportajın Görmezden Geldiği Devasa Parantez: İmar Sözü ve Barınma Krizi
17 dakikalık okuma süresine sahip kapsamlı röportajda ulaşımdan altyapıya, kadın politikalarından bürokrasiye kadar pek çok konuya değinilmesine rağmen, kentin adeta kanayan yarası haline gelen imar ve konut politikaları hakkında tek bir cümlenin kurulmamış olması ciddi bir eksikliktir.
Yaklaşık 2,5 yıl önce seçim meydanlarında ve kamuoyu önünde verilen imar revizyonu ve yeni yaşam alanlarının planlanmasına dair sözler hafızalardaki tazeliğini koruyor. Peki, aradan geçen bunca zamana rağmen:
* Verilen bu sözlerin akıbeti ne oldu?
* İmar planlarındaki tıkanıklıklar neden aşılamıyor?
* Kentin ruhsat, ruhsatsızlaşma ve arsa spekülasyonu sorunlarına karşı belediyenin vizyonu nedir?
Röportajda bu kritik soruların etrafından dolanılması, hatta hiç gündeme getirilmemesi, kent kamuoyunda "Sorun yokmuş gibi mi davranılıyor?" algısını güçlendirmektedir.
Diyarbakır’da Kira Krizi Alarmları Çalıyor: Daha Neyi Bekliyorsunuz?
Bugün Diyarbakır’da asgari ücretle geçinen bir ailenin insanca yaşayabileceği bir evde kirada oturabilmesi neredeyse imkânsız hale geldi. Dar gelirli yurttaşlar ve öğrenciler; kontrolsüz fırlayan ev fiyatları, arsa darlığı ve kentsel dönüşüm alanlarındaki plansızlık nedeniyle adeta kentin dışına itiliyor.
Peki, yerel yönetim bu krizin neresinde duruyor?
* Sosyal konut projeleri geliştirmek,
* Yeni yerleşim alanlarında arsa üretip spekülatif fiyat artışlarının önüne geçmek,
* İmar düzenlemeleriyle kentin arz-talep dengesini rahatlatmak, yerel yönetimlerin asli görevi değil midir?
Sayın Bucak, röportajında kentin borçlanmadığını, bütçeyi disipline ettiğini ve mali kapasiteyi güçlendirmeye çalıştığını ifade ediyor. Ancak belediye bütçesinin ve finansman kapasitesinin korunması, halkın en temel hakkı olan barınma hakkı göz göre göre ihlal edilirken bir övünç kaynağı haline gelemez. Bütçe güçlendiriliyorsa, bu kaynak Diyarbakırlıların en acil ihtiyacı olan erişilebilir konut projelerine ne zaman aktarılacaktır?
Mahcubiyet Sözle Değil, İcraatla Engellenir
Halka mahcup olmama arzusu son derece samimi bir insani duygu olabilir. Ancak yönetici konumundakiler için mahcubiyeti engelleyecek tek mekanizma somut icraattır.
Diyarbakırlılar artık "şartlar zor", "imkânlar kısıtlı" ya da "merkezi hükümet engeli" gibi gerekçelerin arkasına sığınılmasını istemiyor. Yerel yönetimden beklenti; 2,5 yıl önce verilen sözlerin arkasında durulması, imar süreçlerinin şeffaf bir şekilde kamuoyuna açıklanması ve kentin konut ile kira krizini neşterleyecek radikal sosyal belediyecilik adımlarının derhal atılmasıdır.
Eğer halka mahcup olmak istemiyorsanız Sayın Bucak; ilk iş olarak Diyarbakırlının barınma çığlığına kulak verin, imar dosyasını raflardan indirin ve konut krizini çözmek için daha fazla beklemeyin. Çünkü uzayan her erteleme, masada bir imza eksikliği değil, sahada yüzlerce ailenin evsizlik kaygısı demektir.