Eczane raflarında dizili o renkli kutuların içindeki kapsüller, modern tıbbın bize sunduğu en
büyük mucizelerden biri. Ancak öyle bir noktaya geldik ki, bu mucizevi keşifleri kendi
ellerimizle "etkisiz birer şekerleme" haline getirmeye başladık.
Antibiyotiklerden bahsediyorum; o her boğaz ağrısında, her kırgınlıkta, "belki bir işe yarar"
düşüncesiyle çekmecelerimizden çıkardığımız, aslında kendi ellerimizle silahlandırdığımız
modern zamanın en büyük yanılgısı.
Antibiyotik kullanırken içine düştüğümüz en büyük tuzak, onları bir "iyileştirici iksir" olarak
konumlandırmak. Oysa antibiyotiklerin dünyası oldukça net çizgilere sahip: Onlar sadece
bakterilerle savaşan askerlerdir. Ancak bizler, çoğu viral olan gribal enfeksiyonlarda, yani
virüslerin cirit attığı bir savaş alanına bakterilere karşı üretilmiş o güçlü askerleri göndererek
hem savaşı kaybediyoruz hem de askerlerimizi eğitimsizleştiriyoruz.
Peki, işin sonunda ne mi oluyor? Antibiyotik direnci.
Bu kavram kulağa biraz teknik gelebilir ama aslında gerçek çok daha korkutucu: Bugün "işe
yaramıyor" diye kenara attığımız o ilacın, yarın hayati bir cerrahi müdahale sonrası veya ciddi
bir enfeksiyonda elimizdeki tek koz olduğunu düşünün. Bakteriler o kadar zeki ki; biz onları
yarım yamalak tedavilerle, dozunu kaçırdığımız ilaçlarla baskıladığımızda, onlar çok daha
güçlü, çok daha dirençli kopyalar üretiyorlar. Bugün basite aldığımız bir boğaz enfeksiyonu,
gelecekte tedavi edilemez bir sağlık krizine dönüşebilir.
İlacı yarım bırakmak, bir de "eş dost tavsiyesiyle" ilaç kullanmak...
Bunlar sadece kişisel hatalar değil, aynı zamanda toplum sağlığına karşı işlenmiş birer
dikkatsizlik. Antibiyotiği bitirmeden bırakmak, düşmanı köşeye sıkıştırıp tam etkisiz hale
getiremeden savaş alanını terk etmektir. O düşman, bir sonraki sefer çok daha donanımlı ve
çok daha öfkeli geri döner.
Peki ne yapmalı?
İlacı doktorun yazdığı süre boyunca, saatini şaşırmadan kullanmalı ve en önemlisi;
hekimimiz reçete etmedikçe o ilacı talep etmemeliyiz. Unutmayın, her ilaç her hastalığı
iyileştirmez; ama yanlış kullanılan her ilaç, gelecekteki iyileşme şansımızı elimizden alır.
Bedenimiz, üzerinde deney yapacağımız bir laboratuvar değil. Antibiyotikleri "sihirli değnek"
sanıp her ağrıya bir hap bulma telaşından vazgeçmeliyiz. Çünkü eğer bu hızla devam edersek,
yarın gerçekten çaresiz kaldığımızda, o çekmecedeki kutuların bizi kurtarmaya gücü
yetmeyecek.
Unutmayalım ki;
Sağlığınız, geçici bir rahatlama için riske atılamayacak kadar kıymetli.
Bu yüzden doktorunuz önermeden ilaç kullanmayın ve doktorunuzdan ilaç özellikle de
antibiyotik talep etmeyin