Ölümün kapısından girip dünyanın gürültüsünü içeri taşımayalım!
Bir insan toprağa verilmiş… Bir evlat kaybedilmiş… Bir anne yüreği yanıyor… Bir baba suskun… Kur’an-ı Kerim okunuyor… İmam ölümden ve ahiretten söz ediyor.
Ama içeride hâlâ sohbet var!
Gülüşmeler, dedikodular, günlük hayatın sıradan meseleleri…
Allah aşkına, neyin peşindeyiz?
Bir insanın ölümünün hemen ardından bile susamıyorsak, ne zaman susacağız? Bir tabutun gölgesinde bile ölümü düşünmüyorsak, ne zaman düşüneceğiz?
Taziye evine girerken biraz olsun dünyayı dışarıda bırakmalıyız.
Çünkü taziye evi kahvehane değildir!
Orası çay sohbetinin, dedikodunun, kahkahanın yeri değildir. Orası dua, sabır, teselli ve ibret yeridir.
Elbette çay ikram edilir. Elbette misafire hizmet edilir. Ancak mesele çay değildir. Mesele, çayın taziyenin önüne geçmemesidir.
Kur’an okunuyorsa susalım.
Dua ediliyorsa dinleyelim.
İmam nasihat ediyorsa kulak verelim.
Acılı aile konuşuyorsa gönülden dinleyelim.
Çünkü belki de o gün duyacağımız bir cümle, hayatımızı değiştirecek.
BUGÜN ONA, YARIN SANA!
O tabutun içinde yatan insan da dün bizim gibiydi.
Onun da planları vardı. Onun da yarınları vardı. Onun da “sonra yaparım” dediği işler vardı.
Ama o “sonra” hiç gelmedi.
Bir trafik kazası…
Bir kalp krizi…
Bir hastalık…
Ve insanın bütün hesapları bir anda sona erdi.
Dünya hesabı kapandı, ahiret hesabı başladı.
Bugün başkasının tabutunu omuzlayan bizler, yarın kendi tabutumuzun omuzlanacağını unutmayalım.
Bugün bir başkasına “Allah sabır versin” diyoruz. Yarın aynı söz bizim ailemiz için söylenecek.
Bugün onun taziyesi… Yarın bizim taziyemiz olabilir.
BİR GÜN SENİN EVİNDE DE KUR’AN OKUNACAK!
Bu gerçeği unutmayalım.
Bir gün bizim fotoğrafımıza bakıp ağlayanlar olacak.
Bir gün bizim için “Allah rahmet eylesin” denilecek.
Bir gün bizim evimizde de Kur’an okunacak.
O gün geriye ne makam kalacak, ne servet, ne şöhret, ne dünya sohbetleri…
Sadece amellerimiz kalacak.
Öyleyse taziye evine gittiğimizde başkasının ölümüne sadece üzülüp dönmeyelim. Kendi ölümümüzü de hatırlayalım.
Kendimize soralım:
“Ben bugün ölseydim, Rabbimin huzuruna neyle çıkacaktım?”
Taziye evinden çıkarken yalnızca “Başınız sağ olsun” demeyelim.
Bir dua edelim.
Bir gönül alalım.
Bir acıyı paylaşalım.
Ve en önemlisi, bir ders çıkaralım.
Çünkü taziye evi bize sessizce şunu söylüyor:
“ÖLÜM BUGÜN ONA, YARIN SANA!”
Allah vefat eden kardeşlerimize rahmet, geride kalanlara sabır versin. Bizleri de ölüm gelmeden önce kendisini hesaba çeken kullarından eylesin. Âmin.