Ben bir Kürt annenin oğluyum.
Bu cümleyi özellikle en başta kuruyorum. Çünkü bugün yazacaklarımı anlamak için önce bunu bilmek gerekiyor.
Son günlerde Rahmi Koç'un İzmir'de bir hastane açılışında anlattığı fıkra Türkiye'nin gündemine oturdu. Ardından tepkiler geldi, özür geldi, soruşturma açıldı.
Ama benim canımı yakan şey sadece anlatılan fıkra değil.
Ben bu ülkenin evladıyım. Bu topraklarda doğdum, bu topraklarda büyüdüm. Çanakkale'de toprağa düşenlerin arasında Kürtler vardı. Kurtuluş Savaşı'nda cepheye koşanların arasında Kürtler vardı. Bu ülke kurulurken verilen mücadelede Kürtler vardı.
Biz bu vatanın misafiri değiliz.
Bu vatanın ortaklarıyız.
Bu ülkenin taşında da toprağında da mezarımız var, alın terimiz var, emeğimiz var.
İşte bu yüzden üzülüyorum.
Çünkü olayın yaşandığı yer sıradan bir salon değil. Bir hastane açılışı.
İnsanların şifa bulması gereken bir kurumun açılışında, milyonlarca insanın annesini, kız kardeşini, eşini incitecek sözlerin kahkahayla karşılanması düşündürücüdür.
Daha da düşündürücü olan ise şudur:
Bu topraklar işgal altındayken Amerika gelip bizi kurtarmadı.
Çanakkale'de Amerikalılar savaşmadı.
Sakarya'da Amerikalılar savaşmadı.
Dumlupınar'da Amerikalılar savaşmadı.
Bu ülkenin bağımsızlığı için Türküyle, Kürdüyle, Arabıyla, Çerkesiyle bu memleketin insanları omuz omuza mücadele etti.
Ne gariptir ki bugün adına Amerikan Hastanesi denilen bir kurumun açılışında, bu ülkenin asli unsurlarından biri olan Kürtlerin konu edildiği bir fıkra gündem oluyor.
Benim annem Kürt.
Bu ülkede milyonlarca insanın annesi Kürt.
Kürtçede kadın için kullanılan "jın" kelimesi hayat demektir. Biz kadınlarımızı alay konusu olarak değil, hayatın kendisi olarak gördük.
Bu yüzden mesele bir fıkra değildir.
Mesele bir zihniyettir.
Bugün özür dilenir, yarın soruşturma biter, birkaç gün sonra gündem değişir.
Ama insanların hafızasında kalan şey şudur:
Birileri hala Kürtleri fıkralarda anlatılacak karakterler olarak görüyor.
Oysa biz fıkralarda değil, bu ülkenin tarihinde varız.
Biz kahkahalarda değil, Çanakkale'nin şehitliklerinde varız.
Biz salonlarda anlatılan hikayelerde değil, bu ülkenin kuruluşunda varız.
Kimse Kürtlere bu vatan sevgisini öğretmeye kalkmasın.
Kimse Kürt annelerinin onurunu bir fıkranın konusu yapmasın.
Çünkü bu ülke kurulurken dökülen kanda Kürtlerin de payı vardı.
Ve hiç kimsenin, sahip olduğu servete, makamına ya da soyadına güvenerek o emeği küçümsemeye hakkı yoktur.