24 Şubat 2026'da Mahabad Kadın Yaşam Merkezi'nin temel atma töreni yapıldı.
24 Haziran 2026'da, Mahabad Kadın Yaşam Merkezi şantiyesinin bulunduğu bölgede, şantiye alanı dışına bırakılan, yolun karşı tarafındaki yaya kaldırımı ile taşıt yolunu işgal eden inşaat malzemelerine takılarak düştüm.
Sonuç...
İki kolum kırıldı.
Sol kolumda çıkık ve bağ yırtılması meydana geldi.
Ameliyat oldum.
Hayatım değişti.
Ama yaşadığım en büyük üzüntü sadece bunlar değildi.
Kazadan sonra defalarca aynı yere gittim.
Fotoğraflar çektim.
153'e başvurdum.
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesine başvurdum.
Yetkililere tek bir şey söyledim:
"Ben yandım, başka kimse yanmasın."
29 Temmuz 2026'da yeniden olay yerine gittiğimde hâlâ can güvenliğini tehlikeye düşürebilecek eksikliklerin devam ettiğini gördüm ve bunu tekrar yetkililere bildirdim.
31 Temmuz 2026 tarihinde ise sonunda olması gereken yapıldı.
Şantiye çevresi güvenlik ağlarıyla kapatıldı.
"Şantiye Sahası Girilmez" levhaları yerleştirildi.
Yaya yolu ile çalışma alanı birbirinden ayrıldı.
Demek ki yapılabiliyormuş.
Öncelikle alınan tedbirler için teşekkür ediyorum.
Çünkü artık başka insanların zarar görme ihtimali azaltılmış oldu.
Ama keşke bu tedbirler 24 Haziran 2026'dan önce alınsaydı.
Belki bugün iki kolum kırık olmayacak, ameliyat olmayacak ve aylarca tedavi görmek zorunda kalmayacaktım.
Ancak şimdi cevap bekleyen çok önemli sorular var.
Bu tedbirler neden ben yaralanmadan önce alınmadı?
Neden bir vatandaşın ağır şekilde yaralanması beklendi?
Kazadan sonra bile neden haftalar boyunca eksiklikler giderilmedi?
Neden can güvenliğini ilgilendiren bu risklere zamanında müdahale edilmedi?
Neden ben defalarca olay yerine gidip fotoğraf çekmek ve tekrar tekrar başvuru yapmak zorunda kaldım?
Ben bunları yapmasaydım bu tedbirler yine alınacak mıydı?
Edindiğim bilgiye göre belediye tarafından bu şantiyeyle ilgili daha önce tutanaklar düzenlenmiş. Eğer bu bilgi doğruysa, bu tutanaklara rağmen neden gerekli tedbirler alınmadı?
Tespit edilen eksikliklerin giderilmesi neden sağlanmadı?
Yüklenici firmanın aynı ihmalleri sürdürmesine neden izin verildi?
Şirket hakkında herhangi bir idari yaptırım uygulandı mı?
Uygulandıysa eksiklikler neden devam etti? Uygulanmadıysa neden uygulanmadı?
İdari para cezası, ihtar veya başka bir yaptırım uygulandı mı?
Denetimler yapıldıysa sonuçları neden etkili olmadı?
Bir vatandaş ağır şekilde yaralandıktan sonra bile neden derhâl müdahale edilmedi?
Neden ancak 31 Temmuz 2026 tarihinde gerekli güvenlik tedbirleri tam anlamıyla alındı?
İnsan hayatını tehlikeye atan bu eksiklikler nedeniyle herhangi bir sorumlu hakkında idari işlem başlatıldı mı?
Belediyenin düzenlediği tutanaklara rağmen yüklenici firmanın eksiklikleri devam ettiyse, bunun sorumluluğu kimdedir?
Kamu güvenliğini ilgilendiren bu eksiklikler karşısında neden daha etkili ve caydırıcı tedbirler uygulanmadı?
Cevabını alamadığım bir diğer konu ise yüklenici firmanın ortaklık yapısıdır.
Bu konuda yetkililere soru yönelttim ancak bugüne kadar herhangi bir açıklama yapılmadı.
Kamu adına yürütülen bu projeyi üstlenen firmanın ortakları kimlerdir?
Ortaklık yapısı neden kamuoyuyla açık ve şeffaf bir şekilde paylaşılmamaktadır?
Bu bilgilerin kamuoyundan gizlenmesini gerektiren bir durum mu vardır?
Yoksa bu soruların cevaplanmasının önünde başka bir engel mi bulunmaktadır?
Bu konuda yetkililerden kamuoyunu aydınlatacak açık, net ve şeffaf bir açıklama bekliyorum.
Kamu adına yürütülen projelerde şeffaflık, hesap verebilirlik ve insan hayatının korunması en temel ilkelerden biri olmalıdır.
Ben bu paylaşımı kimseyi peşinen suçlamak için yapmıyorum.
Sadece yaşadığım ağır mağduriyet nedeniyle cevap bekleyen soruları soruyorum.
Çünkü cevap verilmeyen her soru, kamu vicdanında yeni soru işaretleri oluşturuyor.
Benim canım yandı.
Dileğim, bundan sonra hiçbir vatandaşın aynı acıyı yaşamamasıdır.