Acılı Aile Kredi Mi Çeksin, Tefeciye Mi Düşsün?
Toplumsal dayanışmanın, acıyı paylaşmanın ve insani değerlerin simgesi olması gereken taziye geleneğimiz, maalesef son yıllarda ciddi bir yozlaşma ve ağır bir maddi-manevi külfet tablosuna dönüşmüştür. Özellikle Diyarbakır gibi köklü geleneklere sahip, insani bağların güçlü olduğu bir kadim şehirde, taziye evlerinde yaşanan aksaklıklar ve acılı ailelerin omuzlarına yüklenen ağır maliyetler kabul edilebilir bir durum değildir.
1. Acının İçinde Mutfak Telaşı, Banka Borçları ve Tefeci Tehdidi
Bir insan en yakınını, canından bir parçayı kaybetmişken, o evde yas tutulması, fatihalar okunması ve merhumun hatırasına hürmet edilmesi gerekir. Oysa mevcut düzende taziye sahibi daha cenazesinin toprağının sıcaklığı soğumadan; "Gelen misafire ne ikram edeceğiz?", "Yemek organizasyonunu nasıl yapacağız?", "Çay, şeker, su dağıtımını kim organize edecek?" telaşına düşürülmektedir.
Yemek kültürü geleneklerimizin bir parçası olarak tamamen kalkmasa bile, burada asıl önemli mesele taziye sahibine destek olunmasıdır. Gelen yüzlerce kişiye yemek ikram etmek büyük bir maliyet gerektiriyor. Soruyorum sizlere: Acılı aile insanlara yemek verebilmek için gidip bankadan kredi mi çeksin, yoksa tefeciden borç alıp insanlara yemek mi yedirsin? İnsanlar yakınını kaybetmenin acısını yaşarken bir de borç bataklığına ve tefecilerin eline mi sürüklensin? Taziye sahibi acısına mı üzülsün, gelenlere hizmetkârlık mı etsin, yoksa taziye evi kirası ve yemek masrafları için para mı yetiştirsin? Bu durum ne vicdana ne de insanlığa sığar.
“Taziye evinde taziye sahibi gerçekten çok zor duruma düşüyor. Yemek kültürü kalsa dahi acılı aileye mutlaka yardım edilmelidir. Aksi halde taziye sahibi ne yapsın? Gidip bankadan kredi mi çeksin, yoksa tefeciden para alıp sizlere yemek mi versin? Taziye evi acılı insana külfet değil, merhem olmalıdır.”
2. Yozlaşan Değerler ve Vicdan Sorgulaması
Ne yazık ki madalyonun bir de toplumsal ahlak ve edep boyutu bulunmaktadır. Taziye evlerini adeta ücretsiz lokanta veya vakit geçirme mekânı gibi gören, sırf yemek yemek için kapı kapı dolaşan insan türevleriyle karşılaşıyoruz. Daha da acısı, acılı ailenin burnunun dibinde kahkahalar atan, ciddiyetten uzak sohbetler eden kişileri görmek insanlık adına utanç vericidir.
Ey insanoğlu, silkelenin ve kendinize gelin! Düğün salonunda değilsiniz; orada bir can yitirilmiş, bir ocak kararmıştır. Taziyenin adabı vardır, edebi vardır. Acıya saygısı olmayanın toplumsal dayanışmada yeri olamaz.
3. Çözüm Yolu: Kamusal Hizmet ve Ücretsiz Taziye Evleri
Taziye evlerinin ticarethaneye dönüşmesine, çay-şeker-su hesabının yapılmasına son verilmelidir. Bu mesele doğrudan kamusal bir sorumluluktur. Diyarbakır Valiliği ve Büyükşehir ile İlçe Belediyeleri bu yükü acılı ailelerin omuzlarından derhal almalıdır.
Somut Çözüm ve Uygulama Model Önerisi:
Tamamen Ücretsiz Hizmet: Taziye evlerinin kullanım ücreti, elektrik, su ve temizlik masrafları tamamen Valilik ve Belediyeler tarafından karşılanmalıdır.
İşletme ve Personel Desteği: Taziye evlerindeki çay, şeker, su dağıtımı ve temizlik hizmetleri için belediyeler bünyesinde özel kadro veya İŞKUR Toplum Yararına Programlar (TYP) kapsamında personel görevlendirilmelidir.
Yemek Organizasyonuna Kamusal Destek: Yemek kültürü devam etse dahi taziye sahipleri yalnız bırakılmamalı; belediyeler ve aşevleri aracılığıyla acılı ailelere yemek desteği sağlanarak ailelerin kredi çekmek veya tefeciye başvurmak zorunda kalması engellenmelidir.
Kurumsal Denetim: Taziye evlerinin yönetimi kurumsallaştırılmalı, edep ve hürmet kurallarına uymayan davranışların önüne geçilecek düzen ortamı sağlanmalıdır.
Sonuç ve Çağrı
Gelin, acılı vatandaşlarımızın sırtındaki bu ağır mali ve manevi yükü hafifletelim. Bir nebze de olsa acısını paylaşmak, ona hizmet etmek devletin sosyal anlayışının ve yerel yönetimlerin temel vazifesidir. Taziye evlerinin tamamen ücretsiz olması, yemek masraflarına sosyal belediyecilik anlayışıyla destek verilmesi ve işletmesinin kamu güvencesine alınması Diyarbakır halkının en meşru talebidir.
Yazar: Yusuf YETİŞ