beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan sefaköy escort beylikdüzü escort seks hikayesi beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort esenyurt escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort alanya escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayanlar beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan
Bugun...


Ahmet yoldaş

facebook-paylas
CÖMERTLİK: VEREN ELİN GÖNLÜ ZENGİNLEŞİR
Tarih: 22-09-2026 00:01:00 Güncelleme: 22-09-2026 00:01:00


 

Bismillahirrahmanirrahim

İnsan, sahip olduklarıyla değil; sahip olduklarından başkalarına ne kadar pay ayırabildiğiyle de tanınır. Kimi insanın malı çoktur ama eli kapalıdır; kimi insanın imkânı sınırlıdır fakat gönlü geniştir. İşte cömertlik, malın çokluğundan önce gönlün genişliğidir.

Cömertlik; insanın Allah’ın kendisine verdiği nimetleri yalnızca kendisi için görmeyip ihtiyaç sahipleriyle paylaşması, başkasının derdiyle dertlenmesi ve elinden gelen iyiliği esirgememesidir. Bu yönüyle cömertlik sadece ekonomik bir davranış değil, aynı zamanda bir ahlâk, şahsiyet ve kulluk meselesidir.

 

Cömertlik Nedir?

Cömertlik; vermekten hoşlanmak, paylaşmaktan kaçınmamak ve sahip olduklarının gerçek sahibinin Allah olduğunu unutmamaktır.

Rabbimiz şöyle buyurur: “Sevdiğiniz şeylerden Allah yolunda harcamadıkça gerçek iyiliğe asla erişemezsiniz.” (Âl-i İmrân, 3/92)

Bu ayet, cömertliğin özüne işaret eder. İnsan için değerli olmayan bir şeyi vermek kolaydır. Asıl imtihan, sevdiği ve ihtiyaç duyduğu şeylerden Allah rızası için verebilmektir.

Resûllullah (S.A.V) de cömertliği hayatının ayrılmaz bir parçası hâline getirmişti. Hz. İbn Abbas’ın naklettiğine göre Resûlullah (S.A.V), insanların en cömerdiydi; özellikle Ramazan ayında, Cebrâil ile buluştuğu zamanlarda iyilik ve ikramı daha da artardı. (Buhârî, Bed’ü’l-Vahy, 5)

Demek ki gerçek cömertlik, sadece ihtiyaç sahibine para vermek değildir. Bir yetimin başını okşamak, bir öğrencinin eğitimine destek olmak, bir hastanın yanında bulunmak, bir insanın yükünü hafifletmek, bir gönlü sevindirmek de cömertliğin farklı tezahürleridir.

 

Cimrilik: Malı Değil, Gönlü Esir Eden Hastalık

Cimrilik, insanın Allah’ın verdiği nimetleri paylaşmaktan kaçınması ve sahip olduklarını kaybetme korkusuyla iyiliğe kapılarını kapatmasıdır.

Kur’an-ı Kerim cimriliğin insanı nasıl kuşatabileceği konusunda şöyle uyarır:

“Allah’ın kendilerine lütfundan verdiği nimetlerde cimrilik edenler, bunun kendileri için hayırlı olduğunu sanmasınlar. Hayır! Bu, onlar için bir şerdir.” (Âl-i İmrân, 3/180)

Cimrilik sadece cebin değil, bazen kalbin de kapanmasıdır.

Cimri insan malını koruduğunu zannederken aslında malı tarafından esir alınabilir. Oysa insanın dünyadan götürebileceği servet, kasasında biriktirdikleri değil; Allah rızası için önceden gönderdiği hayırlardır.

 

Cömertliğin Fazileti

Rabbimiz infak eden kullarını şöyle müjdeler:

“Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu, yedi başak bitiren ve her başakta yüz tane bulunan bir tohum gibidir. Allah dilediğine kat kat verir.” (Bakara, 2/261)

Ne muhteşem bir benzetmedir! Bir tohum toprağa bırakılır; insan onu kaybettiğini zanneder. Oysa toprak, tohumu yok etmez; onu çoğaltır. Allah yolunda verilen de böyledir.

İnsan cebinden çıkan paraya bakar; Allah ise o paranın hangi niyetle verildiğine, kimin gönlünü sevindirdiğine ve hangi hayra vesile olduğuna bakar.

Resûllullah (S.A.V): “Sadaka malı eksiltmez.” (Müslim, Birr, 69) buyurmuştur.

Görünüşte bir miktar azalır; fakat bereket, huzur, dua ve sevap yönünden artar.

 

Cömertliğin Etkileri

Cömertlik toplumun damarlarında dolaşan bir merhamet kanıdır.

Cömert insanların çoğaldığı toplumlarda yetim yalnız kalmaz, fakir unutulmaz, öğrenci eğitiminden mahrum bırakılmaz, yaşlı kendisini kimsesiz hissetmez.

Cömertlik aynı zamanda insanın nefsini terbiye eder. Çünkü insan sevdiği şeyden verdiğinde, malın kalbine hükmetmesine izin vermemiş olur.

Rabbimiz: “Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.” (Haşr, 59/9) buyurur.

Demek ki cömertlik sadece başkasına yapılan iyilik değildir; insanın kendi nefsini kurtarma mücadelesidir.

 

Cömertliği Nasıl Artırabiliriz?

Cömertlik de diğer güzel ahlâklar gibi alışkanlık hâline getirilebilir.

Öncelikle insan, sahip olduğu nimetlerin gerçek sahibini hatırlamalıdır. Sağlık, mal, evlat, zaman, akıl, ilim ve imkânların tamamı Allah’ın emanetidir. Sonra küçük de olsa düzenli vermeyi alışkanlık hâline getirmelidir.

Bir gün bir yetime, başka bir gün bir öğrenciye, başka bir gün bir ihtiyaç sahibine... Bazen paraya birlikte, zaman da verilmelidir. Bazen bir insanın derdini dinlemek, bazen bir hastayı ziyaret etmek, bazen bir gencin elinden tutmak, bazen bir ilim talebesine destek olmak...

Çünkü cömertlik yalnızca “Ne kadar verdin?” sorusuyla ölçülmez. Asıl soru şudur:

 “Sana verilenlerden ne kadarını Allah’ın kullarıyla paylaştın?”

 

Sahabenin Cömertliği: Servetin Değil, İmanın Konuştuğu Hayatlar

Sahabe-i kiramın hayatına baktığımızda cömertliğin nasıl bir fedakârlığa dönüştüğünü görürüz.

Hz. Ebû Bekir, Allah Resûlü’nün (S.A.V)  yanında malını ve imkânlarını esirgemeyen büyük sahabelerdendi.

Hz. Ömer bir gün malının yarısını Allah yolunda verirken, Hz. Ebû Bekir’in bütün malını getirdiği rivayet edilir. Efendimiz (S.A.V), ona ailesine ne bıraktığını sorduğunda, Hz. Ebû Bekir’in cevabı meşhurdur: “Onlara Allah ve Resûlü’nü bıraktım.” Bu söz, cömertliğin zirvesini gösteren çarpıcı bir örnektir.

Hz. Osman’ın Tebük Seferi sırasında büyük miktarda malzeme ve servetle İslâm ordusuna destek olması da tarihe geçen cömertlik örneklerindendir.

Abdurrahman bin Avf gibi sahabeler ise ticaretlerinden elde ettikleri serveti Allah yolunda harcamalarıyla tanınmışlardır.

Allah hepsinden razı olsun. Onlar serveti amaç değil, emanet ve vasıta olarak gördüler.

 

Büyük Âlimler ve Gönül İnsanlarından Dersler

İslam tarihindeki büyük âlimlerin hayatlarına baktığımızda da cömertliğin sadece zenginlere mahsus olmadığını görürüz.

İmam Ebû Hanîfe’nin ihtiyaç sahiplerine yardım ettiği, talebelerini gözettiği ve ticaret hayatında dürüstlüğüyle tanındığı aktarılır.

İmam Nevevî’nin dünyaya karşı zahidâne hayatı, ilme ve ümmete hizmet anlayışı;

İmam Gazâlî’nin insanın nefsini terbiye eden eserleri;

Bediüzzaman Said Nursî’nin şahsî menfaatten uzak, ilim ve iman hizmetine adanmış hayatı, farklı dönemlerde “kendinden önce başkasını düşünme” anlayışının örneklerini ortaya koymuştur.

Günümüzde de ismini duyurmadan burs veren, fakirin kapısına erzak bırakan, öğrencinin eğitim masrafını karşılayan, bir caminin, Kur’an kursunun veya hayır kurumunun ihtiyacını sessizce gideren nice gönül insanı vardır.

Belki isimleri gazetelere çıkmaz.

Belki fotoğrafları sosyal medyada paylaşılmaz.

Fakat Allah katında hangi amelinin ne kadar büyük olduğunu kim bilebilir?

 

Asıl Zenginlik Nedir?

İnsan bazen çok şeye sahip olduğu hâlde fakirdir. Çünkü zenginlik sadece banka hesabındaki rakam değildir. Asıl zenginlik, gönlün tok olmasıdır.

Resûllullah (S.A.V): “Zenginlik mal çokluğuyla değildir. Asıl zenginlik gönül zenginliğidir.” (Buhârî, Rikâk, 15; Müslim, Zekât, 120) buyurmuştur.

O hâlde gelin kendimize şu soruyu soralım:

Benim sahip olduklarım içinde başkasının hakkı var mı?

Eğer varsa, bekletmeyelim.

Bir öğrencinin duasına, bir yetimin tebessümüne, bir fakirin sofrasına, bir hastanın duasına vesile olalım. Çünkü bugün bizim verdiğimiz bir lokma, yarın ahirette karşımıza bir dağ gibi çıkabilir.

Bugün verdiğimiz bir kuruş, belki yarın bizi ateşten koruyan bir sadaka olabilir.

Bugün bir gönle dokunmamız, belki de Allah’ın rahmetine vesile olabilir.

 

Son Söz: Cömertlik Bir Hayat Tarzıdır

Cömertlik, sadece Ramazan'da hatırlanan bir davranış değildir.

Cömertlik bir hayat anlayışıdır.

Malımızla cömert olalım.

Zamanımızla cömert olalım.

İlmimizle cömert olalım.

Duanızla cömert olalım.

Sevgi ve merhametimizle cömert olalım. Çünkü insanın gerçek serveti, öldüğünde geride bıraktığı değil; Allah’ın huzuruna gönderdiğidir.

 

Öyleyse gelin, hayatımızı şu anlayışla yaşayalım:

“Allah bana verdi; ben de O’nun kullarıyla paylaşacağım.”

Belki verdiğimiz bir ekmek bir ailenin sofrasına bereket olur.

Belki verdiğimiz bir burs bir çocuğun geleceğini değiştirir.

Belki yaptığımız bir iyilik bir insanın Allah’a yeniden yönelmesine vesile olur.

Ve belki de hiç önemsemeden verdiğimiz küçücük bir sadaka, mahşer gününde bizim için dünyadan ve içindekilerden daha kıymetli hâle gelir.

 

Duamız

Allah’ım!

Bizi malına esir olanlardan değil, malını Senin rızan için kullanabilenlerden eyle.

Kalplerimizi cimrilikten, bencillikten ve dünyaya aşırı bağlanmaktan muhafaza eyle.

Bize veren el olmayı, paylaşmayı, ihtiyaç sahibini görmeyi ve hiçbir iyiliği küçük görmemeyi nasip eyle.

Kazancımıza bereket, sofralarımıza huzur, gönüllerimize merhamet ver.

Bizi yetimin duasına, fakirin tebessümüne, öğrencinin başarısına ve hayırlı hizmetlerin çoğalmasına vesile eyle.

Verdiklerimizi dünyada bereket, ahirette azık eyle. Âmin.



Bu yazı 83 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARA
GAZETEMİZ

YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
YUKARI