15 Temmuz vesilesiyle Diyarbakır'da düzenlenen demokrasi nöbetleri için bazı çevreler şu ifadeleri kullandı:
"Diyarbakır'da müminler ümmetin nöbetini tutuyor. STK'ların hizmette bir yarış içinde olduklarını gördük. İnşallah bu nöbetler ABD'yi ve tüm uşaklarını ürkütür, Batılı emperyalist güçleri şaşırtır; müminlere ve liderine güç katar."
Bu ifadeleri okuyunca şu soruyu sormadan edemiyorum:
Gerçekten ümmetin nöbeti mi tutuluyor, yoksa Türklük çerçevesinde şekillendirilmiş bir demokrasi nöbeti mi?
Darbeye karşı çıkmak, meşru yollarla seçilmiş yönetime sahip çıkmak elbette önemlidir ve gereklidir. Buna kimsenin itirazı olamaz. Fakat bu nöbetlere "ümmetin nöbeti" demek, ümmet kavramının manasını daraltmak ve onu tek bir milletin, tek bir dilin ve tek bir devlet anlayışının sınırları içine hapsetmektir.
Ümmet; sadece bir devlete, bir millete veya bir dile indirgenemez. Ümmet, Allah'a iman etmiş bütün milletlerin eşitliği üzerine kurulu bir kardeşlik hukukunu ifade eder. Hiçbir millet ümmet adına diğer milletler üzerinde üstünlük kuramaz; hiçbir dil de ümmetin tek dili olarak dayatılamaz.
Eğer gerçekten "ümmetin nöbeti" tutuluyor olsaydı, o nöbette Kürt milleti de kendi kimliğiyle, diliyle, kültürüyle ve iradesiyle eşit şekilde temsil edilirdi. Hele ki bu nöbetlerin yapıldığı şehir, nüfusunun kahir ekseriyeti Kürt olan Diyarbakır ise, ümmet içinde Kürtlerin rengi ve kimliği daha belirgin biçimde görünmeliydi.
Fakat manzaraya baktığımızda bunun tam tersini görüyoruz. Diyarbakır'da dahi meydanların dili, sembolleri ve siyasi çerçevesi tamamen Türklük ekseninde şekillenmiştir. Kürt kimliği, Kürt dili ve Kürtlerin varlığı adeta görünmez hâle getirilmiştir. Böyle bir tabloya "ümmetin nöbeti" demek, ümmet kavramını temsil etmekten ziyade onu siyasal bir söyleme dönüştürmektir.
Burada asıl eleştirilmesi gereken husus, darbeye karşı durmak değildir. Asıl mesele, ümmet gibi evrensel bir kavramın, fiiliyatta tek millet merkezli bir anlayışa indirgenmesidir. Eğer meydanlarda yalnızca bir milletin dili, sembolleri ve kimliği hâkimse, buna "ümmetin nöbeti" değil, en fazla "Türklük çerçevesinde demokrasi nöbeti" denilebilir. Bu tanımlama hem daha doğru hem de daha dürüst olur.
Ümmet söylemini dillerde dolaştırırken ümmetin asli unsurlarından olan Kürt milletinin dilini, kimliğini ve haklarını görmezden gelmek büyük bir çelişkidir. Ümmet iddiasında bulunanların önce bu çelişkiyle yüzleşmeleri gerekir. Çünkü adaletin olmadığı, eşitliğin yaşatılmadığı ve farklı milletlerin haklarının tanınmadığı bir yerde ümmetten değil, ancak tekçi bir siyasi anlayıştan söz edilebilir.
Ümmet, hiçbir milletin tekelinde değildir. Ümmet; Arap'ın da, Türk'ün de, Kürt'ün de, Acem'in de ve Allah'a iman eden bütün milletlerin ortak adıdır. Dolayısıyla ümmet adına konuşanların önce ümmetin bütün renklerini ve bütün dillerini hakkıyla temsil etmeleri gerekir. Aksi hâlde "ümmet" söylemi, hakikati yansıtan bir kavram olmaktan çıkar; siyasî meşruiyet üretmek için kullanılan bir slogana dönüşür.
Doç.DrAhmet ÖNEN
Öğretim Üyesi