|
Tweet |
Mehmet zeki Özer
Konuşmasına "Esselamu aleyküm kardeşlerim" diyerek başlayan Kaya, peygamberlik müessesesinin önemine değinerek, Yüce Allah'ın insanlığa 124 bin peygamber, 313 resul ve beş Ulü'l-Azm peygamber gönderdiğini söyledi. Müslümanların Hz. Muhammed'in (sav) yolunda olmasının büyük bir nimet olduğunu belirten Kaya, Allah'a bu nimetten dolayı ne kadar şükredilse az olduğunu dile getirdi.
"Yeryüzünde iki çeşit insan vardır"
İnsanların inanç açısından "ehl-i iman" ve "ehl-i davet" olmak üzere iki gruba ayrıldığını ifade eden Kaya, ehl-i imanın imanını koruma sorumluluğu taşıdığını, ehl-i davetin ise ne zaman hidayete ereceğinin bilinmeyeceğini söyledi. "Dinde zorlama yoktur" ilkesini hatırlatan Kaya, Mevlânâ Celaleddin-i Rûmî'nin, "Kâfire kem gözle bakma, iman üzere ölmeyeceği ne malûm?" sözünü aktararak, müminlerin de imanlarını korumak için daima havf ve reca arasında yaşamaları gerektiğini vurguladı.
Veda Hutbesi'nin üç önemli işareti
Hz. Muhammed'in (sav) Veda Hutbesi'ni vefatının yaklaştığını hissettiği bir dönemde irad ettiğini belirten Kaya, bunun üç önemli işaretle anlaşıldığını söyledi.
İlk olarak, Ramazan ayında Cebrail (as) ile gerçekleştirilen Kur'an mukabelesinin o yıl iki kez yapılmasını hatırlatan Kaya, Resulullah'ın bunu vefatının yaklaştığına işaret olarak değerlendirdiğini ifade etti.
İkinci işaret olarak Nasr Suresi'nin nazil oluşunu gösteren Kaya, Peygamber Efendimizin bu sureyi de ömrünün sonuna yaklaştığının habercisi olarak yorumladığını ve bunu kızı Hz. Fatıma'ya bildirdiğini söyledi. Hz. Fatıma'nın da Resulullah'tan birkaç ay sonra vefat ettiğini hatırlattı.
Üçüncü işaretin ise Veda Hutbesi'ndeki, "Ey insanlar! Sözümü iyi dinleyin... Seneye burada buluşacağımızı sanmıyorum." ifadeleri olduğunu belirten Kaya, bu üç husus birlikte değerlendirildiğinde Veda Hutbesi'nin aynı zamanda ümmete bırakılmış bir vasiyetname hükmünde olduğunu dile getirdi.
"Veda Hutbesi 8 Mart'ta okunmuştur"
Kaya, Veda Hutbesi'nin miladi 632 yılının 8 Mart günü, Hicri takvime göre Zilhicce'nin 9'unda, Arafat'ta ve cuma günü yüz bini aşkın sahabeye hitaben okunduğunu belirtti.
Sahabelerin hutbeyi dikkatle dinleyip muhafaza ederek sonraki nesillere ulaştırdığını ifade eden Kaya, bugün de Veda Hutbesi'nin aynı hassasiyetle anlaşılması gerektiğini söyledi.
Hutbenin kadın haklarına ilişkin önemli uyarılar içerdiğine dikkat çeken Kaya, bu yıl Diyarbakır Ulu Camii'nde 8 Mart'ın "Dünya Veda Hutbesi Günü" olarak ilan edildiğini kaydetti.
"Can, mal ve namus dokunulmazdır"
Veda Hutbesi'nde insan hayatı, malı ve namusunun kutsal kabul edildiğini ifade eden Kaya, cuma günü, arefe günü ve Mekke'nin kutsiyeti nasıl korunuyorsa insanın canı, malı ve namusunun da aynı şekilde korunması gerektiğini söyledi.
Toplumda huzurun ancak bu temel değerlerin güvence altına alınmasıyla mümkün olacağını belirten Kaya, faizin her türlüsünün İslam'da yasaklandığını ifade etti.
"Faiz insanlığı sömüren bir sistemdir"
Faizi "milyonların cebinden parayı alıp birkaç zenginin kasasına aktaran bir sistem" olarak nitelendiren Kaya, faiz düzeninin insanlığa zarar verdiğini savundu. Karz-ı hasen anlayışının unutulduğunu belirten Kaya, enflasyon nedeniyle borç verilen paranın kısa sürede değer kaybettiğine dikkat çekti.
Kadınların İslam'daki konumu
Konuşmasında Hz. Fatıma, Hz. Hatice ve Hz. Aişe'nin hayatlarından örnekler veren Kaya, Peygamber Efendimizin kız çocuklarına verdiği değeri anlattı. Hz. Fatıma'yı ayakta karşılamasını, Hz. Hatice'nin Hira Mağarası'nda Resulullah'a desteğini ve Hz. Aişe'nin ilmi şahsiyetini örnek göstererek kadınların İslam tarihindeki önemli konumuna işaret etti.
"Irkçılık yasaklanmıştır"
Veda Hutbesi'nin en önemli mesajlarından birinin de ırkçılığı reddetmek olduğunu belirten Kaya, "Ne Arap'ın Acem'e, ne Acem'in Arap'a; ne beyazın siyaha ne de siyahın beyaza üstünlüğü vardır. Üstünlük ancak takvadadır." hadisini hatırlattı.
Konuşmasında Selman-ı Farisi ile Hz. Ömer arasında geçen "Ben İslam'ın oğlu Selman'ım" ve "Ben de Selman'ın kardeşi Ömer'im" sözlerini aktararak İslam kardeşliğinin önemine vurgu yaptı.
"Kur'an ve sünnet birlikte anlaşılmalıdır"
Hz. Muhammed'in (sav) ümmete bıraktığı iki emanetin Kur'an ve sünnet olduğunu belirten Kaya, Kur'an'ın ne yapılacağını, sünnetin ise bunun nasıl uygulanacağını gösterdiğini ifade etti.
Kur'an'ın hafızlar vasıtasıyla günümüze eksiksiz ulaştığını söyleyen Kaya, Peygamber'in Kur'an'ın yaşayan örneği olduğunu belirterek, "Peygambersiz İslam anlayışı doğru değildir. Peygamberin rehberliği olmadan namaz, oruç ve hac gibi ibadetlerin nasıl yerine getirileceği de bilinemez." dedi.
Bediüzzaman Said Nursi'nin "Öğretmeni olmayan kitap kâğıttan ibarettir" sözünü hatırlatan Kaya, Kur'an'ın mübeyyininin Hz. Muhammed (sav) olduğunu ifade etti.
Konferans, Ahmed-i Hanî'den okunan bir beyit ve yapılan dua ile sona erdi.