Diyarbakır’dan ulaşan bir okuyucumuz, gazetemizde yayımlanmak üzere gönderdiği yazısında, Amed Sportif’in maçları sonrasında kentte yaşanan kutlamalar ve gece geç saatlere kadar devam eden gürültüyle ilgili düşüncelerini dile getirdi.
Okuyucumuzun kaleminden gelen yazıyı, orijinal ifadelerini muhafaza ederek sizlerle paylaşıyoruz:
Kürtler enteresan bir millet.
Eğer öyle olmasaydılar, muhakkak bir devletleri olurdu.
Yol bilmez, yordam bilmez, hak bilmez, hukuk bilmez.
Eğer hakka dair bir kaygıları olsaydı, her millet gibi medeni davranırlardı.
Aşağı yukarı her ilin en az bir takımı var.
Çıkıp maçlarını oynarlar; galip olsalar da mağlup olsalar da bir sevinci yaşar, evlerine doğru yol alırlar.
Peki Amed Sportif ne yapıyor?
Her maç sonrası saatler süren bir kutlama...
Kornalar mı dersin, klaksonlar mı dersin, İsrail’in hava sirenlerini aratan bangır bangır bağıran araçlar mı dersin; ne desen var.
Peki bu bir hak mıdır, yoksa hukuk tanımazlık mıdır?
Gece saat 01.00- 02.00’lere kadar süren ses kirliliğini hiç hesaba katan var mı?
Bu bir hak mıdır, yoksa bir zulüm müdür?
Kutlamanın yapıldığı esnada yaşlısı, hastası olan var.
Kanserden dolayı ses dahi duymak istemeyenler var.
Bebeği uyuyanlar var.
Sabah işe gidecek olan var.
İşten gelip de istirahat etmek isteyen var.
Var, var, var...
Peki bunların hakkı ne olacak?
Bir insana zulüm edersin, helalleşme imkânın var.
Birinin hakkını, malını çalarsın, o insandan helallik isteme imkânın var.
Peki şehrin bu kadar insanının hakkına girdiğin zaman hangisinden hak helalliğini nasıl alacaksın?
Haksızlık, hukuksuzluk diz boyu; hatta bütün boyu geçmiştir.
Herkes gibi hak ve hukuku olmayanın ne devleti ne de idaresi olur.
Böyle bir anlayışla bir arpa boyu kadar toprağa bile sahip olunamaz.
Kürtler böyle davrandıkları sürece, hak bilmez, hukuk bilmez bir anlayış devam ettiği sürece asla bir devlet sahibi olamayacaklar.
Buradaki mesele yalnızca bir futbol maçının ardından yapılan kutlama değildir.
Asıl mesele, birlikte yaşamanın gerektirdiği hak ve hukuk anlayışıdır.
Bir insanın sevinme hakkı varsa, diğer insanın da huzur içinde yaşama ve dinlenme hakkı vardır.
Bir toplumun gerçek anlamda medeni olabilmesi, yalnızca kendi hakkını bilmesiyle değil, başkasının hakkına da saygı göstermesiyle mümkündür.