Diyarbakır sağlık sistemiyle ilgili eksikleri, aksayan yönleri ve vatandaşların yaşadığı sorunları zaman zaman kaleme alıyoruz. Çünkü eleştiri kadar çözüm önerisi sunmak da gazeteciliğin ve toplumsal sorumluluğun bir gereğidir.
Ancak hakkını teslim etmek gerekir ki, sağlık alanında sessiz sedasız yürütülen başarılı çalışmalar da var. Bunları görmezden gelmek, emeğe haksızlık olur.
Geçtiğimiz günlerde kişisel bir tedavi süreci nedeniyle Diyarbakır Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi’nde bulunma fırsatı yakaladım. Bu kez sadece bir hasta olarak değil, aynı zamanda olaylara farklı bir gözle bakan bir gazeteci olarak da gözlem yaptım.
Hastaneye adım attığınız andan itibaren hissedilen düzen, temizlik ve kurumsal disiplin dikkat çekiyor. Özellikle sağlık kuruluşlarında vatandaşın ilk aradığı şey güvendir. Burada o güven duygusunun oluştuğunu rahatlıkla söyleyebilirim.
Tedavimin gerçekleştirildiği ameliyathane bölümünde gözlemlediğim hijyen standartları, ekip uyumu ve personelin profesyonel yaklaşımı gerçekten dikkat çekiciydi. Hekimlerin hastayı yalnızca bir dosya numarası olarak değil, tedavi edilmesi gereken bir insan olarak görmeleri ise işin en kıymetli tarafıydı.
Benim açımdan en dikkat çekici noktalardan biri ise çekim kararı verilen lezyonlu bir diş için verilen mücadele oldu. Normal şartlarda kolay olan yol tercih edilip diş çekilebilirdi. Ancak Başhekim Dt. Seyithan Bükün ve bazı hekimlerin, "Bu diş kurtarılabilir mi?" sorusunun peşine düşmesi, mesleki sorumluluğun ve vicdani yaklaşımın önemli bir örneğiydi.
Aslında sağlıkta kaliteyi belirleyen de tam olarak budur. Hastayı en kolay çözüme değil, en doğru çözüme yönlendirebilmek...
Bu yaklaşımın zaman zaman bazı çevreleri rahatsız ettiği de konuşuluyor. Özellikle kurtarılabilecek bir diş için mücadele eden bir yönetim anlayışının, alışılmış düzenleri bozduğu anlaşılıyor. Ancak sağlık hizmetlerinde önemli olan kişisel hesaplar değil, vatandaşın menfaatidir.
Bir başka önemli konu ise genel anestezi altında verilen hizmetlerdir. Bölge açısından değerlendirildiğinde bu hizmetin ne kadar önemli olduğunu yerinde gördüm. Özellikle özel gereksinimli bireyler, çocuk hastalar ve kapsamlı cerrahi işlemler açısından düşünüldüğünde, burada sunulan imkanlar birçok vatandaş için büyük bir nimet niteliğinde.
Dikkatimi çeken bir diğer husus da Başhekim Dt. Seyithan Bükün'ün sahadaki aktif yönetim anlayışı oldu. Makam odasında oturan bir yönetici profili yerine, servisleri gezen, personelle iletişim kuran, hastaların durumunu takip eden bir yönetim modeli gördüm. Sağlık kurumlarında başarıyı belirleyen unsurlardan biri de budur.
Orada şahit olduğum bir olay ise bu yazıyı kaleme almama neden olan son nokta oldu.
Uzak ilçelerimizden birinde fedakârca görev yapan bir Cumhuriyet Savcısının yaşadığı sağlık mağduriyeti dikkat çekiciydi. Uzun süre farklı sağlık kuruluşlarında ve çeşitli branşlarda çözüm arayan, ancak istediği sonuca ulaşamayan bu kişinin, nihayetinde Diyarbakır Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi’nde şifa bulduğuna tanıklık ettim. Sürecin yakından takip edilmesi ve Başhekimin bizzat ilgilenmesi, kamu hizmetinin nasıl olması gerektiğine dair önemli bir örnek oluşturuyordu.
Elbette sağlık sistemimizde eksikler var.
Diyarbakır'ın yeni hastanelere, daha fazla uzman hekime, daha güçlü sağlık yatırımlarına ihtiyacı olduğu gerçeği değişmiyor.
Ancak eleştirdiğimiz kadar başarılı örnekleri de göstermeliyiz.
Çünkü iyi örnekler görünür oldukça, diğer kurumlar için de bir motivasyon kaynağı oluşur.
Bugün Diyarbakır Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi'nde gördüğüm tablo, sağlıkta her şeyin kötü gitmediğini gösteriyor.
Bazen bir kurumun başarısı devasa bütçelerle değil; disiplinli yönetim, işini seven personel ve vatandaş odaklı hizmet anlayışıyla ortaya çıkar.
Gördüğüm kadarıyla Başhekim Dt. Seyithan Bükün ve ekibi tam da bunu yapmaya çalışıyor.
Kamuoyunun en çok ihtiyaç duyduğu şeylerden biri de budur: Sorunları konuşurken başarı hikâyelerini de yazabilmek...
Selam ve Sevgilerimle...
Mehmet Karakaş