Diyarbakır’da sağlık alanında gerçekleştirilen bir ihale, gazetecilik mesleğinin en temel sorularından birini bir kez daha önümüze koydu:
Gerçeği ortaya çıkarmak mı suçtur, yoksa kamu kaynaklarının nasıl harcandığını sorgulamamak mı?
9 Eylül’de gerçekleştirilen ihalede, yalnızca tek bir kalemde yaklaşık 12 milyon liralık bir fark oluşabileceğine ilişkin iddiaları kamuoyunun gündemine taşıdık.
Haberimizin ardından, 23 Eylül itibarıyla söz konusu ihalenin 8 kaleminin Kamu İhale Kurumu’na iptal edildiğinin bildirildiği bilgisi kamuoyuna yansıdı.
Peki, bu ne anlama geliyor?
İhale süreçlerinde piyasa araştırması yapılır; mukayese cetvelleri incelenir, daha önce yapılan alımlardaki fiyatlar değerlendirilir, farklı firmalardan teklifler alınır ve yaklaşık maliyetler belirlenir.
Kamu parasının harcandığı her işlemde temel mesele, milletin parasının doğru, şeffaf ve ekonomik biçimde kullanılmasıdır.
Eğer biz bu konuyu gündeme getirmeseydik, ortaya çıkan tablo nasıl sonuçlanacaktı? Kamu zararı oluşacak mıydı, oluşmayacak mıydı?
Bunların cevabını ilgili kurumların belgeleri ve yapacağı resmi incelemeler ortaya koyacaktır.
Ancak ortada cevaplanması gereken ciddi sorular olduğu açıktır.
Üstelik mesele yalnızca bir kalemden ibaret değildir.
İhalenin kalan 131 kaleminde nasıl bir tablo var?
Fiyatlandırmalar hangi kriterlere göre yapıldı?
Piyasa araştırmaları nasıl gerçekleştirildi? Yaklaşık maliyetler hangi verilere dayanılarak belirlendi?
Kamu yararı ne ölçüde gözetildi?
Biz bu soruların peşini bırakmayacağız.
Çünkü gazetecilik yalnızca olup biteni yazmak değildir.
Bazen bir belgenin satır aralarında kaybolan milyonları görmek, bazen de kimsenin sormaya cesaret edemediği soruları sormaktır.
Bugün 35 yıllık meslek hayatımızın neresindeysek, mesleğe başladığımız ilk gün de oradaydık: Halkın hakkının yanında.
Bizim için değişen hiçbir şey olmadı.
Yetimin hakkını savunmaya, kamu malının korunması için mücadele etmeye, devletin kaynaklarının doğru ve yerinde kullanılıp kullanılmadığını sorgulamaya devam edeceğiz.
Ancak insan ister istemez soruyor:
Bu kadar hırs neden?
Kamu malı neden bu kadar kolay gözden çıkarılabiliyor?
Birilerinin kazancı uğruna toplumun hakkı neden ikinci plana itilebiliyor?
Ve daha da önemlisi, bütün bunları sorgulayan gazeteci neden hedef haline getiriliyor?
Eğer bir gazeteci kamu kaynaklarının nasıl harcandığını soruyorsa, cevaplanması gereken soru gazetecinin neden sorduğu değil, neden böyle bir sorunun ortaya çıktığıdır.
Biz susmayacağız.
Çünkü mesele yalnızca bir ihale değildir.
Mesele, Diyarbakır’ın, bu ülkenin ve geleceğimizin hakkıdır.
Ve biz, o hakkın peşinde olmaya devam edeceğiz.