beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan sefaköy escort beylikdüzü escort seks hikayesi beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort esenyurt escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort alanya escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayanlar beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan
Bugun...


Mehmet Zeki Özer

facebook-paylas
Bir Cuma Namazına Dair
Tarih: 25-07-2026 00:05:00 Güncelleme: 25-07-2026 00:05:00


 

 

Cami Avlusundaki Sessizlik Bazen bir şehrin fotoğrafını uzun raporlar değil, birkaç dakikalık bir sessizlik anlatır.

 

Geçtiğimiz Cuma günü Diyarbakır Odabaşı Bal Camii'nde namaz kıldım.

 

Namazın ardından cami avlusunda gördüğüm manzara, zihnimde uzun süre yankılanan bir soruya dönüştü.

 

Saflarda omuz omuza duran insanlar, namazın ardından kendi yollarına dağıldılar.

 

Aralarında Diyarbakır'ın en üst düzey yöneticilerinden biri de vardı.

 

Dikkati çeken, etrafındaki sessizlikti.

 

 Ne samimi bir selam, ne içten bir tokalaşma, ne de "Nasılsınız?" diye başlayan sıcak bir sohbet...

 

Sanki o kalabalığın içinde bulunan bir devlet temsilcisi değil, yolu tesadüfen o camiye düşmüş yabancı bir misafir ayrılıyordu.

 

 

Arkasında yalnızca resmî görevliler vardı.

 

 

Vatandaşlar ise kendi yoluna, o da makam aracına doğru yürüdü.

 

İşte o an düşündük. Devlet ile millet arasındaki mesafe bazen kilometrelerle ölçülmez; bir selamın eksikliği kadar kısa, bir tokalaşmanın yokluğu kadar derindir.

 

AK Parti'nin siyaset anlayışı, kuruluşundan itibaren "milletle birlikte yürüyen devlet" fikrini savundu.

 

 

Devleti ulaşılmaz bir güç olmaktan çıkarıp vatandaşın kapısını çalan, onunla aynı sofraya oturan, aynı çarşıda dolaşan, aynı camide omuz omuza saf tutan bir anlayış inşa etmeyi hedefledi.

Çünkü devlet, yalnızca kanunlarla ayakta durmaz; gönüllerde kurduğu yer kadar güçlüdür.

 

Camiler ise bu gönül köprülerinin en sağlam sütunlarıdır.

 

 Orada unvanlar kapının dışında kalır. Aynı safta vali de vardır, işçi de; bürokrat da vardır, çiftçi de.

 

 

 Herkes aynı kıbleye yönelir, aynı secdeye kapanır. İşte bu yüzden cami avluları, devlet ile millet arasındaki en tabiî buluşma mekânlarıdır.

 

 

 Eğer bir yönetici camiden çıkarken halkın arasına karışamıyor, vatandaş ona yaklaşmaktan çekiniyor ya da ihtiyaç hissetmiyorsa, burada kimseyi suçlamadan durup düşünmek gerekir.

 

Mesele güvenlik koridorları değil, gönül koridorlarıdır.

 

 

Diyarbakır, sadece taş surlarıyla değil, derin hafızasıyla da kadim bir şehirdir.

 

 

Bu şehir yıllarca acıyı da umudu da birlikte yaşadı.

 

 

Bugün ise en çok ihtiyaç duyduğu şey, güven duygusunun güçlenmesi ve devletin sıcak yüzünü daha yakından hissedebilmesidir.

 

 

 Barış, kardeşlik ve birlik sadece büyük meydanlarda yapılan konuşmalarla değil; bazen bir cami avlusunda edilen samimi bir selamla, uzatılan bir elle, dinlenen bir dertle kök salar.

 

İnsan,  önce kendilerine dokunan devlete inanırlar.

 

Devletin vakarını korumak elbette önemlidir.

Fakat vakarla mesafe aynı şey değildir.

 

 Makam saygı kazandırabilir; fakat gönüllerde yer edinmeyi sağlayan şey tevazu, samimiyet ve halkın arasında olabilmektir.

 

 

 Belki de devlet ile millet arasındaki en sağlam köprüler, resmî törenlerde değil; cami avlularında, çarşı sokaklarında, taziye evlerinde ve bir fincan çayın etrafında kurulur.

 

 Bazen bir şehrin geleceği, bir yöneticinin kaç kişi tarafından alkışlandığında değil; kaç kişinin ona gönül rahatlığıyla selam verebildiğinde saklıdır.



Bu yazı 1956 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARA
GAZETEMİZ

YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
YUKARI