Bu satırları, Doğu’nun Paris’i olarak anılan Van’da kaleme alıyorum.
Ama konu sadece Van değil; Diyarbakır, Hakkâri, Batman, Bingöl, Bitlis...
Bu coğrafyada nefes alan herkes aynı toprağın mayasıyla yoğrulmuş. Aynı dertleri, aynı sevinçleri, aynı acıları yaşıyoruz.
Bu topraklarda şehirlerin kaderi ortak, çünkü halkın kaderi ortak.
Diyarbakır’da bayram arifesinde yaşanan ve hepimizin yüreğinde derin bir iz bırakan o büyük yangın...
Aynı aileden dört can, göz göre göre hayatını kaybetti.
Olayla ilgili yargı süreci başladı, iki kişi tutuklandı. Ancak asıl mesele burada değil.
Asıl mesele, bu olay yaşanmadan önce alınması gereken önlemlerin alınmaması. Denetimsizlik, ihmal, vurdumduymazlık...
Hepimizin ortak ihmali bu.
Bu acı hepimizin.
Toplum olarak, Diyarbakır halkı büyük bir dayanışma örneği gösterdi.
Siyasi partilerden belediyelere, valilikten sivil toplum kuruluşlarına kadar herkes sürecin başından sonuna kadar büyük bir çaba içinde oldu.
Bu birlik ve beraberlik çok kıymetli. Ancak acının tam ortasında, Diyarbakır İl Sağlık Müdürü’nün ortalarda görünmemesi, bir talihsizliktir.
İnsanların can pazarı yaşadığı bir dönemde, sağlık müdürünün tatilde olması kabul edilemez. Bu, görev ihmali değilse nedir?
Diyarbakır’daki ilk sınavını ne yazık ki iyi verememiştir.
Birkaç söz de DEM Partili belediyelere söylemek istiyorum.
Taziyeye tüm siyasi partiler gibi onlar da katıldı.
Ancak İslami değerlerimizde ve bölge kültürümüzde, taziyelerde kadın ve erkeklerin ayrı olması önemlidir.
Bu hassasiyete dikkat edilmeliydi.
Erkek, erkeği teselli eder; kadın, kadını. Kimsenin halkın değerlerini bu kadar hoyratça zedelemeye hakkı yoktur.
Yeter artık, bu halkın üzerinden elinizi çekin.
Gelelim Van’a…
Şu anda Van Büyükşehir Belediyesi’ne vekâleten atanan Ozan Balcı’ya ulaşmaya çalıştım, olmadı. Mesaj attım, yanıt alamadım.
Oysa halkın derdi çok.
En büyük sorunların başında sağlık sistemindeki aksaklıklar, şehir içi yolların kötü durumu, ulaşım sıkıntıları geliyor.
Halk, kendini dinleyen bir yönetim istiyor.
Halkına ulaşamayan, halkın sorununu çözmeyen yöneticilik anlayışı bu halkı daha da kırar.
Van halkı, kendi milletvekillerine, AK Parti İl Başkanı’na dahi ulaşmakta zorlanıyor. Bu tablo kabul edilemez.
Yazının başında dedim ya; Diyarbakır ve Van kader ortaklarıdır.
Bu kaderi güzelleştirmek, yönetenlerin elinde.
Ama o el, halkın elini sıkmıyorsa, ne kıymeti var?
Tüm dünyanın gündeminde olan İsrail’in ikinci Mavi Marmara vakasına değinmek istiyorum.
Artık küresel bir vicdan uyanışı başladı.
Gazze’deki abluka kırılana kadar bu dalga durmayacak.
Tüm insanlığın sınavı bu.
Bu sınavda sessiz kalan, aslında zalimin yanında yer alandır.