Diyarbakır siyasetinin en dikkat çekici örneklerinden biri Silvan'dır.
Bu ilçede yerel demokrasinin en güçlü aktörlerinden biri her zaman DEM Parti olmuş, iktidar partisi ise uzun yıllardır beklediği başarıyı yakalayamamıştır.
Başka bir ifadeyle, iktidar, Silvan'da sürekli sınıfta kalmaktadır.
Buna rağmen ilginç bir tablo ortaya çıkıyor.
AK Parti'nin Diyarbakır'daki oy oranı yıllar içinde azalırken, milletvekili listelerinde Silvanlı isimler hep ön sıralarda yer almaya devam ediyor.
Mücahit'in babası MİA döneminden bugüne kadar Silvan halkından beklediği desteği alamayan AK Parti, buna rağmen aynı siyasi tercihleri sürdürmeyi tercih ediyor.
2023 Milletvekili seçimlerinde 12 kişilik listenin 2, 3, 4 ve sanırız 6. sıralarında Silvanlı adaylar yer aldı.
Partinin Diyarbakır'daki oy oranı yaklaşık yüzde 15 seviyesinde kaldı.
Yerel seçimlerde tablo daha da çarpıcıydı.
Zor bulunmuş bir belediye başkan adayıyla seçime giren AK Parti, iki milletvekili bulunan Silvan'da tek bir belediye meclis üyesi dahi çıkaramadı.
Benzer bir durum Bismil'de de yaşandı.
Geçmişten gelen siyasi ve aile bağlarının seçmen nezdinde artık bir karşılığı olmadığı açıkça görüldü.
Bir siyasî analistinin şu tespiti ise üzerinde düşünmeye değer:
"AK Parti, bölgede 2009'dan itibaren feodal kalıntısı ailelere yaslanarak kitlesel siyaseti terk etti.
Bu anlayış, Diyarbakır'da Recep Tayyip Erdoğan'ın siyasi mirasını tüketme noktasına getirdi.
Bugünkü değişim, önceki değişimlerden farklı değil.
Partide düşünceler değil, aileler arasındaki çekişmeler belirleyici oluyor.
Bu durum partiyi marjinalleştiriyor, her seçimde biraz daha küçültüyor."
Gerçekten oylar her seçimde daha azalıyor.
Genel Merkez kadroları gençleşti.
Diyarbakır'ı yalnızca TÜGVA perspektifiyle okumak mümkün değildir.
Bu şehir, çok daha geniş bir siyasi ve toplumsal hafızaya sahiptir. Öncelikle çıkar odaklı siyaset anlayışından ve birkaç ailenin belirleyici olduğu yapıdan kurtulmak gerekir.
Bugün partide etkili olduğu söylenen iki-üç ailenin toplam oyunun on ya da on beş bini geçmediği ifade ediliyor.
Diyarbakır'da yaklaşık 1 milyon 400 bin seçmen bulunuyor.
Bunların içinde çeşitli nedenlerle küsmüş, kenara çekilmiş ya da başka adreslere yönelmiş 350-400 bin eski AK Parti seçmeni olduğu konuşuluyor.
Bu tablo sadece siyasi bir başarısızlık değildir; aynı zamanda büyük kayıptır.
Genel Merkez genç olabilir.
AK Parti Genel Başkan Vekili Sayın Efkan Ala, Diyarbakır'ı en iyi tanıyan isimlerden biridir.
Bugün artık partinin "aksakallılarından" biri olarak görülmektedir.
İşte asıl soru burada başlıyor:
Neden susar?
Milletvekillerinin, il yönetiminin ve bölge koordinatörlerinin hatalarını neden görmez?
Ya da görüyorsa neden çözüm üretmez?
Her dönem "hazır" diye sunulan il başkanları, kısa süre sonra vekillerin, koordinatörlerin ve parti içi baskıların hedefi hâline geliyor. Toplumun beklentilerine cevap veremeyen isimler ise kısa sürede görevden ayrılıyor.
Mevsimlik / yıllık siyasi görevlerle Diyarbakır'da kalıcı liderlik inşa edilemez.
"Babam milletvekiliydi..."
"Akrabam yıllarca bakandı..."
"Baldızım milletvekili..."
"Kaynım Trabzonlu..."
Bunların hepsi doğru olabilir.
Ama siyaset artık soyadıyla değil, sandıkla ölçülüyor.
Biraz halk konuşsun.
Biraz seçmen karar versin.
Yoksa Recep Tayyip Erdoğan'a samimiyetle inanan sade AK Parti seçmeni, olup biteni yalnızca Kemal Sunal filmlerindeki şaşkın bakışlarla izlemeye devam edecek.
Sahi...
Ne olur Sayın Efkan Ala?
Bir kez olsun konuşsanız...