DEM Parti'nin yıllardır savunduğu eş başkanlık sistemi, her yaşanan gelişmeyle birlikte yeniden tartışma konusu oluyor.
Son olarak Doğan Hatun'un eş başkanlık görevinden ayrılması bu tartışmaları tekrar gündeme taşıdı.
Kendisi görevden ayrılmış olsa dahi belediye meclis üyeliğini sürdürüyor.
Ayrılık gerekçesi olarak sağlık sorunları gösterildi.
Durum gerçekten buysa, kendisine geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
Kamuoyunda farklı iddiaların konuşulduğu görülüyor.
İddiaların doğruluğu konusunda kesinleşmiş bilgi- belge bulunmadığından, bunları gerçekmiş gibi kabul etmek doğru olmaz.
Buna rağmen, kamuoyunda oluşan soru işaretlerinin giderilmesi için şeffaf açıklamalar yapılması önemlidir.
Asıl tartışılması gereken konu, kişilerin ötesinde, eş başkanlık sisteminin kendisidir.
Bu model gerçekten başarılı bir yönetim anlayışı mı ortaya koyuyor yoksa karar alma süreçlerini zorlaştıran bir uygulama mı?
Bugüne kadar yaşanan örnekler, bu sorunun daha fazla tartışılması gerektiğini gösteriyor.
"Bir koltukta iki karpuz taşınmaz." Ata sözü, aslında yönetim anlayışı açısından önemli bir mesaj içeriyor.
Bir makamın tek sorumlusu olduğunda hesap verebilirlik daha nettir.
Yetki ve sorumluluk tek elde toplandığında başarının ya da başarısızlığın kime ait olduğu bellidir.
İki kişinin aynı makamı paylaşması ise zaman zaman yetki karmaşasına, sorumluluğun belirsizleşmesine ve karar alma süreçlerinin uzamasına neden olabilir.
Eş başkanlık sistemi teoride "ortak yönetim" anlayışını savunsa da pratikte bunun her zaman beklendiği gibi işlemediği yönünde eleştiriler bulunmaktadır.
Siyasi partiler ve belediyeler, hizmet üretmek ve sorun çözmek için vardır.
Vatandaş ise makam paylaşımından çok, yapılan hizmete, çözülen sorunlara ve ortaya konulan performansa bakar.
Bir başka dikkat çeken nokta da şudur:
Eş başkanlık sistemini savunanlar, aynı modeli neden partinin her kademesinde uygulamıyor?
Eğer bu sistem en doğru yönetim modeli olarak görülüyorsa, bunun en üst karar mekanizmalarında da eksiksiz uygulanması beklenir.
Bu durum doğal olarak kamuoyunda çeşitli soruların sorulmasına neden olmaktadır.
Benim kanaatime göre eş başkanlık sistemi, özellikle yerel yönetimlerde beklenen faydayı sağlamamaktadır.
Yönetimde netlik, hesap verebilirlik ve güçlü sorumluluk anlayışı daha sağlıklı sonuçlar doğurur.
Bir makamın tek sorumlusu olmalıdır.
Vatandaş da hizmeti kimin ürettiğini, başarının ya da başarısızlığın kime ait olduğunu açık şekilde görebilmelidir.
Sonuç olarak, kişiler gelip geçicidir; önemli olan sistemlerin başarısıdır.
Eğer bir yönetim modeli sürekli tartışmalara yol açıyor, uygulamada sorunlar üretiyor ve kamuoyunda güven oluşturamıyorsa, o modeli yeniden değerlendirmek gerekir.
Demokrasi, sadece yeni sistemler önermek değil, gerektiğinde o sistemleri eleştirebilme ve eksiklerini düzeltebilme cesaretini de gerektirir.