beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan sefaköy escort beylikdüzü escort seks hikayesi beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort esenyurt escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort alanya escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayanlar beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan
Bugun...


Mehmet Zeki Özer

facebook-paylas
İslam Adına Konuşma Hakkı(?)
Tarih: 24-07-2026 00:04:00 Güncelleme: 24-07-2026 00:04:00


 

 

 

İslam adına konuşmak, fetva vermek veya Müslümanları temsil ettiğini iddia etmek son derece ağır bir sorumluluktur.

 

 

 Kur'an-ı Kerim ve Hz. Peygamber'in (s.a.v.) sünneti, din adına konuşanların ilim, takva ve sorumluluk bilinciyle hareket etmelerini emretmektedir.

 

 

Buna rağmen günümüzde birçok kişi ve kuruluş, kendisini adeta İslam'ın resmî sözcüsü gibi tanıtmakta, Müslümanlar adına açıklamalar yapmakta ve toplum adına hükümler ortaya koymaktadır.

 

 

Aynı kişi ve kuruluşların, dinin açık hükümlerinin ihlal edildiği birçok mesele karşısında sessiz kaldıkları görülmektedir.

 

 Kur'an-ı Kerim'de Allah Teâlâ şöyle buyurur:

 

-Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, Resûl'e itaat edin ve yaptığınız işleri boşa çıkarmayın.(Muhammed, 47/33)

 

Yine başka bir ayette şöyle buyurulmaktadır:

 

-Resûl size ne verdiyse onu alın; sizi neden men ettiyse ondan sakının.(Haşr, 59/7)

 

 

Bu ayetler, Müslümanın ölçüsünün insanların kanaatleri değil; Allah'ın kitabı ve Resûlü'nün sünneti olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.

 

 

 Geçtiğimiz günlerde, kendisini İslâmî hizmetlerle tanıtan bir sivil toplum kuruluşunun yöneticisine önemli gördüğümüz bir meseleyi ilettik.

 

 Taziye evlerinde kadınlarla erkeklerin aynı ortamda, mahremiyet sınırları gözetilmeden birlikte oturmasının dinî açıdan doğru olmadığını ve bu konuda neden kamuoyuna bir uyarı yapılmadığını sorduk.

 

Verilen cevap dikkat çekiciydi:

 

-Ben böyle ufak tefek meseleleri kendime dert etmiyorum. Sen de kendine dert etme.

 

 

Bu cevap, şahsi bir kanaatten öte, dinî hassasiyetlerin nasıl değersizleştirildiğini göstermesi bakımından düşündürücüdür.

 

 

Hz. Peygamber (s.a.v.), ümmetini küçük görülen günahlar konusunda özellikle uyarmıştır:

-Küçük görülen günahlardan sakının. Çünkü onlar bir kişide birikir ve sonunda onu helâk eder.(Müsned-i Ahmed, 3808)

 

 

Başka bir rivayette ise şöyle buyurmuştur:

 

-Size iki zayıfın hakkı konusunda Allah'tan korkmanızı tavsiye ederim... (Nesâî, İşretü'n-Nisâ 2)

 

 

İslam'da kadın ve erkeğin mahremiyet sınırlarını koruması, sadece bir örf meselesi değil; dinin koyduğu edep ve iffet ilkelerinin bir parçasıdır.

 

 

Kur'an-ı Kerim, hem erkeklere hem kadınlara gözlerini haramdan sakınmalarını ve iffetlerini korumalarını emretmektedir (Nur, 24/30-31).

 

 

 Bu hükümler, toplumda fitneyi önlemeyi ve aile yapısını muhafaza etmeyi hedeflemektedir.

 

Taziyeye katılan kadınların da başsağlığı dilemeye ve acılarını paylaşmaya hakları vardır.

 

 

Bunun, İslam'ın mahremiyet ölçülerine uygun bir düzen içerisinde gerçekleştirilmesi mümkündür.

 

 

Dinin ortaya koyduğu ölçüler varken, bunları "önemsiz ayrıntılar" olarak nitelemek doğru değildir.

 

 

Asıl düşündürücü olan ise şudur:

 

Bugün Müslümanlar adına konuşan birçok kişi ve kuruluş, toplumda dinin açık hükümlerinin ihlal edildiği konular karşısında sessiz kalırken, farklı gündemler hakkında sık sık açıklama yapmaktadır.

 

 

Bu durum, "Acaba dinin hükümleri mi önceleniyor, yoksa başka hesaplar mı?" sorusunu akıllara getirmektedir.

 

 

 Kur'an-ı Kerim, hakkı gizleyenleri şu ifadelerle uyarmaktadır:

 

-İndirdiğimiz açık delilleri ve hidayeti, kitapta insanlara açıkladıktan sonra gizleyenlere hem Allah lanet eder hem de lanet edebilenler lanet eder. (Bakara, 2/159)

 

 

Ayrıca Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

 

-Sizden kim bir kötülük görürse onu eliyle değiştirsin; buna gücü yetmezse diliyle; buna da gücü yetmezse kalbiyle buğz etsin.

 

Bu ise imanın en zayıf derecesidir. (Müslim, Îmân, 78)

 

 

Din adına konuşanların görevi, toplumun hoşuna gidecek sözleri söylemek değil; Kur'an ve sünnetin hükümlerini hikmetle ve cesaretle hatırlatmaktır.

 

 

 İnsanların alkışını kazanmak uğruna Allah'ın hükümlerini geri plana itmek, din hizmeti değil; büyük bir vebâldir.

 

 

Müslümanların ölçüsü kişiler, dernekler veya vakıflar değildir.

Ölçü, Kur'an-ı Kerim ve sahih sünnettir.

 

 

 Her söz ve her davranış bu iki temel kaynağa arz edilmelidir.

 

Zira kıyamet günü herkes, temsil ettiği makamdan değil; Allah'ın dinine karşı gösterdiği sadakatten hesaba çekilecektir.



Bu yazı 1874 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARA
GAZETEMİZ

YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
YUKARI