beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan sefaköy escort beylikdüzü escort seks hikayesi beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort esenyurt escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort alanya escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayanlar beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan
Bugun...


Mehmet Zeki Özer

facebook-paylas
Kürt Meselesi'nde Tek Taraflılık Hüsrâna Davetiye!...
Tarih: 29-07-2026 00:05:00 Güncelleme: 29-07-2026 00:05:00


 

 

Diyarbakır konuşmadan bu süreç tamamlanır mı?

 

Türkiye yeni bir dönemin eşiğinde olduğunu söylüyor.

 

 Kimi buna "Terörsüz Türkiye", kimi "Barış ve Kardeşlik Projesi", kimi ise "Yeni Çözüm Süreci" diyor.

 

Adı ne olursa olsun, bu süreç Cumhuriyet tarihinin en önemli siyasi ve toplumsal başlıklarından biri olarak tartışılıyor.

 

 

Ortada görmezden gelinen çok büyük bir gerçek var: Sürecin merkezinde olması gereken Diyarbakır ve bölge halkı, ne yeterince dinleniyor ne  yeterince bilgilendiriliyor.

 

Her akşam ulusal televizyon kanallarını açıyoruz.

 

Aynı yüzler, aynı yorumcular, aynı siyasi analizler...

 

 Ankara'dan, İstanbul'dan konuşan onlarca kişi sürecin nasıl ilerlemesi gerektiğini anlatıyor.

 

Diyarbakır'ın sokaklarında yaşayan insanların ne düşündüğü sorulmuyor.

 

 Bu şehrin esnafı, çiftçisi, işçisi, öğrencisi, öğretmeni, annesi ve genci ekranlarda yok.

 

 Sanki bu mesele,  onların değilmiş gibi davranılıyor.

 

Bu süreçten en çok etkilenecek şehirlerin başında Diyarbakır geliyor.

 

 Bölgede yaşayan milyonlarca insanın geleceğini ilgilendiren konuda,  görüşlerine birkaç dakikalık sokak röportajı çok görülüyor.

 

Bunun yerine, bölgeyi uzaktan değerlendiren yorumcular günlerce ekranlarda konuşuyor.

 

 Kamuoyu oluşturuluyor, bölge halkı bu kamuoyunun içinde yer almıyor.

 

Bugün Meclis'e gelmesi beklenen düzenlemelerle ilgili toplumda çok sayıda soru var.

 

Bir af olacak mı?

 

Kapsamı ne olacak?

 

Kimler yararlanacak?

 

Hukuki sonuçları neler olacak?

 

Bu soruların cevabı günlerdir tartışılıyor.

 

 Diyarbakır'da yaşayan vatandaşın önemli bir kısmı, tartışmaların ayrıntılarından haberdar değil.

 

Süreç şeffaf yürütülmüyor, bilgilendirme yetersiz kalıyor.

 

Barış deniliyorsa önce toplum bilgilendirilmelidir.

 

 Şeffaflık olmadan güven oluşmaz.

 

 Güven olmadan kalıcı toplumsal uzlaşma sağlanamaz.

 

Bir başka önemli mesele temsil tartışmasıdır.

 

Yıllardır Türkiye'de Kürt meselesi konuşulurken, milyonlarca Kürdün iradesi çoğu zaman tek bir kişi veya tek bir yapı üzerinden okunmaya çalışılıyor.

 

Kürt toplumu tek sesli değildir.

 

Farklı siyasi görüşlere sahip, farklı beklentileri olan, farklı çözüm önerileri geliştiren milyonlarca insan vardır.

 

Bu nedenle herhangi bir kişiyi bütün Kürtlerin tartışmasız temsilcisi veya lideri olarak kabul etmek, Kürt toplumunun çeşitliliğini ve demokratik iradesini görmezden gelmek anlamına gelir.

 

Böyle bir yaklaşım, farklı düşünen Kürtlerin sesini de bastırma riski taşır.

 

Kürt meselesi konuşulacaksa, önce Kürtlerin kendisi konuşmalıdır.

 

Diyarbakır konuşmalıdır.

 

Mardin konuşmalıdır.

 

Van konuşmalıdır.

 

Şırnak, Hakkâri, Batman, Siirt ve bölgenin bütün şehirleri konuşmalıdır.

 

Bu coğrafyanın acısını,  sevincini , umutlarını burada yaşayan insanlar bilir.

 

Ulusal medya, bu konuda önemli bir sınav vermektedir.

 

Bölgedeki birkaç sivil toplum kuruluşunun açıklamalarını yayınlamak, halkın tamamının görüşünü yansıtmaz.

 

STK'lar elbette değerlidir; ancak toplum yalnızca STK'lardan ibaret değildir.

 

Mahalledeki esnafın düşüncesi önemlidir.

 

Sabah işe giden işçinin fikri önemlidir.

 

Üniversite öğrencisinin beklentisi önemlidir.

 

Çocuğunu bu topraklarda büyüten annenin kaygısı önemlidir.

 

İşsiz gencin geleceğe dair umudu da önemlidir.

 

Gazetecilik, yalnızca güçlülerin ve yetkililerin açıklamalarını aktarmak değildir.

 

 Gazetecilik, sesi duyulmayan insanların sesini de kamuoyuna taşımaktır.

 

 Diyarbakır'ın sesi ekranlarda duyulmuyorsa, o zaman kamuoyu eksik oluşturuluyor demektir.

 

Barış yalnızca siyasi aktörlerin masada anlaşmasıyla kurulmaz.

 

 Gerçek barış, toplumun sürece inanmasıyla mümkündür. İnsanlar kendilerini dışlanmış hissediyorsa, alınan kararların kendilerine rağmen verildiğini düşünüyorsa, o sürecin toplumsal meşruiyeti her zaman tartışılır.

 

Türkiye'nin bugün ihtiyacı olan şey daha fazla propaganda değil, daha fazla şeffaflıktır.

 

Daha fazla tek ses değil, daha fazla çoğulculuktur.

 

Daha fazla ekran tartışması değil, fazlası halkın söz hakkıdır.

 

Bu ülkenin geleceğini ilgilendiren böylesine önemli bir süreçte Diyarbakır sadece izleyen değil, konuşan olmalıdır.

 

Barışın gerçek sahibi siyasetçi değil, bu topraklarda birlikte yaşayan insandır.

 

Kalıci toplumsal barış hedefleniyorsa, yolu halkın iradesine güvenmekten geçer.

 

 Diyarbakır'ın sesini duymayan, bölge halkını yeterince bilgilendirmeyen ve farklı görüşlere alan açmayan hiçbir süreç, ne kadar iyi niyetle başlatılmış olursaTerörsüz Türkiye Süreci'nde Diyarbakır konuşmadan süreç istendiği gibi tamamlanamaz

 

Türkiye'nin artık yüksek sesle şu soruyu sorması gerekiyor:

 

Barışı kim adına konuşuyoruz?

 

Eğer cevap "halk" ise, o zaman önce halk konuşmalıdır.

 

Halkın en güçlü seslerinden biri olan Diyarbakır'ın sesi, artık yalnızca seçim dönemlerinde değil, ülkenin geleceğini belirleyen her masada ve her ekranda hak ettiği yeri bulmalıdır. olsun, eksik kalacaktır.

 

Ve o halkın en güçlü seslerinden biri olan Diyarbakır'ın sesi, artık yalnızca seçim dönemlerinde değil, ülkenin geleceğini belirleyen her masada ve her ekranda hak ettiği yeri bulmalıdır.



Bu yazı 2169 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARA
GAZETEMİZ

YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
YUKARI