Diyarbakır'dan yükselen ses artık yalnızca bu kadim şehrin değil, Türkiye'nin dört bir yanının ortak çığlığıdır.
Aynı ses, aynı nefes, aynı slogan yankılanıyor:
-Mutfaktaki yangın büyüyor.
Yaz mevsiminin ortasında vatandaş, dalındaki meyveyi bile sofrasına koyamaz hâle geldi.
Pazarın ateşi mutfağı sardı, ekonomik kriz her eve dokundu. Bugün vatandaşın en büyük gündemi geçim mücadelesidir.
Diyarbakır'ın derdi yalnızca hayat pahalılığı değildir. Şehrin bir diğer önemli sorunu güvenliktir.
Sokakta konuşulan, kahvehanelerde tartışılan ve esnafın her gün dile getirdiği ortak talep çok nettir:
-Devlet daha görünür olsun, güvenlik daha güçlü sağlansın.
Vatandaşın beklentisi makam sahiplerinin düğünlerde boy göstermesi değil, Ne var ki bu çağrılara kulak vermesi gereken yöneticiler, halkın sorunlarına çözüm üretmek yerine düğünlerden ve konvoylardan başlarını kaldıramıyor, sokakta, mahallede ve halkın yanında olmasıdır.
Yaz akşamlarında gece geç saatlere kadar şehir merkezinde dolaşan düğün konvoyları, havai fişek gösterileri ve oluşturulan trafik karmaşası vatandaşın huzurunu kaçırırken, güvenlik güçlerinin önceliklerinin ne olduğu da sorgulanmaktadır.
İçişleri Bakanı Sayın Mustafa Çiftçi'nın göreve geldiği günden bu yana sık sık dile getirdiği bir anlayış var:
-Devlet millet için vardır.
Sayın Bakan, valilere ve emniyet müdürlerine yaptığı çağrılarda defalarca vatandaşın sorunlarına eğilinmesi, kamu düzeninin tavizsiz korunması ve hizmet odaklı yönetim anlayışının benimsenmesi gerektiğini vurguladı.
Bu yaklaşım kamuoyunda da karşılık buldu.
Sahadaki uygulamalar her yerde aynı başarıyı göstermiyor.
Diyarbakır'da vatandaş, bazı yöneticilerin halkın gerçek gündeminden uzaklaştığını düşünüyor.
Makamlar, halka hizmet etmek için vardır; makamın itibarı, vatandaşın devlete duyduğu güvenle ölçülür.
Özellikle Sur ilçesindeki bazı eski pasajların uyuşturucu satıcıları ve bağımlılarının buluşma noktası hâline geldiği yönündeki şikâyetler uzun zamandır devam ediyor.
Bölge esnafı tedirgin, aileler endişeli. Vatandaş daha sık denetim ve kararlı operasyonlar bekliyor.
Suçla mücadelede en küçük ihmal bile toplumun geleceğini tehdit eden büyük sonuçlar doğurabilir.
Diyarbakır, bugün açık bir mesaj veriyor: Bıçak kemiğe dayandı. Ekonomik sıkıntılar büyüyor, güvenlik kaygıları artıyor ve vatandaş çözüm bekliyor.
Devletin görevi vatandaşın sesini duymak, sorunlarını ertelemek değil çözmektir.
Hiçbir makam kalıcı değildir.
Kalıcı olan, görev süresi boyunca bırakılan hizmetlerdir.
Bugün Diyarbakır'ın ihtiyacı; protokol fotoğrafları değil, sokakta hissedilen devlet otoritesi, huzur ve güven ortamıdır.
Bu şehir daha fazlasını hak ediyor.
Diyarbakır yalnızca tarihiyle değil, insanıyla da Türkiye'nin en değerli şehirlerinden biridir. Halkın sesine kulak vermek, devlete olan güveni güçlendirmenin ilk şartıdır.
Diyarbakır'ın çağrısı nettir: Sorunları görün, çözüm üretin ve halkın yanında olun.