beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan sefaköy escort beylikdüzü escort seks hikayesi beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort esenyurt escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort alanya escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayanlar beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan
Bugun...


Mehmet Zeki Özer

facebook-paylas
Özgürlük mü Değer Erozyonu mu?
Tarih: 04-08-2026 00:05:00 Güncelleme: 04-08-2026 00:05:00


 

 

Bir toplumun gerçek gücü; ekonomisiyle, teknolojisiyle ya da sahip olduğu imkânlarla değil, ahlâkî değerleriyle ölçülür.

 

 Ahlâkın zayıfladığı yerde maneviyat da zayıflar; maneviyatın sarsıldığı toplumlarda ise huzur, güven ve dayanışma giderek yok olur.

 

 Bugün ne yazık ki tam da böyle bir değer erozyonuyla karşı karşıyayız.

 

Son yıllarda özellikle gençler arasında utanma, edep ve haya gibi kavramlar giderek geri plana itiliyor. Sınırsız bireysel özgürlük anlayışı, toplumsal sorumluluk bilincinin önüne geçiriliyor.

 

"Özgürlük" adı altında toplumun ortak değerlerini hiçe sayan davranışlar, normal ve hatta çağdaşlık göstergesi gibi sunuluyor.

 

Özgürlük, başkalarının yaşam alanına ve toplumsal hassasiyetlere saygı gösterildiği sürece anlam kazanır.

 

Yaz aylarının gelmesiyle birlikte sokaklarda sergilenen aşırı açık giyim tarzları ve kamuya açık alanlarda toplumun genel ahlak anlayışıyla bağdaşmayan davranışlar birçok vatandaşı rahatsız etmektedir.

 

Parklarda, meydanlarda ve toplu taşıma araçlarında sergilenen mahremiyet sınırlarını zorlayan davranışların sıradanlaştırılması, toplumsal değerlerde yaşanan çözülmenin önemli göstergelerinden biridir.

 

 Bu tablo karşısında sessiz kalınması,  endişe vericidir.

 

Değer erozyonunun başka boyutu ise dijital dünyada yaşanmaktadır.

 

Sosyal medya platformlarında lüks, gösteriş ve israfın özendirildiği bir hayata ôzenti oluşturuluyor.

 

 Emek vermeden kısa yoldan zengin olma hayali, gençlerin zihinlerine başarı modeli olarak yerleştiriliyor.

 

Çalışmak, üretmek ve alın teri dökmek yerine, kolay yoldan şöhret ve servet elde etme düşüncesi teşvik ediliyor.

 

Bu anlayış, yalnızca bireyleri değil, toplumun üretim ahlâkını da zedeliyor.

 

Ailelerin, eğitim kurumlarının ve medyanın bu süreçteki sorumluluğu göz ardı edilemez.

 

 Çocuklara ve gençlere yalnızca bilgi değil; karakter, sorumluluk, saygı ve ahlak da kazandırılmalıdır.

 

 Ahlâkî temeli zayıf bir eğitim sistemi, güçlü bireyler değil; kimlik bunalımı yaşayan nesiller yetiştirir.

 

Hiçbir medeniyet, ahlâkî değerlerini kaybederek uzun süre ayakta kalmaz.

 

Tarih bunun sayısız örneğiyle doludur.

 

 Toplumun ortak değerlerini korumak, sadece belli bir kesimin değil, herkesin görevidir.

 

Ahlâk; bireyin özel hayatına sıkışmış bir tercih değil, toplumsal düzenin temel direğidir.

 

Bugün ihtiyacımız olan şey, özgürlüğü sorumlulukla, modernleşmeyi ise ahlâkî değerlerle birlikte değerlendirebilen sağduyulu bir anlayıştır.

 

 Gençlerimizi gösterişe, tüketime ve kolay kazanca değil; çalışmaya, üretmeye, dürüstlüğe ve erdeme yönlendirebilirsek geleceğe umutla bakabiliriz.

 

Aksi hâlde, haya duygusunun zayıfladığı, emeğin değersizleştiği ve toplumsal sorumluluk bilincinin yok olduğu bir toplumun karşılaşacağı sorunlar yalnızca bugünün değil, gelecek nesillerin de omuzlarına ağır bir yük olarak binecektir.



Bu yazı 2569 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARA
GAZETEMİZ

YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
YUKARI