beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan sefaköy escort beylikdüzü escort seks hikayesi beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort esenyurt escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort alanya escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayanlar beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan
Bugun...


Mehmet Zeki Özer

facebook-paylas
Şehrin Sessiz Çığlığı
Tarih: 03-08-2026 00:05:00 Güncelleme: 03-08-2026 00:05:00


 

 

Diyarbakır’da yıllardır konuşulan, ancak bir türlü kalıcı çözüme kavuşmayan sorunlar var. Bu sorunların başında yalnızca yollar, binalar ya da güvenlik tedbirleri gelmiyor.

 

Asıl mesele, vatandaşın kendisini duyulmamış, görülmemiş ve sahipsiz hissetmesidir.

 

Bu sesi; sorunları görmeyen, çözüm üretmeyen yetkililere ulaştırmak için dile getiriyoruz.

 

 Diyarbakır’da yankılanan bu ses, aslında tüm Türkiye’nin ortak sesidir.

 

 Sayın Cumhurbaşkanı da bu sesi duyar ve gereğini yapar.

 

Bir vatandaşımızın "Diyarbakır ve Acı Gerçek" başlıklı yazımıza gönderdiği değerlendirme, aslında yalnızca bir kişinin değil, yıllardır içinde biriken toplumsal bir rahatsızlığın ifadesidir.

 

Diyarbakırlı bir vatandaşın kaleme aldığım "Diyarbakır ve Acı Gerçek" başlıklı yazıma gönderdiği değerlendirmeyi kamuoyunun dikkatine sunmak istiyoruz.

 

 Vatandaşımızın dile getirdiği sorunlar, yalnızca bir kişinin şikâyeti değil; bir şehrin yıllardır biriken sıkıntılarına dair önemli bir toplumsal sorgulamadır.

 

Vatandaşın ifadesiyle:

 

"Bu yazı biraz yuvarlak kalmış. Bu mesele belediyenin işi de değil, sadece siyasi bir mesele de değil. Kırk yıllık bir acının üzerine inşa edilmiş bir durumdan bahsediyoruz."

 

Vatandaş soruyor:

 

"Bu şehrin sorunları neden hep erteleniyor? Neden yıllar geçiyor, yöneticiler değişiyor ama bazı meseleler olduğu yerde kalıyor?"

 

Diyarbakır’ın en işlek bölgelerinden birinde, geçmişte alınan güvenlik kararları nedeniyle kapatılan alanlar ve bu durumdan etkilenen esnaf ile bina sakinlerinin yaşadığı mağduriyet, uzun süredir tartışılıyor.

 

 Vatandaşın iddiasına göre, aradan yıllar geçmesine rağmen bu bölgelerde yaşayan insanların sorunlarına yeterince çözüm üretilmedi.

 

Yıllar içerisinde birçok vali görev yaptı. 

 

Vatandaşın iddiasına göre, geçmişte alınan bazı güvenlik tedbirleri nedeniyle kapatılan alanlarda esnafın ve bina sakinlerinin yaşadığı sıkıntılar hâlâ kalıcı bir çözüme kavuşmuş değil.

 

Elbette devletin güvenliği sağlama görevi vardır.

 

Güvenlik gerekçesiyle alınan tedbirlerin vatandaşın yaşamını, esnafın ekonomisini ve bir mahallenin sosyal dokusunu yıllarca etkilemesi durumunda, bu uygulamaların yeniden değerlendirilmesi gerekir.

 

Bir şehirde vatandaş, "Benim sesimi kim duyacak?" diye sormaya başladıysa, " Orada ciddî bir yönetim sorunu var." demektir.

 

Yardım Bekleyen Bir Toplum mu Oluşturuluyor?

 

Diyarbakır’da bugün en çok tartışılması gereken konulardan biri de sosyal yardımların toplum üzerindeki etkisidir.

 

Sosyal destekler, zor durumda kalan vatandaşlar için elbette önemlidir.

 

Bir toplumda üretimin yerini sürekli yardım beklentisi almaya başlarsa, bu durum uzun vadede ciddi sosyal sorunlara yol açabilir.

 

Bugün birçok vatandaş; belediyeler, kaymakamlıklar, sosyal yardım kurumları, PTT şubeleri ve banka önlerinde yaşanan yoğunlukları sorguluyor.

 

Deneyimi ve bilgisiyle toplumun rehberi olan yaşlılarımızın, bugün geçim mücadelesi nedeniyle yardım sıralarında bekleyen insanlar hâline gelmesi acı tablodur.

 

Yaşlılık; toplumda saygınlık ve bilgelikle anılması gereken bir dönemdir.

 

Ekonomik sıkıntılar arttıkça birçok insan, hayatının ilerleyen dönemlerini huzur içinde geçirmek yerine destek aramak zorunda kalıyor.

 

Aile Yapısı Ekonomik Baskı Altında

 

Ekonomik zorluklar yalnızca cepleri değil, aile ilişkilerini de etkiliyor.

 

Vatandaşların dile getirdiği bazı örnekler, sosyal destek sistemlerinin aile yapısı üzerinde de yeni tartışmalar oluşturduğunu gösteriyor.

 

Yardım alabilmek için yapılan bazı düzenlemeler, aile içindeki ilişkileri ve toplumsal değerleri zorlayabiliyor.

 

Bir toplumun geleceğini aileler, anneler ve gençler inşa eder.

 

İnsan, sürekli geçim telaşı, kuyruklar ve ekonomik kaygılar içinde yaşamaya başladığında umut azalır, toplumsal aidiyet duygusu zayıflar.

 

Üretmeyen Toplum Güç Kaybeder

 

Bir ülkenin ve bir şehrin gerçek gücü, vatandaşının üretme kapasitesidir.

 

Üretimin azaldığı, tüketimin arttığı toplumlarda ekonomik sorunların yanında manevi sorunlar da büyür.

 

 İnsan kendisini sadece yardım alan bir birey olarak görmeye başladığında, özgüveni ve toplumsal bağlılığı da zarar görebilir.

 

Diyarbakır’ın ihtiyacı; insanını yardım sıralarına sokan değil, üretime katan bir anlayıştır.

 

Bu şehirde gençler iş bekliyor, esnaf ayakta kalmaya çalışıyor, aileler geçim mücadelesi veriyor.

 

 Vatandaş, yöneticilerden yalnızca açıklama değil, çözüm bekliyor.

 

Diyarbakır’ın Sahibi Yine Diyarbakırlılar Olmalı

 

Bir şehrin gelişmesi sadece binalarla, yollarla ya da projelerle olmaz.

 

 Asıl gelişme, vatandaşın kendisini değerli hissetmesiyle başlar.

 

Diyarbakır geçmişte güçlü bir dayanışma kültürüne sahipti. Mahalle kültürü vardı, komşuluk vardı, insanlar geleceğe umutla bakardı.

 

Bugün yapılması gereken, bu şehrin kaybolan güven duygusunu yeniden inşa etmektir.

 

Yöneticiler değişebilir, makamlar değişebilir;  Vatandaşın sorunları yerinde duruyorsa " Ortada çözülmemiş bir gerçek var." demektir.

 

Diyarbakır’ın artık daha fazla beklemeye değil; dinlenmeye, anlaşılmaya ve çözüm üreten bir yönetim anlayışına ihtiyacı var.

 

 

Bir şehrin en büyük zenginliği; binaları değil, kendisini o şehrin sahibi hisseden insanıdır.



Bu yazı 3323 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARA
GAZETEMİZ

YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
YUKARI