beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan sefaköy escort beylikdüzü escort seks hikayesi beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort esenyurt escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort alanya escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayanlar beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan
Bugun...


YASEMİN ENSARİ

facebook-paylas
EYLEMSİZ BİLGİNİN İNSANLIĞA MALİYETİ
Tarih: 31-07-2026 00:04:00 Güncelleme: 31-07-2026 00:04:00


 
Tarih boyunca bilgi, ona sahip olanlar için her zaman önemli bir güç kaynağı olmuştur. Özellikle Sanayi Devrimi ve ardından gelen Teknoloji Devrimi, bilginin toplumun her kesimine daha geniş ölçüde yayılmasını sağlamış; aynı zamanda eğitime katılanların sayısını da arttırmıştır. Bu gelişmeler, bireylerin daha fazla bilgi edinmesine olanak tanımış olsa da, edinilen bilginin yalnızca hafızada depolanan bir birikim olarak kalması önemli bir sorunu beraberinde getirmiştir. Kişinin yıllar süren eğitimleri, okuduğu kitaplar ve edindiği deneyimler sonucunda kazandığı bilgiyi hayata geçirmemesi/geçirememesi yalnızca bireysel bir yük değil, aynı zamanda entelektüel bir israf niteliği taşımaktadır. Ayrıca, bilgi eyleme dönüştürülmediğinde kayıp yalnızca bireyle sınırlı kalmaz; o bilgiden yararlanabilecek tüm insanlık için de büyük bir fırsat kaybına dönüşür. Zira bilgi, ancak eyleme dönüştüğünde, paylaşıldığında ve toplumsal ya da bireysel bir değer ürettiğinde gerçek anlamını kazanır. 
 
Bilgi, barındırdığı özellikleri bakımından dinamik bir güce sahiptir. Bu dinamik güç eylemsizlik yüzünden hayata geçirilmediğinde, toplumun gelişimine sunulabilecek bir inovasyon, bir tedavi yöntemi, bir sosyal proje veya bir sanat eseri zihnin derinliklerinde yok olup gitmektedir. Bilginin eyleme geçirilememesinin bireysel, psikolojik, sosyolojik ve eğitimsel birçok nedeni bulunmaktadır. Bu nedenlerinden biri; eğitim sistemlerinin ezberci ve test odaklı olmasıdır. Adeta bir ‘’yarış atı’’ gibi sınavdan sınava koşturan öğrenci, eğitimi için harcadığı zamanı, enerjiyi ve toplumsal kaynakları katma değere dönüştürememektedir. Bu durumun çözümü için eğitimde köklü yapısal dönüşümlerin gerçekleştirilmesi, daha çok "yaparak öğrenme" modeline geçilmesi, üretim ve girişimcilik eğitimlerine ağırlık verilmesi gerekmektedir. Ayrıca eğitimin tüm kesimler için erişilebilir ve ücretsiz olması, bilim merkezleri ve tasarım atölyelerinin de yaygınlaştırılması gerekmektedir. 
 
Diğer bir neden, medya ve dijital platformlarda bilgiye ulaşmamanın aşırı kolaylaşmasıdır. Sürekli tüketilen bu bilgi akışında bireyler yeni bilgiler tüketir (izler, okur, geçer) ama zihinde biriken bu verileri sindirmeye, üzerinde derin düşünmeye ve filtrelemeye zaman bulamazlar.  Hatta bir sorun hakkında makale okuduğunda veya bir belgesel izlediğinde o sorunu çözmüş gibi hisseder. Bu sahte başarı, bireyin kendi bilgi birikimine ihtiyaç duymamasına yol açar ve kişiye eylemsiz bir mutluluk sağlar. Bazı bireyler de edindikleri bilgiyi ‘’hata yapmaktan korktuğu’’ için uygulamaya koymak istemez. Bu da bireyde özgüven krizlerine neden olabilmektedir. Sosyolojik olarak ise fikirlere açık olmayan toplumlar; yenilik üreten ve risk alan bireyi ‘başımıza icat çıkarma’ zihniyetiyle baskı altına alır, dolayısıyla da eylemsizliğe teşvik eder.
 
Bilginin eyleme dönüşmesinin önündeki en yeni ve sinsi engellerden biri de yapay zekâ araçlarının yanlış kullanımıdır. Bilginin neredeyse tek sahibi olmayı amaçlayan bu teknoloji bireyin artık hafızasına ihtiyacı olmadığı yanılgısına kapılmasına neden olur. Teknik çizimi, makale yazımını, romanı kaleme almayı ya da basit Excel tablosunu dahi oluşturmayı bu zekâya teslim etmek; insani becerilerin zamanla körelmesi anlamına gelmektedir. Yapay zekânın sağladığı geçici zaman kazancı, bireysel ve toplumsal hafızanın yitirdiği üretim yeteneğinin maliyetini hiçbir zaman karşılayamayacaktır. 
 
Günümüzde insanların sürekli olarak eğitimlere katıldığı, sertifikalar aldığı, kitaplar okuduğu, hatta çeşitli üniversitelerden mezun olduğu halde liyakatinin kamuda ve özel sektörde değerlendirilmeyerek üretimden yoksun bırakılması da yalnızca bireylerin değil, tüm insanlığın kaybıdır. Bu nedenle ülkenin ‘’insan kaynakları departmanında’’ daha liyakatli ve nepotizmden uzak kadrolara yer verilmesi, eğitim sisteminin değiştirilmesi ve sorunlara çözüm üretebilecek parlak zihinlerin motivasyonlarını güçlü tutmaları gerekir…
 
 
 
Yasemin ENSARİ
Sosyolog-Gazeteci


Bu yazı 2332 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARA
GAZETEMİZ

YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
YUKARI