|
Tweet |
Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) ile Ma Music tarafından düzenlenen panelin moderatörlüğünü Şêrko Kaniwar yaptı. Panele sanatçılar Delîl Dîlanar, Dilovan ve Neşet Güçmen katılırken, yazar Kakşar Oremar da Zoom üzerinden bağlandı.
Panelde Aram Tigran’ın sanat yaşamından anılar paylaşılırken, sanatçıların hayattayken desteklenmesinin ve kültürel mirasın gelecek kuşaklara aktarılmasının önemine dikkat çekildi.
“Sanatçıların kıymetini yaşarken bilelim”
Panelde konuşan yazar Kakşar Oremar, sanatçıların yaşarken değer görmesinin önemine vurgu yaptı. Aram Tigran üzerine yaptığı çalışmalardan söz eden Oremar, sanatçıyla ilgili araştırmaları sırasında yeni anıların ortaya çıktığını belirtti.
Oremar, “Biz sağken birbirimizin kıymetini bilelim, öldükten sonra olmasın” ifadelerini kullanarak, Aram Tigran’ın yaşamı boyunca sanatçılar ve toplum tarafından gördüğü ilgiyi anlattı.
Aram Tigran hakkında kaleme aldığı “Özgürlüğün Sesi” ve “Özgürlüğün Kardeşliği” kitaplarına da değinen Oremar, bu çalışmalar yayımlandıkça sanatçıya ilişkin yeni anıların gün yüzüne çıktığını söyledi.
Tigran’ın Ermeni kimliğine sahip olmasına rağmen Kürt müziğine önemli katkılar sunduğunu belirten Oremar, sanatçının Kürtçeyi ve Kürt müziğini sahiplenmesinin özellikle Avrupa’da yaşayan Kürtler üzerinde etkili olduğunu ifade etti.
Oremar, Aram Tigran’ın seslendirdiği Kürtçe eserlerden “Bi Xemla Xweş e Zimanê Kurdî”nin de sanatçının repertuvarında özel bir yere sahip olduğunu söyledi.
“Bütün silahları eritip müzik aleti yapardım”
Aram Tigran’ın savaşa ve silahlara karşı müziği savunan bir sanat anlayışına sahip olduğunu aktaran Oremar, sanatçının sıkça dile getirdiği bir sözü de paylaştı.
Oremar, Tigran’ın, “Bütün dünyadaki tank, top, silah varsa hepsini eritip bir müzik aleti, bağlama, kaval, cümbüş yaparım” dediğini aktardı.
Tigran’ın 1966 yılında Erivan’a gittiğini ve burada Erivan Radyosu’nda çalışmalar yürüttüğünü anlatan Oremar, sanatçının cümbüşü ve sesiyle radyoda yer aldığını belirtti. Oremar, o dönemde radyoda en çok talep edilen eserler arasında Aram Tigran’ın şarkılarının da bulunduğunu söyledi.
“Diller ve kültürler arasında köprü kurdu”
Sanatçı Delîl Dîlanar ise Aram Tigran’ın farklı ülkeleri gezmiş, farklı dilleri ve kültürleri tanımış bir sanatçı olduğunu ifade etti.
Tigran’ın kimliğinin de farklı topluluklar arasında bir köprü kurmasına katkı sunduğunu belirten Dîlanar, “Kimliğinden dolayı da kimlikler arasında, diller ve kültürler arasında bir köprü kuruyordu” dedi.
Aram Tigran’ın müzikte kendine özgü bir tarz oluşturduğunu söyleyen Dîlanar, sanatçının sade dili ve özgün yorumuyla farklı yaş gruplarından insanların ilgisini çektiğini belirtti.
Dîlanar, “Küçük bir çocuktan büyük birine kadar herkes saatlerce onun müziğini ve sesini dinleyebiliyordu. Aram Tigran’ı bugün de hiç bıkmadan dinleyebiliriz” ifadelerini kullandı.
Tigran’la geçirdiği zamanlardan da söz eden Dîlanar, sanatçıyı tanımış olmaktan dolayı kendisini şanslı hissettiğini dile getirdi.
“Sanatçıya yaşarken imkân verilirse üretebilir”
Sanatçıların hayattayken desteklenmesi gerektiğini vurgulayan Dîlanar, “Hayattayken bir sanatçıya kıymet vermek çok önemlidir. Sanatçıya hayattayken imkân verilirse üretebilir” dedi.
Dîlanar, Aram Tigran’ın sahneye ve topluma karşı gösterdiği özeni de anlattı. Tigran’ın toplum karşısına çıkarken her zaman takım elbise giydiğini belirten Dîlanar, bunun sanatçının topluma duyduğu saygının bir göstergesi olduğunu söyledi.
“Aram Tigran takım elbisesiz asla toplum önüne çıkmazdı çünkü topluma saygı duyardı. İnsan önce kendine kıymet vermeli ki millet de ona kıymet versin” diyen Dîlanar, sanatçının sade yaşamından da bir anekdot paylaştı.
Tigran’ın yanında genellikle bir çantası, takım elbisesi ve cümbüşü bulunduğunu anlatan Dîlanar, sanatçının günlük yaşamının oldukça sade olduğunu, öğle yemeğini kimi zaman bir elmayla geçirdiğini söyledi.
Tigran’ın eserleri seslendirildi
Panel, Aram Tigran’ın eserlerinin seslendirilmesi ve sanatçının müzik yaşamına ilişkin anıların paylaşılmasıyla devam etti.
Etkinlikte, Aram Tigran’ın Kürt müziğine bıraktığı miras ele alınırken, sanatçıların yaşarken desteklenmesinin ve kültürel hafızanın gelecek kuşaklara aktarılmasının önemi vurgulandı.