Yeniden Refah Partisi kurulduğunda ciddi bir heyecan vardı. İnsanlar sadece yeni bir partiye değil, Milli Görüş'ün yeniden ayağa kalkacağına inandı. Fatih Erbakan'ın önünde büyük bir miras, arkasında ise ciddi bir toplumsal beklenti vardı.
Bugün ise insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:
O “yeniden” ne oldu?
Bence kırılmanın en önemli noktası 2023 seçimleriydi.
Yeniden Refah önce kendi adayıyla yola çıktı. Ardından AK Parti ile görüşmeler başladı, 30 maddelik mutabakat gündeme geldi ve Cumhur İttifakı'na katılım gerçekleşti.
Buradaki mesele ittifak yapılması değil.
Mesele,Fatih Erbakan'ın daha sonra kendi ağzıyla açıkladığı gibi, teşkilatın yaklaşık yüzde 60'ının bu ittifaka karşı olmasıydı. Bir yıl sonra bu oranın yüzde 95'e çıktığı yine kendisi tarafından açıklandı.
İşte güvenin kırıldığı yer burasıdır.
Teşkilat “hayır” derken genel merkezin “evet” demesi, teşkilatın iradesiyle genel merkezin iradesi arasında ciddi bir mesafe oluşturdu.
Siyasette güven bir kere kırıldı mı, bunun bedeli zamanla ortaya çıkar. Önce heyecan azalır, sonra gönül bağı zayıflar, ardından kopuşlar başlar.
Bugün Yeniden Refah'ta yaşananlar biraz da bunun sonucudur.
Partinin lideri Fatih Erbakan. Fakat Suat Kılıç, Mehmet Altınöz ve başka etkili isimler üzerinden yürüyen tartışmalar, genel merkezdeki güç dengeleri ve gruplaşmalar, Fatih Erbakan'ın parti içerisindeki otoritesinin de sorgulanmasına neden oldu.
Doğu ve Güneydoğu'da da beklenen karşılık alınamadı. Kürt vatandaşların gönlüne girmekte zorlanan ve zaman zaman sert milliyetçi söyleme kayan bir siyaset, Milli Görüş'ün geçmişteki kuşatıcı anlayışından uzaklaşıldığı eleştirilerini beraberinde getirdi.
Ve artık bunların siyasi sonuçlarını görüyoruz.
İstanbul Milletvekili Doğan Bekin'in parti yönetimindeki görevlerinden istifası, parti içerisindeki görüş ayrılıklarının geldiği noktayı gösteren son gelişmelerden biri oldu. Bekin, istifasının Suat Kılıç'la yaşadığı görüş ayrılığıyla bağlantılı olduğunu açıkladı.
Bir milletvekilinin ve genel başkan yardımcısının ayrılması tek başına bir partinin sonu değildir.
Ama peş peşe gelen ayrılıklar, istifalar ve yeni siyasi arayışlar birikiyorsa, artık bunun üzerine düşünmek gerekir.
Saadet Partisi'ndeki ayrışmaların ardından Yeniden Refah'taki kopuşlar ve Zafer Emanetoğlu öncülüğünde kurulan Huzur ve Güven Partisi, Milli Görüş tabanında yeni adres arayışlarının ortaya çıktığını gösteriyor.
Huzur Partisi'nin kısa sürede teşkilatlanmaya yönelmesi dikkat çekiyor. Fakat asıl soru Huzur Partisi'nin ne kadar büyüdüğü değil:
Neden böyle bir partiye ihtiyaç duyuldu?
Recai Kutan abinin şu sözü bugün yeniden hatırlanıyor:
“Fatih bizim oğlumuzdur. Yanlış insanların sözlerini dinleyerek parti kurmuştur. İlerleyen zamanlarda tek sermayesi olan Erbakan soyadını da tüketecektir.”
Soyadı siyasi bir mirastır ama tek başına siyasi gelecek değildir.
Bugün Yeniden Refah'ın karşı karşıya olduğu asıl mesele de budur:
Milletin ve teşkilatın güveni kırılmıştır.
Kuruluşunda “yeniden diriliş” umudu taşıyan bir hareket, bugün kendi tabanında hayal kırıklığı duygusuyla anılıyorsa, bunun üzerinde ciddi şekilde düşünmek gerekir.
Çünkü siyasette kaybedilen oy yeniden kazanılabilir.
Kaybedilen makam yeniden alınabilir.
Ama kaybedilen güveni yeniden kazanmak çok daha zordur.
Şimdi sorulması gereken soru çok açık:
Yeniden Refah gerçekten yeniden diriliş miydi, yoksa milletin gözünde yeni bir hayal kırıklığının adı mı oldu?