beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan sefaköy escort beylikdüzü escort seks hikayesi beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort esenyurt escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort alanya escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayanlar beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort bayan
Bugun...


Halit Tunç

facebook-paylas
Barış Neden Sevilmez ki?
Tarih: 01-09-2026 00:03:00 Güncelleme: 01-09-2026 00:03:00


 

 Yıl 1989

Diyarbakır Kadın Doğum hastanesinin koridorlarında bir bebek çığlığı yükseldi. Peşinden Telaşlı, heyecanlı ebeler koşarak yanıma geldiler.  ‘’Müjdemizi isteriz oğlunuz oldu’’

Çok geçmeden rahmetle saygıyla andığım aile doktorumuz Niyazi Gülfidan kucağında bebekle beni çağırdı. Hemşire hanım doğum kaydını dolduruyordu.’’ Adı bellimi ?’’ diye sordu. Yüksek sesle ‘’Barış ‘’ dedim.

Dr. Niyazi abi koluma girdi. Kulağıma fısıldadı “yahu şimdi Savaş isimleri moda. Başına iş açacaksın’’ Birlikte güldük.

O yıllarda  ‘’Barış’’ kelimesi Solcu bir terim olmuştu.  Ağza almak rejime küfür, devlete hainlik gibi algılanıyordu.

Devletimizin barışla kavgası  1950 yıllarına kadar dayanır. Barışseverler Cemiyetini kuran Nazım Hikmet, Behiçe Boran, Adnan Cemgil gibi şahsiyetler olunca. Barış   sosyalistlerin tekelinde kaldı. Nazım Hikmet ve arkadaşları bu cemiyeti kurdukları için başlarına çok şey geldi. Hatta sürece Amerika/NATO bile dahil olmuştu.

Barışseverler Cemiyeti üyelerinin yargılandığı Ankara Garnizon Komutanlığı'na bağlı askeri mahkemeyi  ABD elçisinin izlediği iddia edilmişti.

Rahmetle andığımız Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan    (CHP-MSP koalisyonu)  1974 yılında yapılan Kıbrıs çıkartmasının adını Kıbrıs Barış Harekatı koyunca Barış kelimesi sosyalistlerin tekelinden kısmen de olsa çıktı.

12 Eylül 1980 askeri darbesinde ilk operasyon yine adı Barış olan derneğe yapıldı. O yıllarda muhabir olarak davayı izledim. Tam 9 yıl sürdü.  Ali Sirmen, Mahmut Dikerdem, Ataol Behramoğlu gibi isimler Barış Derneği davasında yargılandılar.

1990 yılların siyasi iklimi ise çok farklıydı.

PKK ‘’Barış’’ diyenleri,  zavallı, teslimiyetçi, rejimin ajanı, oportünist  olarak yorumluyor. Hatta bunların önemli bir kısmını infaz ediyordu… Demokratik siyaseti savunan herkes hedef tahtasıydı.

Barış adı verilen kıraathanelere, iş yerlerine  biraz daha mesafeli olunurdu.  ‘’Arka plan  da  ne var?’’ kuşkusu  yaratırdı. Adı Barış olduğu için Askeri Liselerin sözlü sınavlarında elenen öğrenciler bile oldu bu ülkede…

Sadece bir kelimenin ülkenin enerjisini, birikimini, insan kaynaklarını, demokrasisini nerelere sürüklediğini çok kısa vurguladıktan sonra asıl meseleye gelelim.

Kendimi yok sayarak bu konuda asla tevazu maskesi takmayacağım. Eğer Türkiye’de PKK ile onun yarattığı tahribat yıkım konusunda konuşması gereken bin kişi varsa biride benim. Çünkü en ağır bedeller ödeyenlerdenim.

Türkiye’nin 100 yıllık en önemli sorunu  bugün çözüm aşamasındaysa, ülkesini, milletini seven her vatandaşımıza sorumluluk düşüyor.   Bu meseleyi öylesine sahiplenmeliyiz ki;

Bayrağımızı sahiplendiğimiz gibi sahiplenmeliyiz.

Toprağımızı sahiplendiğimiz kadar sahiplenmeliyiz.

Askere gidecek evladımızı sahiplendiğimiz kadar sahiplenmeliyiz.

Çocuklarımızın işini, aşını, refahını, geleceğini sahiplendiğimiz kadar sahiplenmeliyiz.

Son  50 yılda 70-80 bine yakın insanımızı yitirdik.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın açıklamasına göre, Terörün Türkiye'ye doğrudan ve dolaylı maliyeti 2 trilyon doların üzerinde.

Kardeş kavgasının hiçbir zaman kazananı olmadı. Olamazda…Bir arada,  eşit koşullarda kardeşçe, birlik beraberlik içinde yaşamak aynı zamanda Çanakkale ruhunun, kurtuluş savaşının, bin yıllık ortak geçmişimizin, ortak tarihimizin ve kutsal  dinimizin, değerlerimizin  gereğidir.

‘Bayrak Kaldıralım’ diyerek bu hassas süreci istismar eden siyasetçileri tanıdığım için rahatlıkla yazabilirim; Siyaset kan davası değil. Gelin hep birlikte bu ülkeyi ayağa kaldıralım. Bu ülke ayağa katlığında şanlı bayrağımız kendiliğinden zirvelerde yerini alacaktır. TERÖRSÜZ TÜRKİYE zaten bunun içindir.

Sonuç olarak;

Ağır bedeller ödeyerek "barış" kelimesinin bile boğazımızda düğümlendiği yılları kısmen de olsa geride bıraktık.

Ancak hala bize bedeller ödetmek isteyen ciddi bir potansiyel var.

Kandan, ırkçılıktan, ayrımcılıktan, ötekileştirmeden  beslenen,  bunun  adına da  milliyetçilik  deyip, siyasi geleceğini inşa edenler ise her türlü  provokasyona   zemin hazırlıyor.

Uzun zamandır şehit cenazesi gelmeyen bir ülkenin huzuru ile 1 Eylül 2026. Dünya Barış Gününüzü  tebrik ediyorum.

TERÖSÜZ TÜRKİYE hedefine destek veren herkese minnettarım.

Halit TUNÇ



Bu yazı 1329 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARA
GAZETEMİZ

YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
YUKARI