Diyarbakır’da eğitim ve öğretim başlayalı iki hafta oldu.
Ama eğitim yılı Diyarbakır’da sancılı başladı.
Ve ben bu süreçte en önemli sorunlardan birinin üzerinde durulması gerektiğini düşünüyorum. Fakat bakıyorum; sanki kimsenin umurunda değil!
Bazı ilçelerde taşımalı eğitim kapsamında olan öğrenciler okula gidemiyor, eğitimden mahrum bırakılıyor.
Yetkililer nerede?
Diyarbakır’ın milletvekilleri nerede?
Diyarbakır 17 ilçeden oluşuyor.
Eğer bu 17 ilçenin sadece 3 ilçesinde bile taşımalı eğitim gören öğrenciler okula gidemiyorsa, bu ciddi bir sorundur.
Hem de öyle görmezden gelinecek, birkaç açıklamayla geçiştirilecek sıradan bir sorun değildir.
Çünkü burada söz konusu olan bir servis aracının gelip gelmemesi değildir.
Burada söz konusu olan çocukların eğitim ve öğretim hakkıdır.
Taşımalı eğitim için neden zamanında ihale yapılmadı?
İhale yapıldıysa;
Neden araçlar zamanında hazır olmadı?
İhaleler sonuçlandıysa;
Neden öğrenciler hâlâ okullarına taşınamıyor?
Ortada bir sorun varsa;
Bu sorunun sorumlusu kim?
Ve daha da önemlisi:
Kim, hangi gerekçeyle bu çocukların eğitim hakkının aksamasına göz yumuyor?
Bu soruların cevabı verilmek zorunda.
Çünkü devletin görevi yalnızca okul açmak değildir.
Çocuğun o okula ulaşmasını sağlamak da devletin görevidir.
Özellikle kırsal bölgelerde yaşayan, kendi imkânlarıyla okula gitme şansı olmayan çocuklar için taşımalı eğitim, eğitime ulaşmanın temel yollarından biridir.
Servis yoksa çocuk okula gidemiyor.
Çocuk okula gidemiyorsa eğitim hakkından yararlanamıyor.
Bunun adı basit bir “taşıma sorunu” değildir.
Bunun adı eğitim hakkının aksamasıdır.
Herkes başını kuma gömmüş!
İşin en acı tarafı ise burada başlıyor.
Diyarbakır’da herkes başını kuma gömmüş!
Sanki böyle bir sorun yokmuş gibi davranılıyor.
Sanki çocuklar okula gidemiyormuş gibi bir durum yaşanmıyormuş gibi sessizlik hâkim.
Peki bu çocukların sesi kim olacak?
Anne babaların sesini kim duyacak?
Kırsalda yaşayan ve çocuğunu kendi imkânlarıyla okula gönderemeyen ailelerin yaşadığı mağduriyeti kim gündeme getirecek?
Diyarbakır’ın milletvekilleri nerede?
Bu kentin milletvekilleri neden ses çıkarmıyor?
Neden Millî Eğitim Bakanlığı’na soru sorulmuyor?
Neden Diyarbakır’daki ilgili kurumlara hesap sorulmuyor?
Neden taşımalı eğitimde yaşanan sorun Meclis gündemine taşınmıyor?
Bir milletvekilinin görevi yalnızca seçim zamanı vatandaşın kapısını çalmak mıdır?
Vatandaşın çocuğu eğitimden mahrum kaldığında, milletvekilinin sorumluluğu başlamıyor mu?
Sadece Faruk Dinç mi konuşacak?
Bu konuda dikkat çeken noktalardan biri de şu:
HÜDA PAR Mersin Milletvekili Faruk Dinç’in açıklama yapması.
Peki Diyarbakır milletvekilleri?
Neden Diyarbakır’ın milletvekilleri bu konuda aynı duyarlılığı göstermiyor?
Neden Diyarbakır’da yaşayan çocukların eğitim hakkı konusunda güçlü bir şekilde ses yükseltilmiyor?
Bu soruları sormak vatandaşın hakkıdır.
Üstelik mesele parti meselesi değildir.
Mesele HÜDA PAR meselesi değildir.
Mesele AK Parti, DEM Parti, CHP veya başka bir parti meselesi de değildir.
Mesele çocuklarımızın eğitim hakkıdır.
Kim gündeme getiriyorsa, hangi siyasi görüşten olursa olsun, bu sorunun konuşulması gerekir.
Ama asıl soru şudur:
Diyarbakır’ın kendi milletvekilleri neden bu kadar sessiz?
Eğitim sendikaları nerede?
Bir başka soru da Diyarbakır’daki eğitim sendikalarına...
Siz nerdesiniz?
Taşımalı eğitim nedeniyle öğrenciler okula gidemiyorsa, eğitim sendikalarının bu konuda yüksek sesle konuşması gerekmez mi?
Basın açıklaması yapılması gerekmez mi?
Yetkililerden hesap sorulması gerekmez mi?
Çocukların eğitim hakkı söz konusu olduğunda sendikaların da, milletvekillerinin de, bürokratların da sessiz kalma lüksü yoktur.
Sendikalar sadece öğretmenlerin özlük hakları söz konusu olduğunda mı konuşacak?
Çocukların eğitim hakkı da sendikaların meselesi değil mi?
Birileri artık bu sorulara cevap vermeli
Benim derdim kimseyi hedef göstermek değil.
Benim derdim sorunun çözülmesi.
Ama sorun çözülmüyorsa, soru sormak zorundayız.
Taşımalı eğitim ihalesi zamanında yapıldı mı?
Yapıldıysa neden bazı öğrenciler hâlâ okula gidemiyor?
Araçlar neden zamanında hazır değildi?
Kaç öğrenci bu nedenle eğitiminden mahrum kaldı?
Hangi ilçelerde sorun yaşanıyor?
Bu sorunun çözümü için şimdiye kadar hangi adımlar atıldı?
Ve en önemlisi:
Bütün bunların hesabını kim verecek?
Artık kimse bu soruların üzerinden atlayamaz.
Kimse “küçük bir aksaklık” diyerek geçiştiremez.
Çünkü söz konusu olan çocuklarımızdır.
Bir çocuğun bir gün dahi eğitimden uzak kalması, özellikle taşımalı eğitim gibi çocuğun tamamen kamu hizmetine bağlı olduğu bir sistemde, üzerinde ciddiyetle durulması gereken bir konu.
Diyarbakır Valiliği nerede?
İl Millî Eğitim Müdürlüğü nerede?
İlçe Millî Eğitim Müdürlükleri nerede?
Diyarbakır milletvekilleri nerede?
Eğitim sendikaları nerede?
Ve bütün bunların karşısında en önemli soru:
Çocukların eğitim hakkı neden sahiplenmiyor, ertelenip sonraya bırakılıyor?
Kimse kusura bakmasın.
Çocukların eğitim hakkı söz konusu olduğunda sessiz kalmak çözüm değildir.
Herkes başını kuma gömerse, çocukların hakkını kim savunacak?
Bu çocuklar bizim çocuklarımız.
Onların eğitim hakkı, herhangi bir kurumun ihmaline, gecikmesine veya bürokratik sorununa kurban edilemez.
Artık açıklama zamanı.
Artık hesap verme zamanı.
Artık sorumluların ortaya çıkma zamanı.
Diyarbakır’da bazı çocuklar okullarına ulaşamıyorsa, bu kentin yöneticileri, milletvekilleri ve eğitim sendikaları bunun hesabını sormak ve cevabını vermek zorundadır.
Çünkü eğitim hakkı ertelenemez.
Çocukların geleceği, bürokrasinin gecikmesine teslim edilemez.