Bugun...


Hüseyin Kamil Kadıoğlu

facebook-paylas
Özgür Özel’in Abdesti Tartışılırken Asıl Mesele Gözden Kaçtı
Tarih: 31-07-2026 00:02:00 Güncelleme: 31-07-2026 00:02:00


 

 

Bugün sosyal medyada Özgür Özel’in cami ziyaretinde aldığı abdeste dair paylaşımımız çok konuşuldu. Kimisi “Abdesti geçersiz.” dedi, kimisi “Böyle abdest mi olur?” diye tepki gösterdi. Oysa bizim paylaşımımızın amacı ne bir insanın ibadetini sorgulamak ne de abdestine hüküm vermekti. Biz bambaşka bir noktaya dikkat çekmek istedik. Ne yazık ki yine mesaj değil, ayrıntı konuşuldu.

 

Önce dinî hükmü doğru ortaya koyalım. Hanefî mezhebinde abdestin farzları dörttür: Yüzü yıkamak, kolları dirseklerle birlikte yıkamak, başın en az dörtte birini mesh etmek ve ayakları topuklarla birlikte yıkamaktır. Bu farzların belirli bir sırayla yapılması, yani tertip, sünnettir; farz değildir. Dolayısıyla yalnızca sıranın değişmesinden hareketle “Bu abdest geçersizdir.” demek doğru değildir. Bir Müslüman, öfkesine göre fetva vermez. Din, taraftarlığın değil ilmin alanıdır.

 

Bizim söylemek istediğimiz ise şuydu: Bir siyasetçi elbette camiye gidebilir, abdest alabilir, namaz kılabilir. Buna ancak memnun olunur. Fakat siyasetçiyi değerlendirirken tek bir fotoğraf karesine değil, yıllar içinde ortaya koyduğu söylemlere ve siyasi çizgisine bakmak gerekir. Çünkü insanı tanıtan bir anlık görüntüsü değil, istikametidir.

 

Toplumun hafızası bu kadar çabuk silinmemelidir. Kur’an kursları hakkında söylenen ve büyük tartışmalara yol açan ifadeler, din eğitimi konusunda yapılan açıklamalar ve muhafazakâr seçmenin yıllardır eleştirdiği söylemler ortadayken, bugün verilen bir cami görüntüsü üzerinden yeni bir algı oluşturulmaya çalışılıyorsa, elbette bunun da sorgulanması gerekir. Bizim paylaşımımız tam olarak buna dikkat çekiyordu.

 

Ne var ki sosyal medya yine kolay olanı seçti. Birkaç saniyelik görüntü üzerinden fıkıh tartışması başladı. Böyle olunca da asıl konuşulması gereken konu arka planda kaldı. Eskilerin dediği gibi, “Pireyle uğraşırken deveyi kaçırdık.”

 

Beni ayrıca üzen bir başka husus da kendi mahallemizde yaşandı. Cumhurbaşkanımızı ve hükümeti savunmak isteyen bazı kardeşlerimiz, iyi niyetle de olsa Hanefî mezhebinin hükmünü yanlış aktardı. Bir siyasetçiyi eleştirirken dinî hükümleri değiştirmeye kalkışmak doğru değildir. Çünkü bugün işimize geldiği için eğip büktüğümüz bir hükmü, yarın başkası da kendi siyasi hesabı için eğip büker. Din, günlük siyasetin malzemesi hâline getirildiği gün en büyük zararı yine Müslümanlar görür.

 

Siyasette görüntü vermek kolaydır; zor olan, o görüntünün arkasını yıllarca aynı çizgide doldurabilmektir. Millet de artık buna bakmaktadır. Dün söylenen sözlerle bugün verilen görüntü birbirini destekliyorsa buna samimiyet denir. Aksi hâlde birkaç fotoğraf karesi, toplumun hafızasını değiştirmeye yetmez. Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz.

 

Velhasıl, bugün konuşulması gereken Özgür Özel’in abdesti değildi. Konuşulması gereken, geçmişte ortaya konulan söylemlerle bugünkü görüntüler arasındaki tutarlılıktı. Bizim paylaşımımızın vermek istediği mesaj buydu. Aynı şekilde, hükümeti savunacağız diye dinî hükümleri yanlış anlatmak da doğru değildir. Hakikat, kimin işine geldiğine göre değişmez. Bir Müslümanın en büyük sermayesi doğru bilgidir. Doğruyu kaybettiğimiz gün, tartışmayı kazanmış olsak bile hakikati kaybetmiş oluruz.

 

Hüseyin Kamil Kadıoğlu

İrade Hareketi Genel Koordinatörü



Bu yazı 905 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARA
GAZETEMİZ

YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
YUKARI