Bugun...


Mehmet Zeki Özer

facebook-paylas
Siyasetin Üç Yüzü ile Değişen Dengeler
Tarih: 05-10-2026 00:04:00 Güncelleme: 05-10-2026 00:04:00


 

Siyaset, başlangıçta halka hizmet etmek ve toplumun sorunlarına çözüm üretmek amacıyla ortaya çıktı.

Zaman içerisinde siyasetin farklı amaçlarla kullanılabildiği tartışmaları da beraberinde geldi.

Gündeme gelen fon ve yolsuzluk tartışmaları, siyasetin finansmanı ve kamu kaynaklarının kullanımı konusunda yeni bir tartışma başlattı.

Türkiye’de siyasetin üç farklı anlayış etrafında şekillendiğini düşünüyoruz.

Birincisi, siyaseti kısa yoldan zenginleşmenin bir aracı olarak gören anlayış;

İkincisi, Kürt meselesi ve LGBTİ hakları gibi konular üzerinden siyaset yapan anlayış;

Üçüncüsü ise dini ve Müslümanların duygularını merkeze alarak siyaset yapan anlayış.

Siyasî anlayışların özellikle 1980 darbesinden sonraki dönemde daha belirgin hâle geldiği söylenebilir.

Siyasetin zenginleşme aracı hâline gelmesi

Siyasetin kişisel veya çevresel zenginleşmenin aracı hâline gelmesi, toplumda siyasete duyulan güveni ciddi şekilde etkileyen konulardan biridir.

Türkiye’de geçmişten bugüne farklı siyasi partiler ve siyasetçiler hakkında yolsuzluk ve kamu kaynaklarının kötüye kullanılması yönünde çeşitli iddialar gündeme gelmiştir.

Belediyeler üzerinden yürütülen tartışmalar, siyasetin kamu kaynaklarıyla ilişkisini yeniden gündeme taşımaktadır.

CHP ve yeni siyasî oluşumlar içerisinde yer alan bazı yöneticilerin belediyelerdeki iddialar karşısında nasıl tutum aldığı kamuoyunda tartışılırken, AK Parti açısından da geçmişte benzer tartışmalar yaşanmıştır.

Hangi partinin daha iyi veya daha kötü olduğu değil; kamu kaynaklarının siyasetin üzerinde bir denetim mekanizmasıyla korunmasıdır, istenen.

Siyasetçi açısından önemli olan, kendi partisinde veya kendi çevresinde ortaya çıkan iddiaların üzerine de aynı kararlılıkla gidebilmektir.

AK Parti’nin de geçmişte dört eski bakan üzerinden yaşanan siyasi süreçten gerekli dersleri çıkarması gerektiğini düşünüyoruz.

Siyasi partiler, kendi içlerinde ortaya çıkan iddiaları görmezden gelmek yerine şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerini öne çıkarabilirse, kamuoyundaki güven sorununu aşmaları daha mümkün olacaktır.

DEM Parti ve Kürdler konusuna iyi bakmak gerekir.

Bir diğer siyasi alan ise Kürt meselesi üzerinden yürütülen siyasettir.

DEM Parti’nin politikaları konusunda toplumun farklı kesimlerinde farklı değerlendirmeler bulunmaktadır.

Kürd vatandaşların önemli bir bölümünün geçmişte Kürd kimliği, kültürü ve hakları konusunda siyaset yapan partilere destek verdiği bilinen bir siyasi gerçekliktir.

Zaman içerisinde partilerin LGBTİ hakları başta olmak üzere farklı toplumsal konulardaki tutumları da tartışma konusu hâline gelmiştir.

Bazı Kürt seçmenlerin bu politikalar nedeniyle DEM Parti'den uzaklaştığı yönündeki değerlendirmeler kamuoyunda dile getirilmektedir.

Önemli olan, Kürt vatandaşların siyasi tercihlerini tek bir sebebe bağlamamak ve Kürd toplumunun kendi içerisinde farklı görüşlere sahip olduğunu kabul etmektir.

Din üzerinden siyaset

Türkiye siyasetinin bir diğer önemli başlığı ise din ve inanç üzerinden yapılan siyasettir.

1980 darbesinden sonraki siyasi süreçte, dini değerleri merkeze alan partiler hem iktidar hem de muhalefet dönemlerinde Türkiye siyasetinde önemli bir yer tuttu.

Zaman içerisinde bazı Müslümanların siyasi partilerden ve siyasetten uzaklaşmaya başladığı yönündeki görüşler de ortaya çıktı.

Örneğin HÜDA PAR’ın izlediği siyaset de bu çerçevede değerlendirilebilir.

 Partinin siyasi yaklaşımının Müslüman toplumun tamamından aynı ölçüde destek görmediği yönünde değerlendirmeler bulunmaktadır.

Bununla birlikte, seçmenlerin tercihlerini tek bir sebebe indirgemek doğru değildir.

Fon tartışması hamuru, çok su götürür.

Son dönemde gündeme gelen fon tartışmaları da siyasetin finansmanı ve kamuoyunun bilgilendirilmesi açısından önemli bir başlık hâline geldi.

Fonlarla ilgili yolsuzluk iddialarını yalnızca “dış güçler” söylemiyle açıklamak, eğer ortada somut ve araştırılması gereken iddialar varsa, toplumdaki asıl sorunun üzerini örtebilir.

Kamuoyunun ihtiyacı olan şey suçlamalar veya karşı suçlamalar değil; açık, şeffaf ve bağımsız biçimde yürütülen soruşturmalardır.

Fon tartışmaları ile CHP'li belediyeler hakkında gündeme gelen iddiaların hukuki ve siyasi açıdan birebir aynı olaylar olduğunu söylemek mümkün olmayabilir.

Bizim açımızdan ortak nokta şudur: Kamu kaynağının veya kamuya ilişkin bir fonun nasıl kullanıldığı konusunda şeffaflık ve hesap verebilirlik zorunludur.

Siyaset hangi parti tarafından yapılırsa yapılsın, yolsuzluk iddiası varsa bunun üzerine gidilmelidir.

 Partiler kendi mensuplarını korumak yerine kamuoyuna açık biçimde hesap verebilirliği savunmalıdır.

Türkiye'nin ihtiyacı olan siyaset, vatandaşın duygularını kullanarak destek toplamak veya siyaseti kişisel çıkar aracı hâline getirmek değil; kamu hizmetini, hukuku, şeffaflığı ve hesap verebilirliği merkeze alan bir siyaset anlayışıdır.

Siyasetin temel amacı halka hizmet etmektir. Siyaset bu temel amacından uzaklaştığında, hangi parti söz konusu olursa olsun, bundan en büyük zararı yine toplum görür.



Bu yazı 140 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARA
GAZETEMİZ

YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
YUKARI