“İnananlar bir vücudun organları gibidir. O organlardan biri acıdığı zaman; diğer organlar da acı duyar!” hadisi bize toplumsal hayatımızın yol haritasını çizmektedir. Toplumu oluşturan bireyler, birbirlerine yardım etmeli ve varsa bir sıkıntısı, acısı; o da aynı acıyı duymalı ve hemen acısını kendi acısı olarak görüp acısını dindirmeye çalışmalıdır! Bu kardeşliği kaybettiğimiz için bugün Müslüman toplumu olarak yara bere içinde kıvranıyoruz. Birlik ruhumuz zayıfladığı için perişan durumdayız. Aşağıda okuyacağınız şiirim bu perişan halimizi sergilemektedir! İyi okumalar!
Güneşler batarken Gazze’de,
Yemek beğenmiyoruz çilingir sofralarımızda!
Girmişiz kurban etini güzel pişirme yarışına,
Kaç zevk verici tarzda,
Pişirebiliriz villa ızgarasında!
Kurbanlık mı arıyorsunuz,
İşte dizilmişler Gazze’de,
Yakınlarının kırık kollarında,
Konulmuşlar beyaz torbalara!
Profesyonel kasap mı arıyorsunuz?
İşte insan kasabı Netenyahu Orta Doğuda!
Emlakçı Tramp/et çalıyor Beyaz Saray’da!
Yakıyor yavruları siyonist, ateş girdabında!
Ölsün diyor, susuz, aç, ilaçsız Tih Çölü’nde!
Kesti acımasız, yardım yolumuzu Sina’da!
Sırt döndü bize, korkudan Yarım Adalılar!
Birleşikler ölüm fermanımıza imza attılar!
Kırdılar kalemimizi evanjelistler Oval Ofis’te,
Okudular gerekçesiz kararımızı Nil sahilinde!
Rahat olsun diye kafaları kulakları bangolarda!
Kurban ettiler bizi üç günlük dünyada!
Kalın sağlıcakla!