Bugun...



DİYARBAKIR TARİHİNDE DİKKAT ÇEKEN KEŞİF ANZELE’DE SURLARA VAKFEDİLEN TARİHİ KİTABE!

Yüzyıllardır toprağın altında kalan bazalt taş üzerindeki kitabe gün yüzüne çıktı. “HAZİHİ HÜÇRETU VAKFÜN ÂLA SURİ AMED” ifadesinin yer aldığı taş, Anzele’nin ve Diyarbakır surlarının geçmişine ilişkin yeni bir araştırma başlattı.

facebook-paylas
Tarih: 02-10-2026 03:57

DİYARBAKIR TARİHİNDE DİKKAT ÇEKEN KEŞİF  ANZELE’DE SURLARA VAKFEDİLEN TARİHİ KİTABE!

ÖZEL HABER – MEHMET ALİBEYOĞLU

Diyarbakır’ın tarihi hafızasında önemli bir yere sahip olan Anzele’de gerçekleştirilen araştırmalar sırasında, kentin geçmişine ışık tutabilecek dikkat çekici bir kitabe ortaya çıkarıldı. Tarih ve kültür araştırmacısı Mehmet Alibeyoğlu’nun araştırmaları sırasında tespit edilen, bazalt taş üzerine kabartma olarak işlenen kitabenin, Diyarbakır surlarının vakıf sistemiyle olan ilişkisine dair önemli bir veri sunduğu belirtildi.

Anzele’de bulunan taş üzerindeki kitabede,

“HAZİHİ HÜÇRETU VAKFÜN ÂLA SURİ AMED”

ifadesinin yer aldığı görülüyor.

Kitabenin Türkçesi, araştırmada “Bu hücre Amed suru üzerine vakıftır” şeklinde yorumlanıyor.

ANZELE’DEKİ BALIKLI HAVUZUN GELİRİ SURLARA VAKFEDİLMİŞ OLABİLİR

Araştırmaya göre kitabenin en dikkat çekici yönlerinden biri, Anzele’deki tarihi su ve balıklı havuzun vakıf sistemiyle bağlantısına işaret etmesi.

Vakıf geleneğinde cami, medrese, hastane, han, hamam, çeşme, köprü ve su tesisleri gibi toplumun yararlandığı yapıların hizmetlerinin sürdürülebilmesi amacıyla çeşitli taşınmazların ve gelir kaynaklarının vakfedildiği biliniyor.

Anzele’de ortaya çıkarılan kitabe ise, Diyarbakır surları için oluşturulan bir vakıf gelirine ilişkin olabileceği yönündeki değerlendirmeyi gündeme getiriyor.

Bu yönüyle taşın, Diyarbakır’ın vakıf tarihi ve surların geçmişteki ekonomik yapısının anlaşılması açısından araştırılması gereken önemli bir belge niteliğinde olduğu belirtiliyor.

BAZALT TAŞ ÜZERİNE KABARTMA KİTABE

Diyarbakır’ın tarihi yapılarında kullanılan bazalt taş üzerine işlenen kitabenin, Anzele’deki çalışmalar sırasında gün yüzüne çıkarıldığı ifade edildi.

Araştırmacı Mehmet Alibeyoğlu, kitabenin Diyarbakır tarihine yeni bir belge kazandırdığı görüşünde.

Diyarbakır, tarih boyunca farklı medeniyetlerin ve toplulukların izlerini taşıyan önemli merkezlerden biri oldu. Kentte bulunan kitabeler, yapı kalıntıları, su kanalları ve vakıf eserleri geçmişteki sosyal ve ekonomik hayatın anlaşılmasına katkı sağlıyor.

Anzele’de ortaya çıkarılan taş da bu tarihî mirasın yeni unsurlarından biri olarak değerlendiriliyor.

ANZELE: “AYN-I ZÜLAL”DAN BALIKLI HAVUZA

Anzele’nin tarihi, yalnızca ortaya çıkarılan kitabe ile sınırlı değil. Bölge, Diyarbakır’ın tarihi su kaynakları arasında da önemli bir yere sahip.

Gazeteci ve araştırmacı Mehmet Songür’ün aktardığı bilgilere göre Anzele suyu, eski kaynaklarda “Ayn-ı Zülal” adıyla anılıyor.

“Ayn” kelimesi göz, kaynak veya su gözü anlamına gelirken, “Zülal” berrak ve temiz su anlamında kullanılıyor. Bu nedenle Ayn-ı Zülal, “berrak ve temiz kaynak” olarak açıklanıyor.

Anzele suyunun Diyarbakır’a gelen seyyahların anlatılarında da yer aldığı belirtiliyor.

Tarihî anlatımlara göre Anzele’de geçmişte birden fazla havuz bulunuyordu. Bölgedeki su, yalnızca içme ve kullanım amacıyla değil, aynı zamanda yıkanma, hayvancılık ve çeşitli zanaat faaliyetlerinde de kullanılıyordu.

SU KANALLARI DİYARBAKIR’IN TARİHİ SU SİSTEMİNİ ORTAYA KOYUYOR

Anzele’den çıkan suyun geçmişte Diyarbakır’ın farklı bölgelerine ulaştığı aktarılıyor.

Bazalt taştan yapılan geniş su kanalları aracılığıyla suyun Sellehane’ye, oradan da Dabakhaneye ulaştığı; burada kullanılan suyun daha sonra farklı kollara ayrılarak şehrin çeşitli bölgelerine ve bahçelere yönlendirildiği belirtiliyor.

Anzele suyunun bir kolunun Ali Paşa Mahallesi üzerinden Mardin Kapısı yönüne, başka bir kolunun ise sur dışına çıkarak Ben-u Sen bahçelerinin sulanmasına katkı sağladığı aktarılıyor.

Bu bilgiler, Anzele’nin geçmişte yalnızca bir su kaynağı değil, Diyarbakır’ın şehir yaşamını besleyen geniş bir su sisteminin önemli noktalarından biri olduğunu gösteriyor.

1978’DE TAHRİP EDİLDİ, 2013’TE YENİDEN GÜN YÜZÜNE ÇIKARILDI

Anzele’nin tarihi yapısının 1978 yılında büyük ölçüde tahrip edildiği, havuzun üzerinin betonla kapatıldığı ve suyun şehir şebekesine bağlandığı aktarılıyor.

Bu müdahaleler sonucunda Anzele’nin tarihî görünümünü büyük ölçüde kaybettiği ve alanın zaman içerisinde toprak altında kaldığı ifade ediliyor.

Tarihî alan, 2013 yılında Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen çalışmalarla yeniden gün yüzüne çıkarıldı.

Bölgede gerçekleştirilen çalışmalar sırasında ortaya çıkarılan tarihi su kanalları ve yapı kalıntıları, Anzele’nin geçmişteki işlevine ilişkin yeni bilgilerin ortaya çıkmasına da zemin hazırladı.

EVLİYA ÇELEBİ’NİN ANLATIMLARINDA ANZELE

Anzele’nin geçmişine ilişkin önemli anlatımlardan biri de Evliya Çelebi’nin Seyahatnâme’sinde yer alıyor.

Evliya Çelebi, Anzele suyunun şehir içerisindeki büyük bir kaynaktan geldiğini, büyük bir havuza aktığını ve havuzda çok sayıda farklı renkte balığın bulunduğunu anlatıyor.

Seyahatnâme’de ayrıca savaş dönemlerinde havuzdaki balıkların kaybolduğu, savaş sonrasında ise yaralı veya ölü balıkların yeniden ortaya çıktığına dair anlatımlar bulunuyor.

Evliya Çelebi, Anzele suyuna dönemin inanç ve anlatı dünyasını yansıtan şifa atıflarında da bulunuyor.

Bu anlatımlar, Anzele’nin yüzyıllar boyunca Diyarbakır’ın sosyal ve kültürel hayatında dikkat çeken mekânlardan biri olduğunu ortaya koyuyor.

TARİHİ KİTABENİN KORUMA ALTINA ALINMASI BEKLENİYOR

Anzele’de ortaya çıkarılan kitabe, Diyarbakır’ın vakıf, su ve sur tarihine ilişkin araştırmalara yeni bir başlık kazandırabilecek nitelikte.

Özellikle kitabede geçen “Amed” ve “sur” ifadeleri ile vakıf ibaresinin tarihî bağlamının uzmanlar tarafından ayrıntılı biçimde incelenmesi, taşın hangi döneme ait olduğunun ve hangi yapıyla bağlantılı bulunduğunun belirlenmesi açısından önem taşıyor.

Tarihî taşın, Anzele’deki balıklı havuz ve kemerle ilişkilendirilerek korunması ve uygun bir şekilde sergilenmesi, bölgenin tarihî kimliğinin gelecek kuşaklara aktarılması açısından önem taşıyor.

Güneydoğu Güncel olarak, Anzele’de ortaya çıkarılan bu tarihî kitabenin uzmanlar tarafından bilimsel yöntemlerle incelenmesinin, Diyarbakır’ın geçmişine ilişkin bilinmeyen noktaların aydınlatılmasına katkı sunmasını diliyoruz.

GÜNEYDOĞU GÜNCEL – ÖZEL HABER

Araştırma: Mehmet Alibeyoğlu

Kaynaklar: Dr. Abdussettar Hayati Avşar, Mehmet Songür – Güneydoğu Güncel Gazetesi (2013), Martin van Bruinessen ve Hendrik Boeschoten, Tansel Günay – Evliya Çelebi Diyarbekir’de




Bu haber 61 defa okunmuştur.


Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER DİYARBAKIR Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARA
GAZETEMİZ

YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
YUKARI YUKARI