Bugun...


Ali Lale

facebook-paylas
FON HİKÂYESİ
Tarih: 30-09-2026 03:46:00 Güncelleme: 30-09-2026 03:46:00


 

​Aslında bu fon ve benzeri parasal mekanizmalar; kumarın, vurgunculuğun ve dolandırıcılığın süslenmiş birer adından ibarettir. Piyasanın durgunlaştığı, üretimin ve ticaretin aksadığı bir dönemde, bu tür yapılarda yatırılan paranın 10, 50 hatta 60 katını kazanmayı vadetmek ne demektir? Bir azıcık vicdanı, aklı ve feraseti olan insanın; "Bu para nereden geliyor, nasıl kazanılıyor?" diye düşünmesi, sorgulaması gerekmez mi?

​Bu fonları kuranların da bunlara para yatıranların da ciddi bir sorgulamadan geçirilmesi şarttır. En başta da devletin ekonomi kurumlarının bu tür yapılara ve yolsuzluklara kesinlikle müsaade etmemesi gerekir. Dar gelirli vatandaşın, fakir fukaranın rızkını bu çetelere, bu çakallara yedirmeye imkân tanınmamalıdır. Bu kirli ilişkilere bulaşan kim olursa olsun; ister bürokrat ister kurum, devlet kararlılıkla üzerine gitmelidir.

​Sayın Cumhurbaşkanımızın bu konudaki kararlı söylemleri yüreklere su serpmiştir; ancak milletimiz bu kararlılığı sahada, somut uygulamalarla görmek istemektedir. Belki de bu süreç, küresel odakların ülkemiz üzerinde oynamak istediği bir oyundur. Fakat unutmayalım ki her şerde bir hayır vardır. Bu krizden de ülke lehine bir hayır çıkarmanın yolu, meselenin köküne inmektir.

​Bu fonları kimler kuruyor, kaynak nerede toplanıyor, sistem nasıl işletiliyor? Parayı yatıranın da kazananın da çekip gidenin de hesabı tek tek sorulmalıdır. Türkiye ancak bu şekilde kazançlı çıkar ve bir daha böyle bataklıkların kurulmasına fırsat vermemiş olur. Bu işlere karışanlara çok ağır bedeller ödetilmelidir. Eğer caydırıcı yaptırımlar uygulanmazsa, yarın aynı pislik farklı bir isimle yeniden karşımıza çıkacaktır. Devletimiz, milletin refah seviyesini yükseltmek istiyorsa öncelikle bu bataklıkları kurutmalı, yolsuzluk ve rüşvet çarkına son vermelidir.

​Unutmayalım ki bugün sınırlarımızda Türkiye’ye karşı yürütülen savaş neyse, bu ekonomik emeller de aynı mücadelenin bir parçasıdır. Atalarımızın dediği gibi; "Paranın yüzü sıcaktır." Para insanı imar da eder, insanlıktan da çıkarır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), dünyalık hususlarda "Kendinizden aşağıda olanlara bakın" buyurmuştur. Bu ne derin bir hikmettir!

​Oysa bugün tüm imkânlara sahip olduğu hâlde konumunun değerini bilmeyen, gözü hâlen daha fazlasında olan ve aşağısındakine —emekliye, memura, dar gelirliye— bakmayan kim varsa, verilecek ceza normal vatandaştan çok daha ağır olmalıdır. Bütün imkânlar elinin altındayken hâlen hırsına yenik düşenler için adalet tecelli etmelidir.

​Cumhurbaşkanımızın kararlı söylemleri eksiksiz biçimde uygulamaya konulduğunda kazanan Türkiye olacaktır, milletimiz olacaktır. Art niyetli odaklar ise emellerine ulaşamayacaktır. Temennimiz; tepeden tırnağa arınmış, temiz bir topluma ulaşmaktır. Bilerek yanlış yapanın cezasız kalmadığı, adaletin mülkün temeli olduğu bir düzeni kurmak zorundayız.

​Nitekim Yüce Allah bizlere adaleti emretmiş, "Emaneti ehline veriniz" diye buyurmuştur. Bu ilahi öğüt, aynı zamanda kul için bir emirdir. Yolsuzlukların üzerine kararlılıkla gidildiği, tüyü bitmemiş yetimin, fakir fukaranın hakkının korunduğu bir Türkiye'nin gelişmesini kimse durduramaz; toplumun refahına kimse engel olamaz.

​Allah’a emanet olun.

FON HİKÂYESİ

​Aslında bu fon ve benzeri parasal mekanizmalar; kumarın, vurgunculuğun ve dolandırıcılığın süslenmiş birer adından ibarettir. Piyasanın durgunlaştığı, üretimin ve ticaretin aksadığı bir dönemde, bu tür yapılarda yatırılan paranın 10, 50 hatta 60 katını kazanmayı vadetmek ne demektir? Bir azıcık vicdanı, aklı ve feraseti olan insanın; "Bu para nereden geliyor, nasıl kazanılıyor?" diye düşünmesi, sorgulaması gerekmez mi?

​Bu fonları kuranların da bunlara para yatıranların da ciddi bir sorgulamadan geçirilmesi şarttır. En başta da devletin ekonomi kurumlarının bu tür yapılara ve yolsuzluklara kesinlikle müsaade etmemesi gerekir. Dar gelirli vatandaşın, fakir fukaranın rızkını bu çetelere, bu çakallara yedirmeye imkân tanınmamalıdır. Bu kirli ilişkilere bulaşan kim olursa olsun; ister bürokrat ister kurum, devlet kararlılıkla üzerine gitmelidir.

​Sayın Cumhurbaşkanımızın bu konudaki kararlı söylemleri yüreklere su serpmiştir; ancak milletimiz bu kararlılığı sahada, somut uygulamalarla görmek istemektedir. Belki de bu süreç, küresel odakların ülkemiz üzerinde oynamak istediği bir oyundur. Fakat unutmayalım ki her şerde bir hayır vardır. Bu krizden de ülke lehine bir hayır çıkarmanın yolu, meselenin köküne inmektir.

​Bu fonları kimler kuruyor, kaynak nerede toplanıyor, sistem nasıl işletiliyor? Parayı yatıranın da kazananın da çekip gidenin de hesabı tek tek sorulmalıdır. Türkiye ancak bu şekilde kazançlı çıkar ve bir daha böyle bataklıkların kurulmasına fırsat vermemiş olur. Bu işlere karışanlara çok ağır bedeller ödetilmelidir. Eğer caydırıcı yaptırımlar uygulanmazsa, yarın aynı pislik farklı bir isimle yeniden karşımıza çıkacaktır. Devletimiz, milletin refah seviyesini yükseltmek istiyorsa öncelikle bu bataklıkları kurutmalı, yolsuzluk ve rüşvet çarkına son vermelidir.

​Unutmayalım ki bugün sınırlarımızda Türkiye’ye karşı yürütülen savaş neyse, bu ekonomik emeller de aynı mücadelenin bir parçasıdır. Atalarımızın dediği gibi; "Paranın yüzü sıcaktır." Para insanı imar da eder, insanlıktan da çıkarır. Peygamber Efendimiz (s.a.v.), dünyalık hususlarda "Kendinizden aşağıda olanlara bakın" buyurmuştur. Bu ne derin bir hikmettir!

​Oysa bugün tüm imkânlara sahip olduğu hâlde konumunun değerini bilmeyen, gözü hâlen daha fazlasında olan ve aşağısındakine —emekliye, memura, dar gelirliye— bakmayan kim varsa, verilecek ceza normal vatandaştan çok daha ağır olmalıdır. Bütün imkânlar elinin altındayken hâlen hırsına yenik düşenler için adalet tecelli etmelidir.

​Cumhurbaşkanımızın kararlı söylemleri eksiksiz biçimde uygulamaya konulduğunda kazanan Türkiye olacaktır, milletimiz olacaktır. Art niyetli odaklar ise emellerine ulaşamayacaktır. Temennimiz; tepeden tırnağa arınmış, temiz bir topluma ulaşmaktır. Bilerek yanlış yapanın cezasız kalmadığı, adaletin mülkün temeli olduğu bir düzeni kurmak zorundayız.

​Nitekim Yüce Allah bizlere adaleti emretmiş, "Emaneti ehline veriniz" diye buyurmuştur. Bu ilahi öğüt, aynı zamanda kul için bir emirdir. Yolsuzlukların üzerine kararlılıkla gidildiği, tüyü bitmemiş yetimin, fakir fukaranın hakkının korunduğu bir Türkiye'nin gelişmesini kimse durduramaz; toplumun refahına kimse engel olamaz.

​Allah’a emanet olun.



Bu yazı 104 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARA
GAZETEMİZ

YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
YUKARI