Karamsarlık insan için dolayısıyla da toplum için kötü bir psikolojik durumdur. Karamsarlık, insanı ve toplumu çürüten, toplumun ilerlemesini, güçlenmesini ve rakipleriyle baş edebilmesini engelleyen; deyim yerindeyse toplumun yapısını dinamitleyip paramparça eden psikolojik bir hastalıktır. Bu nedenlerden ötürü karamsar bir panoramaya yer vermek istememekle beraber zorunlu olarak perişan halimizi de anlatmadan geçemeyeceğim! Bunu da belki bir yararı olur düşüncesiyle yapıyorum. Bakarsın anlatacağımız durumdan ders alırız Müslümanlar olarak aklımızı kullanır kendimize düşeni yaparak bu acınacak durumumuzdan kurtuluruz. Günümüzde toplumumuzun olumsuz durumunu anlatmak normal hale gelmiş! Toplum, batının etkisiyle bozulmuş diyoruz! Ancak batının toplumu daha etkileyemediği dönemde bile Üstat M. Akif Ersoy’un şikayetçi olduğu toplumsal durumu okuduğumuzda kanaatimiz değişiyor:
“Silinmiş emr-i bi’l-ma’rûfun artık ismi yâdından.
Hayâ sıyrılmış, inmiş: Öyle yüzsüzlük ki her yerde...
Ne Çirkin yüzler örtermiş meğer bir incecik perde!
Vefâ yok, ahde hürmet hiç, emânet lâfz-ı bî-medlûl ;
Yalan râic , hıyânet mültezem her yerde, hak meçhûl.
Yürekler merhametsiz, duygular süflî , emeller hâr ;
Nazarlardan taşan ma’nâ ibâdullâhı istihkâr.
Beyinler ürperir, yâ Rab, ne korkunç inkılâb olmuş:
Ne din kalmış, ne îman; din harâb, îman türâb olmuş!"
Sözlük:
emr-i bi’l-ma’rûf: iyiliği tavsiye etmek, kötülüğü engellemeye çalışmak.
yâd : anma, hatırlama
lâfz-ı bî-medlûl: anlamsız söz
râic: geçerli olan, değer verilen
mültezem: gerekli
meçhûl: bilinmeyen
süflî: alçaklık
hâr: değersiz, itibarsız
istihkâr: küçük görme
türâb: toprak
Demek ki toplumun bu hale gelmesinin nedeni sadece günümüzün teknik ve sosyal imkanlarından kaynaklanmıyor! Aslında toplum Tanzimat Dönemi diye bildiğimiz dönemden itibaren batıdan etkilenmeye başlamış (Batılılaşmış) ki bu da 1860’ lardan itibaren başlamıştır!