HDP ve DEM Parti belediyelerine kayyum atandığı dönemlerde, CHP'nin ve bugün Yeni Parti olarak adlandırılan siyasi çizginin tepkileri çoğu zaman DEM Parti tarafından yetersiz bulunuyordu. DEM Parti yöneticileri muhalefete sık sık şu uyarıyı yapıyordu:
“Bugün bize, yarın size.”
Bu söz yalnızca siyasi bir sitem değildi. Aynı zamanda önemli bir demokrasi uyarısıydı. Seçimle işbaşına gelen belediye yönetimlerine müdahale edilmesinin yalnızca bir partinin değil, bütün demokratik siyasetin sorunu olduğu anlatılıyordu.
Bugün ise o “yarın” geldi.
Dün DEM belediyelerine kayyum atanırken, bugün CHP ve Yeni Parti belediyeleri kayyum atamaları veya siyasi transferlerle kayyumlaştırma tartışmalarıyla karşı karşıya.
Peki DEM Parti bugün nerede duruyor?
Elbette çeşitli açıklamalar yapılıyor. Ancak mesele tam da burada başlıyor:
Demokrasi yalnızca birkaç cümlelik basın açıklaması yapmak mıdır?
Dün CHP ve diğer muhalefet partilerine “Bugün bize, yarın size” diyen DEM Parti'nin, bugün CHP ve Yeni Parti belediyelerine yönelik müdahaleler karşısında yalnızca usulen açıklama yapmakla yetinmemesi gerekmez mi?
Eğer gerçekten demokratik ilkeler savunuluyorsa; ortak açıklamalar, demokratik dayanışma, mitingler, demokrasi nöbetleri ve diğer barışçıl demokratik eylemlerle fiilen dayanışma gösterilmesi gerekmez mi?
Çünkü geçmişte CHP'ye yöneltilen eleştirinin özü şuydu:
“Sıra size gelmeden demokrasiye sahip çıkın.”
Şimdi aynı sözü DEM Parti'ye söyleme zamanı:
Sıra yeniden size gelmeden demokrasiye sahip çıkın.
Çünkü bugün CHP ve Yeni Parti'ye yapılanların yarın yeniden DEM Parti belediyelerine yapılmayacağının hiçbir garantisi yoktur.
Dahası, “Siz dün bizim yanımızda yeterince durmadınız, biz de bugün sizin yanınızda durmayız” anlayışı demokratik mücadele değil, siyasi rövanş anlayışına dönüşür.
Oysa demokrasi bir intikam defteri değildir.
DEM Parti yıllardır “demokratik cumhuriyet” kavramını savunuyor. Demokratik cumhuriyet, yalnızca Kürtlerin veya DEM seçmeninin haklarını güvence altına almak değildir. CHP'linin, Yeni Partilinin, AKP'linin, DEM Partilinin ve siyasi görüşü ne olursa olsun her yurttaşın seçme ve seçilme hakkını savunabilmektir.
Dün DEM belediyelerine yapılan yanlışsa, bugün CHP veya Yeni Parti belediyelerine yapılması da yanlıştır.
Üstelik mesele yalnızca klasik anlamda kayyum atanması değildir. Siyasi transferler yoluyla seçmenin ortaya koyduğu iradenin değiştirilmesi de “kayyumlaştırma” tartışmasını beraberinde getiriyorsa, buna da aynı demokratik ölçüyle yaklaşılmalıdır.
DEM Parti'nin görevi CHP'yi veya Yeni Parti'yi savunmak değildir.
DEM Parti'nin görevi demokrasiyi savunmaktır.
İşte asıl sınav da budur.
DEM Parti, geçmişte CHP'nin yaptığı düşünülen hataları bugün kendisi tekrar edecek mi, etmeyecek mi?
Çünkü gerçek demokratik siyaset şunu söyleyebilmektir:
“Dün bize yapılan yanlıştı. Bugün size yapılması da yanlıştır. Dün bizim yanımızda yeterince durmadınız diye bugün biz sizin yanınızda durmayacağız demeyeceğiz. Çünkü bizim mücadelemiz intikam için değil, demokrasi içindir.”
Bunu söylemek ve gereğini yapmak, yeni bir siyasi anlayışın göstergesi olur.
Aksi halde kamuoyunun şu soruyu sorması kaçınılmazdır:
“DEM Parti demokrasi için mi mücadele ediyor, yoksa yalnızca kendisine dokunulduğunda mı demokrasiyi hatırlıyor?”
Bu soru DEM Parti açısından ağır olabilir. Ancak “demokratik cumhuriyet” iddiasında bulunan bir siyasi hareketin bundan kaçmaması gerekir.
Çünkü bugün başkasının demokrasi hakkını savunmamak, yarın kendi demokrasi hakkını savunacak ortak arama hakkıda kalmaz,arasa da bulmakta zorlanması kaçınılmazlaşır.
Dün DEM Parti'nin CHP'ye yaptığı uyarı:
“Bugün bize, yarın size.”
Bugün ise DEM Parti'ye yapılması gereken uyarı şudur:
“Bugün CHP ve Yeni Parti'ye yapılanlara sessiz kalırsanız, yarın aynı şeyin yeniden size yapılmayacağının hiçbir garantisi yok.”
Mesele CHP'yi, Yeni Parti'yi ya da DEM Parti'yi sevip sevmemek değildir.
Mesele, demokrasiyi siyasi aidiyetlerin üzerinde tutabilmektir.
Çünkü demokrasi, yalnızca kendi hakkını savunmak değil; başkasının hakkını da kendi hakkın kadar savunabilmektir.
DEM Parti'nin gerçek “demokratik cumhuriyet” iddiası da tam olarak burada sınanacaktır.