Muhterem okurlarım,
Zaman zaman camilerle ilgili yazılar kaleme alıyor, camilerin yalnızca birer ibadet mekânı olmadığını İslam’ın ruhuna ve manevi atmosferine uygun bir şekilde anlatmaya çalışıyorum.
Malumunuzdur ki cami; minaresiyle, mimarisiyle, minberiyle ve mihrabıyla İslam’ın hayat bulduğu müstesna bir mekândır. Bunun farkına varan hayırseverlerimiz, artık camileri inşa ederken toplumun birçok ihtiyacına cevap verebilecek şekilde tasarlıyorlar.
Cami bir sulh ve selamet mekânıysa,
Sosyal yardımlaşma ve dayanışmanın merkeziyse,
İstişare yeriyse,
Talim ve terbiye mekânıysa,
Kimsesizlerin sığınağıysa…
Her fırsatta camilerimize el uzatmak, onlara sahip çıkmak boynumuzun borcudur.
O camiler ki yeryüzünde Allah’a ibadet edilen, O’nun evleri olarak kabul edilen mukaddes mekânlardır. Bu mübarek mekânlara sahip çıkmayacaksak başka nerelere el uzatacağız? Kur’an-ı Kerim’de, “Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve ahiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar eder.” (Tevbe, 9/18) buyrulmaktadır.
Diyarbakır Salahaddin-i Eyyubi Külliyesi, Hacı İhsan Arslan ağabeyimizin öncülüğünde inşa edilmiş, birçok ihtiyaca cevap verebilecek nitelikte, kıymetli bir eserdir. Bu vesileyle, külliyenin yapılmasına öncülük eden şehrimizin mümtaz şahsiyetlerinden Hacı İhsan Arslan ağabeyimizi tebrik ediyorum. Bu eserin, kendisinin ahiret sermayesine de önemli bir katkı sağlayacağı kanaatindeyim.
Külliyede;
Kadın ve erkeklere ait mescitler,
Devasa bir konferans salonu,
Konferans salonunun hemen önünde bir sergi salonu,
Diyanet Vakfına tahsis edilmiş yatılı kız Kur’an kursu,
Yenişehir İlçe Müftülüğü,
İlahiyat Akademisi,
Otopark,
Halk eğitimi ve çeşitli eğitim faaliyetleri için ayrılmış birimler bulunmaktadır.
Bunların yanı sıra, daha nice hizmete ev sahipliği yapabilecek geniş alanlar da mevcuttur. Bu alanların bir bölümünde taziye evi, başka bir bölümünde Mescid-i Aksa yerleşkesinin minyatürü, ayrıca Diyanet Kafe ve manevi değerlerimizi yansıtan ürünlerin satılabileceği dükkânlar oluşturulabilir.
Kısacası Salahaddin-i Eyyubi Külliyesi, şehrimizin medar-ı iftiharı olan önemli bir eserdir. Ulu Camimizle kardeş bir mabettir; hatta onun modern yüzü olarak da değerlendirilebilir.
“Sen Camiyi Yap, Allah Doldurur”
Bu caminin temeli atıldığında bazı kimseler, “Buraya kim gelecek? Bu kadar büyük bir camiyi burada yapmaya gerek yok.” şeklinde sözler sarf etmişlerdi.
Ancak elhamdülillah, bugün cuma günleri camimiz kadın ve erkek cemaatimizle dolup taşıyor.
İlk cuma namazına gittiğimde, nerelerden geldiklerini bilemediğim binlerce insanın fevç fevç camiye akın ettiğini görünce büyük bir memnuniyet duymuştum. O günlerde bu gözlemimi kaleme almış ve yazıma “Sen Camiyi Yap, Allah Doldurur” başlığını vermiştim. Dönemin İl Müftüsü Lütfü İmamoğlu Hocamız da beni arayarak yazımdan dolayı teşekkür etmişti.
Küçük Bir Sorun, Büyük Bir Duyarlılık
Malumunuzdur ki camilerimizin tuvaletleri ücretli olmadığı gibi, su hizmetlerinin de ücretsiz olması beklenir. Ancak bir ihmal neticesinde, caminin yaptırma derneğinden kalan bir miktar borç sebebiyle külliyenin suyu ücretli olarak kullanılmaya devam ediyordu.
Bu durumdan hizmet alan kurumlar arasında, Yenişehir İlçe Müftülüğü dışında meseleyi dert edinenlerin bulunmaması da düşündürücüydü. Hâlbuki söz konusu küçük meblağ ödenip her kurumun su sayacı ayrı ayrı bağlansaydı sorun kolaylıkla çözülebilirdi.
Maalesef, bilgilendirme eksikliğinden kaynaklanan bir sıkıntı yaşandı. Durumu, caminin yapımına öncülük eden Hacı İhsan Arslan ağabeyimize izah ettik. Sağ olsun, konuyla yakından ilgilendi. Bu sorunu kendisine iletmek zorunda kaldığımız için bizi mazur görmesini temenni ediyoruz. Ne var ki başka türlü de çözüm üretmek mümkün olmuyordu.
Ayrıca, BİL Koleji Mütevelli Heyeti Başkanı Yunus Oruç’a da teşekkürlerimi sunuyorum. Kendisi meselenin ciddiyetini fark ederek bize zaman ayırdı ve söz konusu borcun ödenmesi için önemli bir katalizör görevi üstlendi.
Duyarlılık, Sorumluluk ve Müslümanlık
Bazen, “Devlet İslam için, iman için ne hizmet etti?” diye soranlar oluyor. Ben de kendi kendime şu soruyu soruyorum: Biz neyi hak ettik de Allah bize vermedi?
Bugün Müslümanların duyarsız ve vurdumduymaz hâli gerçekten endişe vericidir. Allah rızası için zamanımızı, fırsatlarımızı, imkânlarımızı ve kabiliyetlerimizi yeterince değerlendiremiyoruz.
Abdullah Balkaş kardeşimle birlikte yaklaşık iki aydır bu meseleyi kendimize dert edindik. DİSKİ ile Diyanet arasında mekik dokuyarak sorunun çözümü için gayret gösterdik. Bu süreçte harcadığımız emek ve gösterdiğimiz çaba, kalbî, kavlî ve fiilî bir dua mahiyetindeydi. Elhamdülillah, sorun çözülme aşamasına geldi.
Bu vesileyle DİSKİ yetkililerine de teşekkür ediyorum. Kendileri, borcun ödenmesi ve sorunun çözüme kavuşturulması için gerekli kolaylığı sağladılar.
Duyarlı vatandaşlarımız ve nitelikli Müslümanlarımız çoğaldıkça, inşallah hayatımız daha da kolaylaşacaktır. Hâl diliyle örnek Müslümanlar olmalı, davranışlarımızla çevremize güzel örnek teşkil etmeliyiz. İnanıyorum ki yakın zamanda halkımız, verdiğimiz mesajları yalnızca kulaklarıyla değil, kalpleriyle de duyacaktır.
Salahaddin-i Eyyubi Külliyesi Hepimizin
Bütün bu yaşananlardan hareketle bir kez daha ifade etmek istiyorum: Salahaddin-i Eyyubi Külliyesi hepimizin!
Bu kıymetli esere sık sık uğrayalım. Hem sunduğu imkânlardan faydalanalım hem de karşılaşılan sorunları kendimize dert edinerek çözümüne katkıda bulunalım. Unutmayalım ki ortak değerlerimize sahip çıkmak, gerektiğinde sorumluluk üstlenmek ve hizmetlerin devamına katkı sağlamak hepimizin boynunun borcudur.
Camilerimiz yalnızca namaz kıldığımız mekânlar değil; birlik, beraberlik, kardeşlik, dayanışma ve eğitim merkezlerimizdir. Onlara sahip çıkmak, aslında kendi değerlerimize ve geleceğimize sahip çıkmaktır.
Dileğimiz odur ki Salahaddin-i Eyyubi Külliyesi, bugün olduğu gibi gelecekte de Diyarbakır’ımıza ve bütün insanlığa nice hayırlı hizmetler sunsun.
Selam ve selametle kalın.