seks hikayesi seks hikayesi escort beylikdüzü beylikdüzü escort esenyurt escort avcılar escort esenyurt escort esenyurt escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü travesti beylikdüzü escort şirinevler escort beylikdüzü escort
Bugun...


Ahmet yoldaş

facebook-paylas
AİLEDE HUZUR İÇİN 5 S KURALI
Tarih: 20-10-2026 00:01:00 Güncelleme: 20-10-2026 00:01:00


 

Aynı evde yaşamak yetmez; aynı gönülde buluşmak gerekir.

Bir ev düşünün…

Akşam olmuş. Baba işten gelmiş, anne günün yorgunluğunu taşıyor. Çocukların elinde telefon, masada yemek, salonda televizyon… Herkes aynı çatı altında ama herkes başka bir dünyada…

Ev kalabalık, fakat gönüller yalnız.

Belki de çağımızın aile fotoğrafını anlatan en çarpıcı cümle budur: Aynı evde yaşıyor, fakat birbirimizden uzaklaşıyoruz.

Oysa aile, insanın dünyaya açılan ilk penceresidir. Çocuk sevgiyi ailede öğrenir, güveni ailede tanır, merhameti ailede görür. Eşler birbirlerinin yalnızca hayat arkadaşı değil, aynı zamanda sükûnet ve dayanışma ortağıdır.

Kur’an-ı Kerim, evliliğin hikmetini anlatırken son derece dikkat çekici bir ifade kullanır:

“Kendileri ile huzur bulasınız diye sizin için kendi türünüzden eşler yaratması ve aranıza sevgi ve merhamet koyması da O’nun ayetlerindendir.” (Rûm, 30/21)

Demek ki evlilik sadece aynı evde bulunmak değildir. Evlilik, huzur bulmak, sevgi üretmek ve merhameti çoğaltmaktır.

Peki, aileyi yeniden birbirine yaklaştırmak için nereden başlamalıyız?

Belki de cevabı beş kelimede bulabiliriz:

Sevgi, Sofra, Seccade, Seyahat ve Sayfa…

 

SEVGİ: Evin görünmeyen harcı

Bir binayı ayakta tutan yalnızca taş ve beton değildir. Aileyi ayakta tutan da yalnızca nikâh bağı, ortak hesap veya aynı adres değildir.

Ailenin görünmeyen harcı sevgidir.

Sevgi azalınca konuşmalar sertleşir. Merhamet azalınca kusurlar büyür. Saygı kaybolunca aynı evde iki yabancı yaşanmaya başlar.

Resûlullah Efendimiz (s.a.s.) aile hayatında bize eşsiz bir örnektir. Sahih hadiste şöyle buyurur:

“Sizin en hayırlınız, ailesine karşı en hayırlı olanınızdır. Ben de aileme karşı en hayırlı olanınızım.” (Tirmizî, Menâkıb, 63)

Bu hadis bize çok önemli bir ölçü veriyor:

İnsanın gerçek ahlakı, dışarıdaki insanlara nasıl davrandığından önce evinin içinde nasıl davrandığıyla anlaşılır.

Dışarıda herkese tebessüm edip evde eşine öfkeyle konuşuyorsa, orada ciddi bir muhasebeye ihtiyaç vardır.

Eşimize güzel bir söz söylemek, çocuğumuzu dinlemek, teşekkür etmek, gönül almak, “Haklısın” diyebilmek…

Bunlar basit davranışlar değildir. Bunlar aileyi ayakta tutan manevi tuğlalardır.

 

SOFRA: Karınları değil, gönülleri doyurmak

Bir zamanlar aile denilince akla sofralar gelirdi.

Baba, anne, çocuklar aynı masanın etrafında oturur; günün nasıl geçtiği konuşulur, dertler paylaşılır, sevinçler çoğalırdı.

Bugün ise aynı evde beş kişi, beş ayrı ekrana bakabiliyor.

Sofra var ama sohbet yok.

Yemek var ama muhabbet yok.

Aynı masa var ama aynı gönül yok.

 

Oysa Peygamber Efendimiz (s.a.s.) yemek adabını öğretirken çocuklarla iletişim kuruyor, onların davranışlarını düzeltiyor ve sofrayı aynı zamanda bir eğitim ortamına dönüştürüyordu. Hz. Ömer b. Ebû Seleme’ye, “Allah’ın adını an, sağ elinle ye ve önünden ye.” buyurması bunun güzel bir örneğidir. (Buhârî, Et‘ime, 2)

Bugün aile huzuru için bazen çok büyük projelere gerek yok.

Bir öğünü telefonsuz yemek…

Televizyonu kapatıp birbirimize bakmak…

Çocuğumuza “Bugün okulda ne oldu?” diye gerçekten merak ederek sormak…

Eşimize “Bugün yoruldun mu?” diyebilmek…

 

Belki de kaybettiğimiz aile sıcaklığını yeniden kazanmanın ilk adımı budur.

 

SECCADE: Aynı kıbleye yönelen kalpler

Aileyi yalnızca dünya etrafında birleştirmek yetmez. Çünkü insanın bedeni kadar ruhu da beslenmek ister.

Kur’an-ı Kerim “Ailene namazı emret ve kendin de ona devam et.” (Tâhâ, 20/132)

Bir ev düşünün…

Sabahında ezan, akşamında dua, odalarında Kur’an sesi, gönüllerinde Allah korkusu ve sevgisi var.

Böyle bir ev elbette kusursuz olmayabilir. Fakat o evde insanlar birbirlerine karşı sorumluluklarını hatırlayacakları bir manevi merkez taşırlar.

Seccade birliği, sadece aynı safta durmak değildir. Aynı kıbleye yönelen kalplerin aynı istikameti aramasıdır.

Çocuklarımızın Allah ile bağ kurmasını istiyorsak önce evlerimizi Allah’ın zikriyle buluşturmalıyız.

Çünkü çocuk, nasihatten çok yaşanan hayatı öğrenir.

 

SEYAHAT: Aynı yollarda yürümek

Aile sadece evde kurulmaz.

Bazen bir yolculukta, bazen bir piknikte, bazen dedenin ve ninenin ziyaretinde, bazen birlikte gidilen bir camide veya tarihî mekânda aile yeniden birbirini keşfeder.

Çünkü çocukların hafızasında pahalı eşyalar değil, güzel hatıralar kalır.

“Babamla o gün ne kadar gülmüştük…”

“Annemle o yolculukta ne güzel konuşmuştuk…”

“Bayramda hep birlikte dedemlere gitmiştik…”

İşte aile bağını güçlendiren görünmez ipler bunlardır.

Resûlullah’ın (s.a.s.) aile fertleriyle yolculuklarında onlara eşlik etmesi, özellikle Hz. Âişe validemizle gerçekleştirdiği yolculuklar, aile hayatında beraberliğin ve eşler arasındaki nezaketin güzel örneklerindendir.

Bugün belki uzaklara gitmeye imkânımız olmayabilir.

Ama unutmayalım:

Aile olmak için kilometrelere değil, gönüllere ihtiyaç vardır.

Mahallede yapılan kısa bir yürüyüş bile bazen saatlerce aynı odada sessiz oturmaktan daha değerlidir.

 

SAYFA: Aynı hakikatin etrafında buluşmak

Ve sonuncusu…

Sayfa birliği.

Evlerimizde telefonların ekranı büyürken kitapların sayfası küçülüyor.

Çocuklarımız saatlerce dijital içerik tüketiyor; fakat bazen anne babasıyla on dakika kitap okumaya tahammül edemiyor.

Burada mesele yalnızca kitap okumak da değildir.

Mesele, aynı hakikatin etrafında buluşmaktır.

Ailece Kur’an meali okumak…

Peygamberimizin hayatından bir bölüm okumak…

Sahabe hayatlarını konuşmak…

Bir kitabın bir sayfasını okuyup “Sen ne düşünüyorsun?” diye çocuğa sormak…

Bunlar aileyi sadece bilgilendirmez; aynı zamanda aynı değerler etrafında kenetler.

 

Çünkü neyi birlikte okursak, zamanla onun üzerinde birlikte düşünmeye başlarız. Neyi birlikte konuşursak, onun üzerinden ortak bir aile dili geliştiririz.

 

HUZUR UZAKTA DEĞİL

Bugün aile huzurunu bazen büyük evlerde, pahalı tatillerde, daha iyi arabalarda veya daha yüksek gelirde arıyoruz.

Oysa huzur bazen çok daha yakınımızdadır.

 

Bir “Seni seviyorum” cümlesinde…

Birlikte yenilen akşam yemeğinde…

Aynı safta kılınan namazda…

Birlikte çıkılan kısa bir yürüyüşte…

Aynı kitabın sayfalarında…

Belki de aileyi kurtaracak reçete, sandığımız kadar karmaşık değildir.

Sevgiyle gönülleri birleştirmek, sofrayla muhabbeti çoğaltmak, seccadeyle Rabbimize yönelmek, seyahatle hatıralar biriktirmek ve sayfayla hikmette buluşmak…

İşte bizim 5 S Kuralı dediğimiz aile reçetesi budur.

Fakat şunu da unutmayalım:

Huzurlu aile, hiç tartışmayan aile değildir.

Huzurlu aile; tartışmadan sonra konuşmayı bilen, kırınca özür dileyen, hata yapınca affedebilen, zor zamanda birbirinin elini bırakmayan ve bütün bunların üzerinde Allah’ın rızasını arayan ailedir.

Aileyi korumak, aslında geleceği korumaktır.

Çünkü bugün evimizde yetişen çocuklar, yarının toplumunu kuracaktır.

Evlerimiz nasıl olursa, yarınlarımız da büyük ölçüde öyle olacaktır.

Öyleyse bugün eve döndüğümüzde küçük bir başlangıç yapalım.

Telefonu bir kenara bırakalım.

Eşimizin gözlerinin içine bakalım.

Çocuğumuzu dinleyelim.

Aynı sofraya oturalım.

Birlikte namaz kılalım.

Bir sayfa okuyalım.

Ve Rabbimize şöyle dua edelim:

 

 

DUA

Allah’ım!

Evlerimizi huzur ve muhabbet yuvası eyle.

Eşlerimizi birbirimize yük değil, yoldaş ve gönül dostu eyle.

Çocuklarımızı gözümüzün nuru, gönlümüzün süruru eyle.

Sofralarımıza bereket, sözlerimize hikmet, kalplerimize merhamet, evlerimize Kur’an ve sünnetin nurunu nasip eyle.

Bizi ailemize karşı hayırlı kullarından eyle.

Öfkelendiğimizde sabrı, kırıldığımızda affı, hata ettiğimizde özrü, nimet gördüğümüzde şükrü bize öğret. Amin

 

Allah’ım!

Bizi ve ailelerimizi fitnelerden, kötü alışkanlıklardan, ekranların esaretinden, sevgisizlikten ve gönül kırgınlığından muhafaza eyle.

Hanelerimizi namazla mamur, Kur’an’la aydınlık, muhabbetle sıcak eyle.

Ve bizlere Kur’an-ı Kerim’de öğrettiğin şu güzel duayı hayatımıza nakşet:

“Rabbimiz! Bize eşlerimizden ve çocuklarımızdan göz aydınlığı olacak kimseler bağışla ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle.” (Furkân, 25/74) Âmin.

Ahmet Yoldaş
Türkiye Aile Meclisi Diyarbakır İl Başkanı

 



Bu yazı 86 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
HABER ARA
GAZETEMİZ

YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
YUKARI