Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Serra Bucak, öyle bir rakam açıkladı ki üzerinde durmadan geçmek mümkün değil.
30 ayda tam 112 bin kişi Büyükşehir Belediyesine iş başvurusunda bulunmuş.
Dile kolay!
112 bin insan...
Kimi üniversite mezunu, kimi meslek sahibi, kimi yıllardır iş arıyor. Kimi de evine ekmek götürebilmek için belediyenin kapısını çalıyor.
Bu rakam, Diyarbakır'da işsizliğin ve geçim sıkıntısının ne kadar ciddi bir mesele olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.
Peki bu kadar başvurunun karşılığında kaç kişi işe alınmış?
Serra Bucak'ın açıklamasına göre yaklaşık 1.200 kişi.
Bunların 700'den fazlası geçmişte işten çıkarılmış ve yeniden işe alınmış çalışanlardan oluşuyor. Yaklaşık 400 kişi ise belediyenin yeni ihtiyaç duyduğu alanlarda istihdam edilmiş.
İşte benim üzerinde durmak istediğim konu tam da burası.
112 bin başvuru var. Yaklaşık 400 yeni personel alımı var.
Peki bu insanlar hangi kriterlere göre seçildi?
Öncelikle şunu söyleyeyim.
Kimse Büyükşehir Belediyesinden 112 bin kişiyi işe almasını beklemiyor. Belediyenin bütçesi de personel ihtiyacı da belli sınırlar içerisinde.
Ama belediyenin imkanlarının sınırlı olması, personel alımlarının nasıl yapıldığının sorgulanamayacağı anlamına gelmez.
Tam tersine, iş imkanlarının bu kadar sınırlı olduğu bir şehirde adaletin ve liyakatin önemi daha da artar.
Sayın Serra Bucak,
Halk buluşmasında işe alımların ilan, başvuru ve mülakat süreçleriyle gerçekleştirildiğini söylediniz.
Liyakat esasına göre hareket ettiğinizi, ayrımcılık yapmadığınızı ve belediyede birinci derece akrabası bulunan adaylar konusunda hassas davrandığınızı da açıkladınız.
Bunlar önemli açıklamalar.
Ancak vatandaşın yalnızca bu sözleri duyması yeterli mi?
Bu ilkelerin uygulamada nasıl hayata geçirildiğini de görmesi gerekmez mi?
Örneğin belediyenin 2025 yılında 75 itfaiye eri ve 25 zabıta memuru alımı için ilan yayımladığını biliyoruz.
Başvuru şartları açıklanmış, sınav süreci duyurulmuş.
Peki diğer personel alımları?
Yaklaşık 400 kişilik yeni istihdamın kaçı bu ve benzeri ilanlarla gerçekleştirildi?
Kaçı belediyenin şirketleri üzerinden işe alındı?
Hangi birimlere kaç kişi alındı?
Bu alımlarda kaç kişi başvurdu, kaçı mülakata çağrıldı?
Mülakatlarda hangi ölçütler esas alındı?
Adayların mesleki yeterlilikleri nasıl değerlendirildi?
Ve en önemlisi, işe alınanlarla alınmayanlar arasındaki tercihi belirleyen somut kriterler nelerdi?
Bunları sormak suçlama değildir.
Bunlar kamu adına sorulması gereken sorulardır.
Ben burada kimsenin torpille işe alındığını iddia etmiyorum.
Kimsenin hakkının yenildiğini de söylemiyorum.
Çünkü elimde böyle bir tespit yok.
Ama belediyenin açıkladığı rakamlar üzerinden personel alımlarının nasıl gerçekleştirildiğini sorgulamak, bu şehirde yaşayan herkesin hakkıdır.
Üstelik mesele yalnızca işe alınan 400 kişi de değil.
Mesele, belediyenin kapısını çalan binlerce insanın kamu kurumlarına duyduğu güven.
Bir genç düşünün.
Yıllarca okumuş, diploma almış, meslek sahibi olmuş.
İş bulamamış.
Son umut olarak Büyükşehir Belediyesine başvurmuş.
O genç, başvurusunun hangi şartlarda değerlendirildiğini bilmek istemez mi?
Kendisinden daha uygun bulunan adayların hangi mesleki kriterlerle seçildiğini merak etmez mi?
Elbette eder.
İşte bu nedenle personel alımlarında yalnızca liyakatten söz etmek yetmez.
Liyakat varsa bunun nasıl uygulandığı da ortaya konulmalıdır.
Şeffaflık dediğimiz şey tam olarak budur.
Kimin kimi tanıdığı değil, kimin hangi işi yapabilecek yeterliliğe sahip olduğu önemlidir.
Siyasi görüşü değil, mesleki bilgisi önemlidir.
Yakınlığı değil, liyakati önemlidir.
Belediye yönetimi bu ilkeleri uyguladığını söylüyorsa, kamuoyuna açıklanabilecek değerlendirme sonuçlarını da ortaya koymalıdır.
Kimsenin özel bilgilerini istemiyoruz.
İşe alınan insanların isimlerini de istemiyoruz.
Hangi birime kaç kişi alındığını, hangi şartların arandığını, başvuruların hangi yöntemlerle değerlendirildiğini bilmek istiyoruz.
Bundan daha doğal ne olabilir?
Üstelik Serra Bucak'ın açıklamasında dikkatimi çeken başka bir nokta daha var.
Mülakat sonrasında binlerce başvuru sahibine neden işe alınmadıklarını tek tek açıklayabilecek bir mekanizmalarının bulunmadığını söylüyor.
Peki neden böyle bir mekanizma yok?
Her başvuru sahibine uzun uzun açıklama yapılması gerekmeyebilir.
Ama başvuruların hangi aşamada elendiğini ve değerlendirmelerin hangi ölçütlerle yapıldığını gösteren bir sistem kurulamaz mı?
Teknolojinin bu kadar geliştiği bir dönemde vatandaşın kendi başvurusunun sonucunu öğrenebilmesi bu kadar zor olmamalı.
Gelelim meselenin diğer tarafına.
112 bin insan neden belediyenin kapısında iş bekliyor?
Serra Bucak bu rakamın üzücü olduğunu söylüyor.
Haklı.
Gerçekten üzücü.
Ama yalnızca üzülmekle bu mesele çözülmez.
Diyarbakır'da binlerce genç iş beklerken Büyükşehir Belediyesinin istihdam konusunda ortaya koyduğu somut sonuçları da konuşmamız gerekiyor.
Elbette işsizliğin bütün sorumluluğunu belediyeye yükleyemeyiz.
Bu mesele merkezi yönetimi, özel sektörü ve ülkenin ekonomik şartlarını da ilgilendiriyor.
Ancak Büyükşehir Belediyesinin de bu konuda sorumlulukları var.
O halde soralım.
Son 30 ayda istihdamı artırmak için hangi projeler hayata geçirildi?
Meslek edindirme kurslarından mezun olan kaç kişi gerçekten iş buldu?
Özel sektörle hangi istihdam iş birlikleri yapıldı?
Belediyenin desteklediği projeler sayesinde kaç kişiye kalıcı iş imkanı sağlandı?
Bu çalışmaların sonuçları nerede?
Çünkü artık yalnızca açılan kursların, düzenlenen etkinliklerin ve gerçekleştirilen toplantıların sayısını duymak istemiyorum.
Sonuç görmek istiyorum.
Kurs açtıysanız kaç kişi iş buldu?
Eğitim verdiyseniz kaç kişi meslek sahibi oldu?
Proje hazırladıysanız Diyarbakır'a ne kazandırdı?
Belediyecilik yalnızca faaliyetleri sıralamak değildir.
O faaliyetlerin vatandaşın hayatına ne kattığını da gösterebilmektir.
Bu köşeden Diyarbakır Büyükşehir Belediyesine uzun zamandır sorular yöneltiyorum.
Bugün de aynı şeyi yapıyorum.
Çünkü kamu kaynaklarıyla hizmet veren bir kurumun kararlarını sorgulamak, gazeteciliğin en temel görevlerinden biridir.
Sayın Eşbaşkanlar,
112 bin insanın iş başvurusunda bulunduğu bir belediyeyi yönetiyorsunuz.
Bu insanların tamamını işe alamazsınız.
Bunu herkes biliyor.
Ama işe alımların adil ve objektif kriterlerle gerçekleştirildiğini kamuoyuna gösterebilirsiniz.
Vatandaşın beklentisi de budur.
Bir Diyarbakırlı belediyeye iş başvurusunda bulunduğunda, kimseyi tanımak zorunda olmadığını bilmeli.
Gerekli şartları taşıyorsa herkesle aynı koşullarda değerlendirileceğine güvenmeli.
Belediye kadrolarının belirli kişilere veya çevrelere değil, kamu hizmetine ait olduğunu hissetmeli.
Çünkü Büyükşehir Belediyesi yalnızca bir kesimin değil, bütün Diyarbakır'ın belediyesidir.
Benim derdim işe alınan insanlarla değil.
Onlar da bu şehrin insanı.
Onların da çalışmaya, evlerine ekmek götürmeye hakkı var.
Benim derdim, işe alım sisteminin kamuoyu tarafından ne kadar denetlenebilir olduğu.
Bu nedenle Büyükşehir Belediyesinden açık bir cevap bekliyorum.
Yaklaşık 400 yeni personelin hangi birimlerde görevlendirildiğini açıklayın.
Alımların hangi ilanlar üzerinden yapıldığını ortaya koyun.
Mülakat ve değerlendirme kriterlerini paylaşın.
Belediye şirketleri üzerinden gerçekleştirilen alımların yöntemlerini anlatın.
İşe alımlarda uygulandığını söylediğiniz liyakat ilkesinin nasıl denetlendiğini kamuoyuna gösterin.
Bunları açıklamak belediyeyi zayıflatmaz.
Aksine, kamuoyunun güvenini güçlendirir.
Sayın Serra Bucak,
112 bin iş başvurusunu açıkladınız.
İyi yaptınız.
Yaklaşık 1.200 kişinin işe alındığını da söylediniz.
Peki şimdi aynı açıklığı işe alım süreçlerinin tamamında da görebilecek miyiz?
Çünkü vatandaşın merak ettiği yalnızca kaç kişinin işe alındığı değil.
Kimlerin, hangi şartlarla ve nasıl seçildiği.
112 bin kişinin iş umuduyla kapısını çaldığı bir belediyede bu sorular cevapsız kalmamalı.
Ben kimseyi suçlamıyorum.
Ortada kanıtlanmış bir usulsüzlük varmış gibi de konuşmuyorum.
Ama açıklanan rakamların ardından sorulması gereken soruları sormaktan da vazgeçmiyorum.
Çünkü şeffaf belediyecilik yalnızca yapılan hizmetleri anlatmak değildir.
Alınan kararların hangi ölçütlere dayandığını da gösterebilmektir.
112 bin başvuruyu açıkladınız.
Şimdi yaklaşık 400 yeni personelin hangi kriterlerle seçildiğini bütün ayrıntılarıyla açıklayın.
Diyarbakır'ın beklediği cevap bu.