Bugun...


BERAT ASLAN

facebook-paylas
Çatlamış Eller, Isınmış Yürekler: Geçmişten Kalan Hatıralar
Tarih: 09-10-2026 00:02:00 Güncelleme: 09-10-2026 00:02:00


 

 

Kışın ​bir evin tek bir odasından yayılan o hafif kömür kokusu ve soba üzerindeki çaydanlığın tıslaması, eski büyüklerimizin ömrünü özetleyen en sessiz şahittir.

 

Onlar, hayatı kemiklerine kadar işleyen bir soğukla ve bitmek bilmeyen bir meşakkatle göğüslediler. Sayfalarca anlatılsa bitmeyecek bir sabrın, yokluk içinde yeşertilen devasa bir metanetin insanlarıydılar.

​Kış kapıya dayandı mı o evlerde gündelik hayat, başlı başına amansız bir mücadeleye dönüşürdü. Evin sadece tek bir odası yaşardı; sobanın gürül gürül yandığı o tek köşe. Sobaya yakın tarafı insanın içini ısıtırken, az ötede duran sırtına buz gibi bir cereyan vururdu. Kömür kovalarını taşımak, tutuşturmak için çırpı toplamak, odun kırmak ve o ağır kovaları kat kat taşıyıp kurumuş külleri temizlemek bitmeyen bir döngüydü. Evin diğer odaları ise adeta birer gurbet gibi buz tutardı. Mutfak ayrı bir dert, koridor ayrı bir ayazdı. Geceleri soğuktan sertleşmiş kalın yorganların altına büzüşüp, sabahın ilk ışıklarına kadar titreyerek uyumaya çalışmak o dönemin değişmez gerçeğiydi.

​O devrin cefakâr kadınları, annelerimiz ise bu yükün en ağır, en görünmez kısmını sessizce sırtladılar. Sabaha karşı buz kesmiş mutfaklara herkes uykudayken ilk onlar adım atar, donan elleriyle tencerelerde su ısıtmaya çalışırlardı. Bir kap sıcak su, o evlerde lüksün ve emeğin simgesiydi. Zemheri ayazı bastırdığında su boruları donar, musluklar susardı. Dışarıdaki su saatleri patlamasın diye etrafı paçavralarla, eski kilimlerle sarılır; yine de o dondurucu ayaz galip gelir, saatler patlardı. Çamaşırın, bulaşığın, temizliğin her adımı bilek gücü, buz gibi sular ve tükenmeyen bir sabır isterdi. O annelerin ellerindeki derin çatlaklar, sadece kış soğuğunun değil, bir ömür boyu ç çekilen helal bir emeğin ve fedakârlığın izleriydi.

​Karakışın ortasında bile ne yüzlerindeki şefkatli tebessüm eksik olurdu ne de dillerindeki kanaat ve şükür. Yokluğa, ayaza, tipiye ve hayatın getirdiği her türlü dert ile tasaya büyük bir olgunlukla katlandılar. Şikâyet etmeyi ayıp sayar, komşunun derdiyle dertlenir, o tek odalı sıcaklığın etrafında kenetlenmeyi bilirlerdi.

​Bugün çeşmeyi sağa çevirince sıcak, sola çevirince soğuk suyun zahmetsizce aktığı, tek bir tuşla her odanın bahara büründüğü bir dünyada, geriye dönüp bakınca o insanların duruşu çok daha derin bir anlam kazanıyor. Onlar sıcak suyu çaba harcamadan ulaşılan bir imkân değil, her damlası alın teriyle ısınan kutsal bir nimet olarak bildiler. Geçmişin o buz tutmuş kış günlerinden bugüne kalan en biricik mirasa bakınca; o insanların çilesini, annelerimizin o bükülmez bileklerini ve bir neslin hayatı nasıl asaletle sırtladığını saygıyla hatırlıyoruz.

                                                                   



Bu yazı 106 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARA
GAZETEMİZ

YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
YUKARI