|
Tweet |
Mehmet Zeki Özer
Aktaş, kazadan önce çekilen fotoğraflarda inşaat demirlerinin kaldırımın üzerine ve yaya geçiş alanına kadar uzandığını, vatandaşların bu tehlikeli alanın içinden yürümek zorunda bırakıldığını söyledi.

Kazanın ardından çekilen fotoğraflarda ise demirlerin toplandığını, inşaat sahasının içine alındığını ve çevresinin emniyet şeridiyle kapatıldığını ifade eden Aktaş, "Demek ki bu önlemlerin alınabilmesi için önce benim düşmem, kolumun kırılması, diğer kolumun çatlaması ve yüzümün kanlar içinde kalması gerekiyormuş." dedi.
Yaşadığı kazada iki kolundan ciddi şekilde yaralandığını, yüzü ile dizlerinde de ağır yaralar oluştuğunu belirten Aktaş, ambulansla hastaneye kaldırıldığını ve ameliyat geçirdiğini söyledi.
Alınan önlemlerin artık kendisi açısından bir anlam taşımadığını dile getiren Aktaş, "Ben düştükten sonra demirleri toplamanın bana ne faydası var? Kırılan kolumu eski hâline getirecek mi, yaşadığım acıları geri alabilecek mi?" ifadelerini kullandı.
Fotoğraflarda görülen inşaat demirlerinin paslı, eğri ve deforme olmuş görüntüsünün de dikkat çekici olduğunu söyleyen Aktaş, bunun teknik nedenini bilmediğini ancak görüntünün kamuoyunda soru işaretleri oluşturabilecek nitelikte olduğunu belirtti.
"Belki bunun teknik bir açıklaması vardır. Ancak fotoğraflara bakan herkes gibi ben de bu görüntünün bende ciddi soru işaretleri oluşturduğunu söylemek zorundayım." diyen Aktaş, asıl tartışılması gereken konunun güvenlik tedbirlerinin neden kazadan önce alınmadığı olduğunu vurguladı.
Yetkililerin görevinin vatandaş yaralandıktan sonra önlem almak değil, kazaların hiç yaşanmamasını sağlamak olduğunu ifade eden Aktaş, "Bugün orası daha güvenliyse bunun nedeni zamanında alınmış bir tedbir değil, yaşanan bir kazadır. Bir belediyenin görevi, vatandaş yaralandıktan sonra şerit çekmek değil, vatandaşın hiç yaralanmamasını sağlamaktır." diye konuştu.
Kazadan önce ve sonra çekilen fotoğrafların yaşanan değişimi açıkça ortaya koyduğunu belirten Aktaş, değerlendirmeyi kamuoyunun vicdanına bıraktığını söyledi.