|
Tweet |
Berat ASLAN- Geçtiğimiz haftalarda Yatır, Hantepe, Sivritepe ve Selman köylerini kapsayan geniş havzada çıkan örtü yangını, binlerce dönümlük tarım ve mera arazisini küle çevirdi. Tek bir sorumsuz hareketin tetiklediği alevler, bölgedeki köylerde ağır tahribata yol açarken, yaklaşık 2 bin 500 saman deposunu ve köylünün yıllardır biriktirdiği emeği haritadan sildi. Bazı yerleşim yerlerinde geriye neredeyse hiçbir şey kalmazken, yaşanan bu yıkımın ardından Yatır köyü halkı radikal bir adım attı.
Erişim Tamamen Kesildi: Kepçeler Yollara Taş Barikat Yığdı
Göz göre göre gelen felaketin ardından harekete geçen köy sakinleri, piknikçilerin ve sorumsuz ziyaretçilerin bölgeye girişini engellemek için somut önlemler aldı. İş makineleri ve kepçelerle harekete geçen köylüler, baraj kapaklarının yanındaki köprü yolu da dahil olmak üzere Yatır bölgesine çıkan tüm giriş yollarını büyük dev taşlarla kapattı. Araç geçişine tamamen kapatılan yollarla birlikte, bölgeye piknikçi girişine fiilen de izin verilmeyeceği ilan edildi.
Kül Olan Emeğin Ardından: Çevre Kirliliği ve Doğal Yaşamın Çöküşü
Yangının yarattığı ağır bilançonun yanı sıra, bölgeye gelen piknikçilerin arkalarında bıraktığı atıklar da köy halkının sabrını taşıran son damla oldu. Doğup büyüdükleri toprakların çöp yığınları ve ağır kokular nedeniyle yaşanamaz hale geldiğini belirten köy sakinleri, meralarda otlayan hayvanların midelerinden plastik poşet ve ambalaj atıkları çıktığını ifade ediyor. İnsan eliyle yaratılan bu çevre felaketi, bölgedeki hayvancılığı ve doğal ekosistemi durma noktasına getirdi.
"Artık Yeter": Köylülerden Yetkililere Acil Çağrı
Bölgenin geleceğini korumak adına radikal tedbirler aldıklarını belirten Yatır sakinleri, tepkilerini şu ifadelerle dile getirdi:
"Geç kalmış bir karar olsa da topraklarımızı korumak için yolları taşlarla kapatmak zorundaydık. Dışarıdan gelen sorumsuz kişiler cennet gibi coğrafyamızı kirletip, yakıp arkalarına bile bakmadan gidiyor. Hayvanlarımızı otlatacak tek bir temiz mera bırakmadılar. Doğup büyüdüğümüz topraklara ağır kokular ve kirlilik yüzünden adım atamaz olduk. Bu manzaradan bıktık, usandık. Geçim kaynaklarımızın, emeğimizin ve doğamızın fütursuzca katledilmesine artık izin vermeyeceğiz. Doğamızı korumak ve gelecek nesillere nefes alabilecekleri bir yer bırakmak için bu giriş kısıtlamalarının resmi olarak da desteklenmesini istiyoruz."
Yaşanan felaket, bireysel vurdumduymazlığın bütün bir topluma ve doğaya ne kadar ağır bedeller ödetebileceğini bir kez daha gözler önüne serdi. Geçim kaynaklarını kaybetmenin eşiğine gelen bölge halkı, benzer acıların ve yıkımların tekrarlanmaması adına tüm vatandaşları doğaya karşı sorumluluk bilinciyle hareket etmeye, yetkilileri ise alınan yasak kararlarını ve fiziki tedbirleri sıkı bir şekilde denetlemeye davet ediyor.