Diyarbakır ekim ayına yağmurla girdi.
Yağmur berekettir, buna kimsenin itirazı yok.
Ama yağmur yağınca yollar göle dönüyor, araçlar ilerlemekte zorlanıyor, yayalar yürüyemiyor, alt geçitleri ve bazı iş yerlerini su basıyorsa orada durup başka şeyleri konuşmak gerekiyor.
Benim derdim yağmurla değil.
Benim derdim, yağmur yağdığında ortaya çıkan bu manzarayla.
2 Ekim akşamı Diyarbakır kent merkezinde yaşananlar ortada.
Yolların bazı bölümleri suyla doldu. Araçlar ilerlemekte, yayalar yürümekte zorlandı. Bazı alt geçitleri ve giriş kattaki iş yerlerini su bastı.
Şimdi Diyarbakır Büyükşehir Belediyesine soruyorum:
Bu şehir yağmura neden hala hazır değil?
Üstelik yağış sürpriz de değildi.
1 Ekim'de yayımlanan hava tahminlerinde Diyarbakır'da sağanak ve gök gürültülü sağanak beklendiği belirtiliyordu.
Yani yağmurun geleceği biliniyordu.
Peki şehir ne kadar hazırdı?
Büyükşehir Belediyesi hizmetlerini anlatırken önümüze rakamlar koyuyor.
Ben de o rakamlara baktım.
DİSKİ'nin kendi açıklamasına göre 2025 yılında 149 kilometre yağmur suyu hattı temizlenmiş, 17 bin bacada temizlik yapılmış, 1.980 metre yeni yağmur suyu hattı döşenmiş.
Yine 914 milyon lira bütçeli büyük bir kanalizasyon ve yağmur suyu altyapı projesinin devam ettiği açıklanıyor.
Bunlar az rakamlar değil.
Yapılanı da yok saymıyorum.
Ama vatandaşın da şunu sormaya hakkı var:
Sonuç nerede?
Çünkü vatandaş 149 kilometreyi görmüyor.
17 bin bacayı saymıyor.
914 milyon lirayı caddede ölçmüyor.
Vatandaş yağmur yağdığında önündeki yola bakıyor.
Aracı geçebiliyor mu?
Kendisi yürüyebiliyor mu?
Alt geçidi kullanabiliyor mu?
İş yerini su basıyor mu?
Vatandaşın hesabı bu kadar basit.
O nedenle bana sürekli kaç metre boru döşendiğini anlatmadan önce, yağmur yağınca bazı yolların neden göle döndüğünü anlatın.
Bu kadar yağmur suyu hattı temizlendiyse su neden bazı noktalarda birikiyor?
Bu kadar yatırım yapılıyorsa sorun yaşanan noktalar neden hala karşımıza çıkıyor?
Kent merkezinde yağmur yağdığında su biriken kaç kritik nokta var?
Büyükşehir bunların kaçını tespit etti?
Kaçını çözdü?
Kaçı hala çözüm bekliyor?
914 milyon liralık proje bugün hangi aşamada?
Bunların cevabını bilmek istiyorum.
Çünkü artık "ekipler sahada" açıklaması tek başına yetmiyor.
Elbette ekipler sahada olacak.
Elbette vidanjörler çalışacak.
Elbette biriken su tahliye edilecek.
Zaten olması gereken bu.
Ama belediyecilik, su bastıktan sonra o suyu çekmekten ibaret değildir.
Asıl belediyecilik, mümkün olduğunca o suyun birikmesini önleyecek altyapıyı kurmaktır.
Ben Büyükşehir Belediyesinin yerinde olsam, yağmurdan sonra kaç araçla sahaya çıktığımı anlatmaktan önce, her yağmurda sorun yaşanan noktaları tek tek ortaya koyar ve kamuoyuna şunu açıklardım:
Burada sorun vardı, çözdük.
Şurada çalışma devam ediyor.
Şu noktayı da şu tarihte çözeceğiz.
Vatandaşın beklediği budur.
Yoksa yağmur yağacak.
Bugün yağar, yarın yine yağar.
Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin görevi yağmura mazeret bulmak değil, Diyarbakır'ı yağmura hazırlamaktır.
Biz bu soruları da yapılan her işi kötülemek için sormuyoruz.
Yapılan doğru iş varsa söyleriz.
Ama ortada yanlış giden bir şey varsa onu da görmezden gelmeyiz.
Çünkü belediyecilik basın bültenindeki rakamlarla değil, vatandaşın günlük hayatında aldığı hizmetle ölçülür.
Milyonları anlatabilirsiniz.
Kilometreleri sıralayabilirsiniz.
Yapılan çalışmaları tek tek paylaşabilirsiniz.
Ama yağmur yağdığında bazı yollar yine göle dönüyorsa vatandaş dönüp size tek bir soru sorar:
Bu kadar çalışma yapıldıysa neden hala aynı görüntüleri görüyoruz?
Bence Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin cevap vermesi gereken asıl soru budur.
Yağmurun yağması belediyenin elinde değil.
Ama yağmur yağdığında şehrin ne hale geleceği konusunda belediyenin sorumluluğu var.
O yüzden suçu gökyüzünde aramayalım.
Biraz da yere bakalım.
Mazgallara bakalım.
Yağmur suyu hatlarına bakalım.
Planlamaya bakalım.
Ve en sonunda yönetime bakalım.
Çünkü bazen yağan yağmur sadece yolları suyla doldurmaz.
Bir şehrin ne kadar hazır olduğunu da ortaya çıkarır.
Bu yağmurda da görünen şu:
Diyarbakır'ın altyapı konusunda daha yapacak çok işi var.