|
Tweet |
Gösterilerde, eski Başkan Donald Trump ve onun temsil ettiği politik çizgi sert şekilde eleştirilirken, göç politikaları ve güvenlik güçlerinin müdahaleleri de tartışma konusu oldu.
Protestoların merkezinde, Minnesota eyaletinde Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi (ICE) görevlilerinin müdahalesi sırasında iki kişinin hayatını kaybettiği iddiaları yer aldı. Özellikle Minneapolis ve St. Paul şehirlerinde binlerce kişi sokaklara çıkarak olaylara tepki gösterdi.
Göstericiler, olayların bağımsız şekilde soruşturulmasını talep ederken, bazı sivil toplum kuruluşları güvenlik güçlerinin orantısız güç kullandığını öne sürdü. Yetkililer ise olayların koşullarına ilişkin incelemelerin sürdüğünü açıkladı.
Minnesota’daki gelişmeler kısa sürede ülke genelinde yankı buldu. Başkent Washington başta olmak üzere New York City, Los Angeles ve Chicago gibi büyük şehirlerde destek gösterileri düzenlendi.
Washington’da protestocular Washington Monument çevresinde toplanırken, New York’ta kalabalıklar Central Park ve Times Square güzergâhında yürüyüşler gerçekleştirdi.
Gösterilerde “Krallara hayır”, “Savaşı durdurun” ve “Adalet istiyoruz” sloganları öne çıktı.
Protestoları organize eden gruplar, ülke genelinde binlerce noktada eylem çağrısı yapıldığını ve milyonlarca kişinin katılım gösterdiğini öne sürdü. Ancak bağımsız kaynaklar, bu rakamların doğrulanmasının zor olduğunu ve katılımın bölgeden bölgeye önemli farklılıklar gösterdiğini belirtiyor.
Uzmanlar, sosyal medya üzerinden yapılan çağrıların katılım algısını büyütebildiğine dikkat çekiyor.
Gösterilere ilişkin açıklama yapan Beyaz Saray yetkilileri, protestoların geniş halk desteğini yansıtmadığını savundu. Açıklamada, eylemlerin “siyasi motivasyonlu organizasyonlar tarafından desteklendiği” ifade edildi.
Buna karşın protestocular, eylemlerin tabandan gelen bir tepki olduğunu ve özellikle göç politikaları ile güvenlik uygulamalarına yönelik rahatsızlığın arttığını dile getirdi.
ABD’deki gelişmeler yalnızca ülke sınırlarıyla sınırlı kalmadı. Fransa, Birleşik Krallık, Japonya ve Avustralya gibi ülkelerde de küçük çaplı dayanışma gösterileri düzenlendi.
Analistler, Minnesota’daki olayların ve sonrasında gelişen protestoların, ABD’de göç politikaları ve güvenlik güçlerinin yetkileri üzerine tartışmaları yeniden alevlendirdiğini belirtiyor. Ayrıca bu gelişmelerin yaklaşan seçim sürecinde siyasi söylemleri daha da sertleştirebileceği değerlendiriliyor.