|
Tweet |
Mehmet Zeki Özer Özel
Parti tabanında dile getirilen görüşlere göre, il başkanlığı görevine getirilen isimlerde güçlü bir şahsiyetli duruş ve bağımsız hareket kabiliyetinin yeterince dikkate alınmadığı öne sürülüyor. Bazı partililer, göreve gelen il başkanlarının belirli kişi, vekil veya grupların desteğiyle göreve taşındığını, bu nedenle daha görevin başında hareket alanlarının daraldığını ifade ediyor.
Parti kulislerinde yapılan değerlendirmelerde, son yıllarda göreve gelen il başkanlarının önemli bir bölümünün 8 ila 10 ay içerisinde çeşitli baskılar, siyasi çekişmeler ve yönetimsel zaaflar nedeniyle etkisiz hale geldiği yönündeki görüşlerin yaygın olduğu belirtiliyor.
Bazı partililer ise il başkanlarının çoğu zaman milletvekillerinin tercihleri doğrultusunda belirlendiğini, halkın ve teşkilat tabanının desteklediği isimlerin ise görev alma şansı bulamadığını savunuyor. Halkın istediği isimlerin göreve gelmesi halinde dahi milletvekilleriyle yaşanan uyumsuzlukların teşkilatta huzursuzluğa yol açtığı ifade ediliyor.
Parti içindeki bazı çevreler, AK Parti'nin son yıllarda kitle partisi kimliğinden uzaklaşarak daha dar bir çevrenin etkisi altına girdiğini ileri sürüyor. Mevcut yapıyı eleştiren bazı partililer, “Balık baştan kokar. Bizim balık iki başlıdır; biri genel merkez, diğeri milletvekilleridir” sözleriyle yaşanan sorunların kaynağına dikkat çekiyor.
Bu görüşlere göre, genel merkezin milletvekillerini kırmamak adına teşkilatların taleplerini ikinci planda bıraktığı, bunun sonucunda da sık sık il başkanı değişikliklerinin yaşandığı öne sürülüyor.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik yapılan değerlendirmelerde ise mevcut tablonun hem partiye hem de halka zarar verdiği ifade edilerek, “Bu da İktidarın son virajdır” yorumları dikkat çekiyor.
Parti tabanında dile getirilen görüşlere göre, Diyarbakırı genel merkeze ve Türkiye’ye taşıyacak bir şehir evladının il başkanı aranmalı, halkın içinde bulunması, vatandaşların sorunlarını dinlemesi, tek başına rahatlıkla dolaşabilmesi ve cesur bir duruş sergilemesi gerekiyor. “Milletvekilim ne der” evhamlı olmamalı. Bu özelliklere sahip çok sayıda ismin AK Parti içerisinde bulunduğu ifade edilirken, “ parti koordinatörleri ve danışmanlarının tabanda geniş kapsamlı bir değerlendirme yapmak yerine belirli yer ve belirli isimler üzerinde yoğunlaşmaları tabanda eleştirilen başka bir konu”
Bazı partililer, Diyarbakır’da parti yönetiminde etkili olan belirli çevrelerin AK Parti’yi yüzde 15-17 bandındaki oy oranına mahkûm ettiğini savunuyor. Aynı çevreler, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kişisel oy potansiyelinin ise kentte yüzde 38 seviyelerinde olduğunu iddia ederek, parti oyları ile Cumhurbaşkanı’nın aldığı destek arasında ciddi bir fark bulunduğunu ileri sürüyor.
Parti içerisindeki eleştirilerde, halkla güçlü bağ kurabilen, olgun, tecrübeli ve toplumun taleplerine duyarlı isimlerin bulunduğu ancak bu kişilerin tercih edilmediği yönündeki görüşler de öne çıkıyor. Teşkilat içerisinde dile getirilen bu eleştiriler, AK Parti Diyarbakır teşkilatında yönetim anlayışı ve temsil tartışmalarının önümüzdeki dönemde de devam edeceğine işaret ediyor.