seks hikayesi seks hikayesi escort beylikdüzü beylikdüzü escort esenyurt escort avcılar escort esenyurt escort esenyurt escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü escort beylikdüzü travesti beylikdüzü escort şirinevler escort beylikdüzü escort
Bugun...



Muafiyetini Bir Kenara Bırakıp Cepheye Koştu: Şeyh Hasan’ın Unutulan Kahramanlık Hikâyesi

Birinci Dünya Savaşı'nın en çetin günlerinde, Rus ordularının Doğu Anadolu’da hızla ilerlediği 1916 yılında, Diyarbakır’ın Dicle ilçesine bağlı Şeyhmalan köyünden bir din âlimi ve Nakşibendî şeyhi olan Şeyh Temur oğlu Şeyh Hasan, tarihin satır aralarında kalmış fedakârlık örneklerinden birine imza attı.

facebook-paylas
Tarih: 14-06-2026 16:27

Muafiyetini Bir Kenara Bırakıp Cepheye Koştu: Şeyh Hasan’ın Unutulan Kahramanlık Hikâyesi

Mehmet Karakaş özel

Askerlik hizmetinden muaf olmasına rağmen gönüllü olarak cepheye giden Şeyh Hasan, memleketini savunmak uğruna canını feda etti.

Soyu Nedeniyle Muafiyet Hakkına Sahipti

Şeyh Hasan, bölgenin köklü ailelerinden birine mensuptu. Eyyüb el-Ensari soyundan geldiği kabul edilen ailesi, dönemin nakîbü’l-eşrâf kayıtlarında yer alıyordu. Bu statü, Osmanlı Devleti’nde kendisine askerlikten muafiyet hakkı tanıyordu. Dolayısıyla savaş yıllarında cepheye gitmek gibi bir zorunluluğu bulunmuyordu. Köyünde kalabilir, ailesiyle birlikte güvenli bir yaşam sürdürebilirdi. Böyle bir tercihten dolayı kimse onu sorgulamazdı.

Ancak 1916 yılı başlarında Doğu Anadolu’dan gelen haberler endişe vericiydi. Rus ordusu Erzurum’u ele geçirmiş, ardından Muş ve Bitlis düşmüştü. Osmanlı birlikleri geri çekiliyor, Rus ilerleyişinin önünde Diyarbakır'a uzanan yol açılıyordu. Şeyh Hasan için bu yalnızca bir savaş meselesi değildi; yaklaşan tehlike doğrudan memleketini, köyünü ve insanlarını hedef alıyordu.

Gönüllü Milislere Katıldı

Bu gelişmeler üzerine Şeyh Hasan, sahip olduğu muafiyet hakkını kullanmayı reddetti. Müridi Bibnoklu Süleyman ile birlikte Diyarbakır’dan ayrılarak Elazığ’ın Maden ilçesinde oluşturulan gönüllü milis birliklerine katıldı. Bölgenin farklı yerlerinden gelen gönüllülerle birlikte kuzeye, o dönem Çapakçur olarak bilinen Bingöl cephesine doğru hareket etti.

Cephede şartlar son derece ağırdı. Düzenli ordunun yeterli güçle bölgeye ulaşamadığı ilk günlerde savunmanın yükünü büyük ölçüde yerel gönüllüler üstlenmişti. Profesyonel asker olmayan bu insanlar, kış şartlarının hâkim olduğu dağlık bölgelerde, sayı ve teçhizat bakımından üstün Rus birliklerine karşı mücadele veriyordu.

Diyarbakır Yolunda Kurulan Savunma Hattı

Cephedeki gönüllüler, bütün imkânsızlıklara rağmen kritik savunma hatlarını korumayı başardı. Bölge halkından oluşan bu birlikler, Rus ordusunun Diyarbakır yönündeki ilerleyişini yavaşlattı ve durdurdu. Tarih kitaplarında çoğu zaman ayrıntılı biçimde yer almayan bu direniş, bölgenin kaderini etkileyen önemli savunmalardan biri olarak kabul ediliyor.

Şeyh Hasan da bu hattın ön saflarında yer aldı. Savaş boyunca gösterdiği cesaret ve fedakârlık, çevresindekiler tarafından yıllar boyunca anlatıldı. Ancak bu mücadelenin bedeli ağır oldu.

Şarapnel Yarasıyla Dönüş Yoluna Çıktı

Çatışmalar sırasında sol karın bölgesine isabet eden bir şarapnel parçasıyla ağır yaralanan Şeyh Hasan, tedavi imkânlarının son derece sınırlı olduğu cephe koşullarında memleketine dönmeye karar verdi. Güney yönüne doğru yürüyerek Diyarbakır'a ulaşmaya çalıştı. Ancak aldığı yara giderek ağırlaşıyordu.

Yolculuğu sırasında bugün "Garip" ya da Kürtçe adıyla "Xerîb" olarak bilinen köye kadar ulaşabildi. Köyün yakınlarında bir ağacın altında dinlenmek zorunda kaldı. Rivayete göre susuzluk içinde su istedi. Köyden genç bir kız kendisine su getirdi. Ancak Şeyh Hasan, memleketine kavuşamadan burada son nefesini verdi ve şehit düştü.

Gurbet Toprağında Defnedildi

Kimliği ve memleketi bilinmeyen bu yaralı savaşçı, köy halkı tarafından sahiplenildi. Köylüler onu kendi topraklarında defnetti. Zaman içinde mezarı unutulmadı; aksine bölge halkının ziyaret ettiği bir yatıra dönüştü. Şifa ve dua niyetiyle ziyaret edilen bu mekân, yıllar boyunca köylüler tarafından korundu.

Şehadet haberi ise memleketine aylar sonra ulaştı. Olayın tek tanığı olan müridi Bibnoklu Süleyman, Mart ayında Şeyhmalan köyüne dönerek yaşananları ailesine ve yakınlarına anlattı.

Seksen Yıl Sonra Yeniden Keşfedildi

Aradan yaklaşık seksen yıl geçtikten sonra Şeyh Hasan’ın torunlarından biri, dedesinin izini sürmek amacıyla Garip köyüne gitti. Burada, yıllardır ziyaret edilen ve halk arasında saygıyla anılan mezarın gerçekten Şeyh Hasan’a ait olduğunu tespit etti.

Bu keşfin ardından mezar yeniden düzenlendi ve ziyaretgâh hâline getirildi. Böylece memleketine dönemeyen Şeyh Hasan’ın hatırası, hem doğduğu topraklarda hem de son nefesini verdiği köyde yaşatılmaya devam etti.

Unutulmayan Bir Fedakârlık

Şeyh Hasan’ın hikâyesi, Birinci Dünya Savaşı yıllarında Anadolu’nun dört bir yanında yaşanan sayısız fedakârlıktan yalnızca biri. Ancak onu farklı kılan, cepheye gitmek zorunda olmamasına rağmen gönüllü olarak savaşmayı tercih etmiş olmasıdır.

Askerlikten muaf tutulmuştu. Kalabilirdi. Hiç kimse onu yargılamazdı.

Fakat o, memleketinin tehlike altında olduğunu gördü ve cepheye gitmeyi seçti. Rus ilerleyişini durduran savunma hattında yer aldı, ağır yaralandı ve dönüş yolunda şehit düştü.

Memleketine ulaşamadı; fakat gurbet toprağında bir mezar, bir dua ve nesiller boyunca sürecek bir hatıra bıraktı.

Ruhu şad, mekânı cennet olsun.




Kaynak: Güneydoğu Güncel Gazetesi

Editör: Mehmet Zeki Özer

Bu haber 1114 defa okunmuştur.


FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER DİYARBAKIR Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
HABER ARA
GAZETEMİZ

YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
  • HABERLER
  • VİDEOLAR

Web sitemize nasıl ulaştınız?


nöbetçi eczaneler
YUKARI YUKARI